banner214
Öne Çıkanlar mersin sera uyusturucu tarım kenevir bitki yeşil erdemli imecehaber imecegazetesi mersin kaza Tere yağında tavuğun Mersin tarihi KAYIP dersimliler

“İNFAZ YASASI KEYFİ BİR ARAÇ HALİNE GETİRİLDİ”

Haber: Hüsamettin TANRIKULU

İnfaz Yasası’nın keyfi bir araç haline getirildiğini ve cezaevinde bulunan tutuklulara zorla koğuş değişikliğinin dayatıldığını dile getiren İnci, “Koğuş değişikliği sırasında cebir uygulandığı, kişisel eşyalarının taşınmasına müsaade edilmediği, sonrasında idare tarafından da eşyaların verilmediği öğrenilmiştir. Mahpus Ahmet Beyaz’ın çıplak aramaya maruz kaldığı öğrenilmiştir.” ifadelerini kullandı.

Hapishane koşulları ve yaşanan hak ihlallerinin hasta mahpusların yaşamını çekilmez duruma getirdiğini belirten Gazi, “Özellikle ağır kronik rahatsızlığı olan mahpuslara makul yaşam ve tedavi koşullarının sunulmadığı, sağlık haklarının ihlal edildiği gözlemlenmiştir.”

 “KEYFİ BİR ARAÇ OLARAK KULLANILDIĞI GÖZLEMLENMİŞTİR”

 İnfaz Yasası’nın keyfi bir araç haline getirildiğini dile getiren İnci, “İşkence ve kötü muamele ile ilgili, halay çeken mahpuslara disiplin cezası verildiği, mahpuslardan Abdulhalim Özdemir’e 19 gün hücre cezası verildiği, halay çeken mahpuslara hapishane idaresince verilen haksız disiplin cezalarının tamamının Tarsus İnfaz Hakimliği’nce iptal edildiği öğrenilmiş, cezaların tamamen keyfi olduğu, mahpusların sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlerinin ceza tehdidi ile engellendiği, İnfaz Yasasının mahpusları sindirmek için keyfi bir araç olarak kullanıldığı gözlemlenmiştir” dedi.

 “ÇIPLAK ARAMAYA MARUZ KALDIĞI ÖĞRENİLMİŞTİR “

Tutuklulara verilen disiplin cezalarını dile getiren İnci şu şekilde konuştu: “Mahpuslara zorla koğuş değişikliği dayatıldığı, koğuş değişikliği sırasında cebir uygulandığı, kişisel eşyalarının taşınmasına müsaade edilmediği, sonrasında idare tarafından da eşyaların verilmediği öğrenilmiştir. Mahpus Ahmet Beyaz’ın çıplak aramaya maruz kaldığı öğrenilmiştir. Sağlık, beslenme ve hijyen ile ilgili; özellikle son yıllarda raporlarımıza yansıdığı üzere Mersin yerelindeki hekimlerin mahpuslara yönelik tavır ve davranışlarının, tedavi yöntemleri ya da keyfi tutumla tedaviden kaçınma eylemlerinin vahim ve endişe verici boyuta ulaştığı gözlemlenmiştir. Mahpuslara hiçbir tehlike intibası uyandırmamalarına rağmen peşin bir yargı ile kelepçeli muayene dayatılması, mahpus Sara Kaya’nın tedavisinin seyri için mahrem bölgelerinin göründüğü bir muayene sırasında gardiyanın içeride kalmasının dayatılması, bu durumdan rahatsız olan mahpusun hekimin sözlü tacizine maruz kalması ve tedavisinin yarım bırakılmasının insan haklarına ve meslek onuruna ağır saldırı niteliği taşıdığı tespit edilmiştir.”

 “SAĞLIK HAKLARININ İHLAL EDİLDİĞİ GÖZLEMLENMİŞTİR”

İnci, hasta tutukluların durumuna şu şekilde değindi: “Mahpuslardan Songül Bağadır’ın mide rahatsızlığı olduğu, Sara Kaya’nın kalp ve tansiyon rahatsızlığının olduğu, Ahmet Çelik’in 2015 yılında gözaltına alındığı esnada kafasına aldığı darp neticesinde felç geçirdiği, daha önce hapishanede kalamayacağına ilişkin raporu bulunmasına rağmen hala hapishanede tutulduğu, Nesip Yapıcı’nın yakın zamanda gırtlak kanserini atlattığı, halen tedavisinin devam ettiği, ayrıca kalp ve tansiyon rahatsızlığının olduğu, Muhammet Akyüz’ün bacağında ve vücudunun başka bölgelerinde mermi yarasının olduğu, ameliyat edilmesi gerektiği, Vedat Aydın’ın kalp rahatsızlığı ve KOAH hastalığı olduğu ve yoğun diş ağrıları çektiği, Abdulaziz Özdemir’in hipertansiyon ve kalp rahatsızlığı olduğunu, Ali Atan ve Ali Şen’in tansiyon ve astım hastası olduğu, Şemsettin Kaya’nın astım, şeker ve tansiyon hastası olduğu ayrıca ciğerlerinde sıkıntı olduğu, Murat Karaarslan’ın ağır kalp hastası olduğu, anjiyo olması gerektiği, Adnan Özbay ve Mustafa Abi'nin  şeker hastası olduğu, Abdulkerim Aksu, Kasım Elçi ve Hadi Elçiçek’in kalp hastalığının olduğu, Nesip Kaplan’ın çölyak hastası olduğu, Mehmet Aktaş’ın epilepsi hastası olduğu ve son zamanlarda kalp rahatsızlığı yaşadığı, Rıdvan Özer’in KOAH hastası olduğu, Mahmut Kaygan’ın hayalarında büyüme olduğu, cezaevinde yardımsız yaşayamayan Wernika Korsakoflu ve cezaevinde kalamaz ATK raporuna Yavuz Ateş’in halen tahliye edilmediği öğrenilmiştir.  Hapishane koşulları ve yaşanan hak ihlallerinin hasta mahpusların yaşamını çekilmez duruma getirdiği, özellikle ağır kronik rahatsızlığı olan mahpuslara makul yaşam ve tedavi koşullarının sunulmadığı, sağlık haklarının ihlal edildiği gözlemlenmiştir.”

 “KÜRTÇE YAZILAN MEKTUPLARIN VERİLMEDİĞİ

Tutukluların beslenme ihtiyaçlarının yetersiz ve şartların kötü olduğunu, kantin fiyatlarının yüksek olduğunu, gardiyanların hijyen kurallarına dikkat etmediğini, salgın tedbirlerine dikkat edilmediğini sıralayan İnci, “Mahpuslara havalandırmaya çıkma, spor yapma ve sosyalleşme imkanları tanınmadığı, tecrit koşullarının dayatıldığı, oda değiştirme taleplerinin yerine getirilmediği, eğitsel ve kültürel faaliyetlerin neredeyse tamamen durduğu, Kürtçe yazılan mektupların verilmediği ve sair ihlaller gözlemlenmiştir. Kitap, dergi, gazete ve sair imkanları ile dilekçe hakkı ile ilgili; mahpuslara Yeni Yaşam Gazetesi ve bakanlık onaylı Kürtçe ya da Kürt tarihi ile ilgili kitapların verilmediği, kırtasiye ihtiyaçlarının karşılanmadığı, keyfi şekilde kitap kotasının uygulandığı, kurum ve kuruluşlara yazılan dilekçelerin gönderilmediği, dilekçeler için evrak kayıt numarasının verilmediği ve sair ihlaller gözlemlenmiştir” diye belirtti.

 “İNSANLIK ONURU İLE BAĞDAŞMADIĞI HATIRLATILMALIDIR"

 Tutukluların idareyle iletişime geçemediğini, hukuki haklarının yerine getirilmediğini dile getiren İnci, “Geçmiş Tarsus Hapishanesi raporlarımız dikkate alındığında; insanlık dışı ve onur kırıcı muamelelerin, beslenme ve sağlık sorunlarının devam ettiği, ağır hasta mahpusların tedaviye erişim haklarının sağlanmadığı ya da geç veya eksik sağlandığı, mahpusların eğitim, spor veya mesleki faaliyetlerinin yaptırılmadığı ya da mevzuata aykırı yaptırıldığı, kitap, dergi, gazete gibi materyallere erişimin siyasi ya da ırkçı yaklaşımlarla engellendiği, idarenin mahpuslarla diyalogdan kaçındığı ve temel insani sorunlarını gidermekten imtina ettiği, hasılı; hapishanedeki mevcut tüm sorunların mütemadiyen devam ettiği gözlemlenmiştir. Hapishanelerde sürekli olarak yaşanan hak ihlallerinin hapishane yaşamını dayanılmaz kıldığı ve insanlık onuru ile bağdaşmadığı hatırlatılmalıdır” dedi.

 “SÜRECİN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ

 Kamuoyuna duyarlılık çağrısında bulunan İnci, şunları söyledi: “Tespit edilen hak ihlallerinin, işkence ve kötü muamele uygulamalarının son bulması için; TBMM İnsan Hakları Komisyonu, Adalet Bakanlığı, Valilik İnsan Hakları Birimi, Hapishane İzleme Kuruluna, adli birimler, siyasi partilere ve insan hakları örgütleri ve sair ilgili/görevli birimlerine gereğinin yapılmasını, onurlu ve insani bir yaşamın tesisi adına talep ediyor, sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna bildiriyoruz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner198

banner227

banner233

banner258

banner231