banner214
Öne Çıkanlar kaza korkuteli salı askon covid hentbol sinan

ONLAR, BEDENLERİNİ BİLİME BAĞIŞLAYAN ‘SONSUZ ÖĞRETİCİLER’

Mersin Türkiye’de yeni bir kavram olan ‘beden bağışçısı’, tıp fakültelerinde anatomi eğitimi alan hekim adaylarının kadavra ihtiyacını karşılayabilmeleri için olmazsa olmazların başında geliyor. Türkiye’de, iyi bir sağlık eğitiminin en önemli ayaklarından birini oluşturan kadavra temini ise ciddi bir sıkıntı. Diyanet İşleri Başkanlığının, insanların bedenlerini kadavra olarak bağışlamalarında dinen bir engel olmadığı yönündeki açıklamaları, bu konuda tıp camiasını biraz daha umutlandırıyor. Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi hocaları, kadavraları ve beden bağışçılarını, ‘bilime katkı sağlayan sonsuz öğreticiler’ olarak niteliyor.

Hekimlerin, insanlara iyi ve doğru bir sağlık hizmeti verebilmelerinin yolu, insan anatomisini çok iyi bilmelerinden geçiyor. Bunun için de tıp fakültelerinde eğitim alan hekim adaylarının kadavralar üzerinde eğitim almaları gerekiyor. Ancak, henüz organ bağışında bile istenilen düzeye ulaşılamayan Türkiye’de, iyi bir sağlık eğitiminin en önemli ayaklarından birini oluşturan kadavra temininde ciddi sıkıntılar yaşanıyor. İnsanların, ‘beden bağışı’ konusunda yeterince bilgi sahibi olmaması, dini çekinceler ve duygusal yaklaşımlar, bu sıkıntının başlıca nedenlerini oluşturuyor.

Türkiye’deki tıp fakültelerinin anatomi bölümleri, kadavra ihtiyacını vefat eden kimsesizler, beden bağışçıları ve ithal etme yoluyla karşılamaya çalışıyor. Tıp eğitimi için olmazsa olmaz kadavraya ulaşmak, Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu’nun, ‘bedene saygı gösterilmesi, dini vecibelerin yerine getirilmesi ve sadece bilim için kullanılması şartıyla insanların bedenlerini bağışlamalarında dinen bir engel olmadığı’ yönündeki açıklamasına karşın halen çok zor.

Mersin Üniversitesi 20 Kadavra İle Hekim Adaylarına Eğitim Veriyor

Yeterli sayıda olmasa da hekim adaylarına kadavra üzerinde eğitim verebilen sayılı üniversiteler arasında yer alan Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Anatomi Anabilim Dalı, tıp eğitimi için kadavranın önemini laboratuvarını anlattı. Öğrencilerin, kadavra, insan kemikleri ve maketler üzerinden eğitim aldıkları laboratuvarda, 20 yetişkin, yaklaşık 50 de fetüs kadavra bulunuyor. Her biri ikişer bölümden ve iki kattan oluşan, 8 kadavra alan iki tane formaldehit havuzun yer aldığı laboratuvarda, 6 kadavra alan morg ünitesi de bulunuyor.

“Bu Konuda Farkındalık Oluşturmak İstiyoruz”

Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Anatomi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Alev Bobuş Örs, laboratuvarda yaptığı açıklamada, kadavranın iyi bir tıp eğitimi için çok önemli olduğunu söyledi. Kadavraların sadece öğrenci eğitiminde değil, cerrahların kendilerini geliştirmelerinde de önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Örs, Beden bağışının, Türkiye için yeni bir kavram olduğunu ve sıkıntılar bulunduğunu dile getirdi. Örs, “Çünkü herkesin buna bakış açısı farklı. İnsanların duygusal dünyası farklı, kimseyi ‘niye böyle düşünüyor’ diye eleştiremeyiz. Ancak, bilime bu şekilde faydalı olmak isteyen insanlar var. Onların anatomi bölümüne ulaşması zor olabiliyor. Anatomi bölümüne ulaşmaları gerektiğini bilemeyebiliyorlar ya da yakınları bu konuda razı olmayabiliyor. Bu anlamda sıkıntı var. Bunun için de biz toplumu bilinçlendirmek, farkındalık oluşturmak istiyoruz. ‘Gelsin herkes bedenini bağışlasın’ değil tabi ki ama bağışlamak, bilime bu şekilde faydalı olmak isteyenlerin tıp fakülteleri anatomi bölümlerine başvurmaları gerektiğini anlatmak istiyoruz” dedi.

  Bu amaçla her yıl ‘beden bağışı teşekkür törenleri’ düzenlediklerini ve bedenlerini bağışlayanlara minnettarlıklarını dile getirdiklerini vurgulayan Örs, bu haberlerin duyurulmasının bile insanlara ulaşmak için bir yol olduğunu söyledi. Örs, bu konudaki bilgi eksikliğinin sadece toplumda değil, sağlık personelinde de olduğunu, onları da bilgilendirmeye çalıştıklarını ifade etti.

“Diyanet İşleri Başkanlığımızın Açıklaması Var”

Daha önceki yıllarda yasal çerçevede kimsesiz bedenlerin anatomi bölümlerine alındığını belirten Prof. Dr. Örs, “Ancak, bu kişilerin yaşamlarında bedenlerinin kadavra olmasına razı olup olmadıkları bilinmediğinden bu bizim gibi kadavralarla çalışan hekimler için de vicdani olarak bir soru işareti, engel ve yük oluşturuyordu. Ama farkındalıklar oluştukça kendini bağışlamak isteyen insanlar da bize ulaşıyor. Böylece onların eğitim ve bilimsel amaçla kullanılmaya razı olduklarını bilerek yaklaşmak, bizim için daha vicdanımızı, kafamızı rahatlatan bir durum” diye konuştu.

  Diyanet İşleri Başkanlığının da bu konuda açıklaması olduğuna dikkat çeken Örs, “Bedene saygı çerçevesinde, sadece bilimsel amaçla kullanılmak şartıyla bir engel olmadığına, bunun caiz olduğuna dair Diyanet sayfasında da bilgilendirme var. Zaten anatomi bölümlerinde bu saygıyı gösteriyoruz. Herkes bundan emin olabilir. Daha sonra defnedilirken de kişinin vasiyeti gereğince uygun törenleri gerçekleştirerek, kefenlemenin, yıkamanın, her şeyin usulüne uygun şekilde yapılarak defnedilmesini sağlıyoruz” ifadelerini kullandı.

 “20 Kadavramız, 95 Beden Bağışçımız Var”

 20 kadavra ile her yıl binin üzerinde öğrenciye eğitim verdiklerini belirten Prof. Dr. Örs, Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesine her yıl 300 öğrencinin kayıt yaptırdığını kaydetti. Örs, birinci ve ikinci sınıflarda 600’e yakın tıp öğrencisinin yanı sıra dişçilik fakültesi ve teknisyenlik branşlarının öğrencileri ile birlikte her yıl binden fazla öğrencinin, laboratuvarda kemikler, kadavralar ve maketlerle anatomi dersi aldığını ifade etti. Örs, “Şu anda 20 kadavramız var. Bunun dışında kendini bağışlamak üzere bize başvurmuş 95 beden bağışçısı var. Biz bu bağışçılara bir form veriyoruz. O formda bedenlerini bağışlarken bilimsel amaçla kullanılacağına dair bir madde işaretleniyor. Onların gelecekte nasıl bir prosedüre maruz kalacaklarını bilerek bu işlemleri yapmalarını istiyoruz. Yakınlarından iki kişinin şahitlik yapması ve bir de hekimin onaylaması gerekiyor” şeklinde konuştu.

“Organ Bağışı Beden Bağışına, Beden Bağışı Organ Bağışına Engel Değil”

 Beden bağışı ile organ bağışının birbirinden çok farklı olduğuna işaret eden Örs, beden bağışı yapmak isteyen bireylerin, tıp fakültelerinin anatomi bölümlerine, organ bağışı yapmak isteyenlerin de hastanelerdeki doku ve organ nakli bölümüne başvurmaları gerektiğinin altını çizdi. Bu iki durumun birbirine hiçbir engel taşımadığını ifade eden Örs, “Bir insan hem organlarını hem kadavrasını bağışlayabilir. Beden bağışçısı olması organ bağışına, organ bağışı yapması kadavra bağışına engel değil” değerlendirmesinde bulundu.

“Sonsuza Kadar Burada Kalmıyorlar; 3 İla 5 Yıl Sonra Defnediliyorlar”

Bir kere kadavra bağışında bulunmasının kişinin vazgeçemeyeceği anlamına gelmediğine de dikkat çeken Örs, yakınları razı olmadığı için ya da kendisi fikir değiştirip vazgeçebileceğini söyledi. Bağışçının laboratuvarda faydalı bir süre geçirmesi için 3 ila 5 yıl arasında bir zaman dilimi seçildiği bilgisini veren Örs, “Bedeni ilaçlıyoruz, organ ve doku saklama dolaplarında muhafaza ediyoruz. En az 3 yıl kalmasını istiyoruz. Daha sonra yakınlarına teslim ediyoruz. Kadavra bağışı yapan her bireyin de illaki bir mezar yeri oluyor, defnediliyor. Yani geldikleri zaman sonsuza kadar burada kalmıyorlar” dedi.

“Onlar, Bizim Gözümüzde Sonsuz Öğreticiler”

Kadavraların bilime hizmet ederek toplumun daha iyi sağlık hizmeti almasını sağladıklarını vurgulayan Örs, şöyle devam etti: “Onlar, bizim gözümüzde sonsuz öğreticiler; çünkü bedenlerini sunarak bilime katkı sağlıyorlar ve bu sonsuza ulaşan bir durum. Sonsuz sayıda öğrenciye ulaşıyor ve o öğrenciler daha iyi yetişip daha iyi hekimler, daha iyi cerrahlar olup toplumun da daha iyi sağlık hizmeti almasını sağlıyorlar. Biz yaptığımız törenlerle hem bağışçı yakınlarına hem de kimsesizlere teşekkürlerimizi ve şükranlarımızı sunarken hem öğrencilerimiz adına hem burada yetişen, becerilerini geliştiren uzmanlar ve cerrahlar adına hem de kadavralar sayesinde daha iyi sağlık hizmeti alan vatandaşlarımız adına teşekkür ediyoruz.”

Haber Merkezi

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner198

banner227

banner233

banner255

banner231