banner165

Sonyaz da tasını tarağını toparlamaya başladı; dalından kopan çınar yapraklarıyla rüzgarın önünde savrulup gidiyorum…

Geçmişte mevsimlerin kendine özgü bir güzelliği vardı!

Teknolojik gelişmeler her şeyi birbirine karıştırdı!

Dönemine göre kuş olup uçmak, yel olup esmek, ekin olup bitmek, su olup akmak sanırım daha da güzeldir; savaşın olmadığı, insanların birbirine küsmediği, çocukların açlıktan sıtmadan, boğmacadan kızamıktan ölmeyip özlemden değil, sevinçten ağladığı bir dünyada...

Ama nerde o günler!

Ağaçlar yeşil yeşil, çiçekler rengârenk gülse de insanlar solgun; feri kaçmış gözlerinin bakışları donuk. Yüzleri içlerinin aynası olan garibanlar varlıklarını sürdürebilmek için her gün biraz daha küçülen ekmekten pay kapmanın hesabı içindeler. Tutuşturuldukları kör dövüşünde birbirlerinin kafasını yarıp gözünü çıkarıyorlar. Kimi yurdunda, kimi gurbette tümü perişan!

Oysa ömrün sınırlı olmasına karşın terörle kundaklanıyor sevgi ormanı; insanlar, börtü böceği kanla sulanan ormanın. İşin garip tarafı; yanan, yakılan insanların büyük bir bölümü aymazlığın denizinde yüzüyor. Kimileri canından bezmiş, kimileri ise sabırlarını öbür dünyada göreceği vaat edilen güzelliklerin avuntusuyla diri tutup çile dolduruyorlar!

Suyun başını tutanlara gelince; bütün yüksek dağları onlar yaratmış; efendilerde bir afra, bir tafra; hiddetten ateş fışkırıyor gözlerinden!

Ne yapıyorlarsa beğendiremiyorlarmış biz nankör gafillere! Yok, bin bir çeşit ürün insanlığın hizmetine sunuluyormuş, yok onlar olmasa memleket batarmış, mış da, muş da…

Vaatler, yalanlar…

Yapmayın ya! Keyif çattıkları koltuklarda babalarının hayrına oturuyorlar sanki! Bırakın bu ağızları, düzen aynı düzen; tarihin derinliklerinde kaldığı söylenen kölelik devrinde olduğu gibi, yine çoğunluk üretiyor, azınlık debdebe içinde tüketiyor!

Mimarı olmakla övündüğünüz düzende mazlumların hiç kıymeti yoktur; bebeler deri-kemik kalıp açlıktan ölürken, siz koca adamların yanakları dokunulsa kan damlayacak gibi!

Yaygarayı bırakın beyler; bugünün çağdışı ilan edilen kölelik düzeninden farkı, üretenlerin zincir yerine, ekmeğiyle tehdit edilip yoksullukla denetim altında tutulmasıdır!

 Bari geçmişte gökyüzünden yağmur yerine bomba yağmıyordu!

Zenginin yoksulu ezip güçlünün zayıfı boğması yerleşik kural oldu sayenizde.

Hadi gel de gönlün çiçeklensin bunca çirkinliğin içinde!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner186

banner189

banner185

banner188