banner214

Haftalardır konuşuyoruz ama gündem çok değişmiyor. 9. kaset yayınlandı hükümet çevreleri hala suskunluğunu korumaya devam ediyor. Bu kadar somut ve kanıtlı iddia var iken yargı neyi bekliyor anlamak mümkün değil. Bu iddialara yalandır diyemiyorlar Çünkü ispatlı olduğu söyleniyor. Oysa insanın yürüyüşünden bile suç unsuru yaratanlar bu kadar iddialardan nasıl sıyrılırlar anlaşılması çok zor durumlardır. Önemli hukukçulardan Turgut KAZAN sessizlik ikrardan gelir demiştir. Kimse derin konulara net olarak dokunmuyor. Birileri şu işi çözse diye mırıldanıyor. Yani beklenen kim bu işi çözecek olayı.

Bu Demirören grubu biz bildik bileli zengin ve sanayici bir çevreydi. Bu kadar aşırı ve hileli zenginliğe ne ihtiyaç var anlamak mümkün değil. Hani bir hikaye varya; Allah yürü ya kulum demiş bu kullarına. Ne yapsınlar itiraz olmaz ki, bizlere de yerinde otur ya kulum demişler, bizlerde yerimizde otuacağız başka yapacak bir şey yok.  Ülkemizde tarım ölmüş, Ziraat Bankası çiftçiye yeterince destek olmaz, kredi vermez ama Demirörenlere olunca kredi verilir ve teminat alınan gayrimenkuller beş para etmez, olan devletin parasına olur. Hani bir deyim vardır; Dalavere Dubara Kürt Mehmet Nöbete, ne yaparsak yapalım kurtuluş yok, her şekilde fatura fakir fukaranın sırtına yıkılıyor. Yıllar öncesi ile ilgili yaşanmış bir anımızı anlatayım;  Üç kişi olarak Susanoğlunda almış olduğumuz bir arsaya inşaatın bir bölümünüde yapmak kaydı ile arsamızı ve yapılan imalatı ipotek ettirerek Halk Bankasından kredi müracatımız oldu ama çevremiz olmadığı için ve talebin 2 katı ipotek veremediğimiz için yatırımı gerçekleştiremeden yarım bırakmak zorunda kaldık. Güçlü ortaklarınız ve iyi çevreniz olursa cebinizden para çıkmadan yatırımlar gerçekleşiyor. Geri ödeme hiç sorun değil. Halbuki bizim müracatımızda biz ne kadar zorlanmıştık o kriterleri yerine getirirken.

Marmara Denizinde yaşanan deniz kirliliği olayı çevre sorununun ne kadar önemli olduğunu ortaya koymuştur. Basit ve geçici çözümlerle bu işin çözülemeyeceği, kalıcı ve kesin çözümler üretmek gerektiği ortaya çıkmıştır. Çevreyi ve doğayı bu kadar hoyratça kirletirseniz bir süre sonra o bölgeler alarm verir ve yaşayanlardan çok acı intikam alır. Ülkemizde son yıllarda 18.000 civarında faaliyet ruhsatı alan maden sahası mevcuttur. Bunlar ilk kuruluş aşamasında doğayı ve çevreyi acımasızca kirletiyorlar. Kimse sesini çıkarmıyor. Madenler çıkarılsın kimse buna karşı değil ama çevreye ve doğaya zarar verilmesin. Bunlar önlensin yoksa önümüzde ki dönemlerde istesekte eski haline dönüştüremeyiz. Doğaya hep beraber sahip çıkmamız gerekir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.