banner214

Ülkemizde son yirmi yılda mevcut hükümetle dine dayalı yaşam etkinleştirilerek tamamen direksiyona geçilmiştir. Bürokrasi, yargı, polis, asker teşkilatı tamamen cemaatlerin kontrolüne tahsis edilmiş, kadrolar onlar tarafından oluşturularak, yönetilmiştir.

Gazeteci İsmail SAYMAZ bir Yargıtay üyesi ile görüşmesine dayandırarak anlatıyor; daha önceleri FETÖ hakimiyeti alanında olan bahsettiğimiz kurumlar şimdi biri Nakşibendiliğin İsmailağa Camii kolu tarafından kurulan Hak-Yol Vakfı yurtlarından yetişenler, diğeri Menzilciler. Ardından okuyucu ve yazıcı olarak bilinen Nurcu Cemaatler geliyor. Hak-Yol Vakfı yargıda hkimiyeti kurmuş durumda. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ve Danıştay bunların kontrolü altında. Adalet Bakanlığı ve Yargıtay'da da baya etkinlermiş. Bu gurubun üye sayısının bin civarında olduğu tahmin ediliyor. Daha önce bu Hak-Yolcular FETÖ örgütünün içinde yer alarak yol yürürken Fetöye yapılan operasyondan sonra kendi isimlerini kullanarak yol yürümeye başlamışlardır.

Bu cemaat üyeleri kendi aralarında sosyal medya Whatsapp gurubu kurarak iletişim, toplantı ve çalışmalarını pek de gizleme gereği duymadan alenen yapıyorlar. Atama ve terfilere müdahale ediliyor. Devletin çıkarlar için değil, cemaat mensuplarının çıkarlarına çalışıyorlar. Bu bilgiler Adalet Bakanına ve Cumhurbaşkanı'na anlatıldığı halde hiç bir gelişme kaydedilmemiştir.

Avrupa Birliği ve Amerika yargıda eşitsizlik konusunda ülkemiz üzerinde etkili baskı oluşturmaya başladılar. 10 ülkenin büyükelçileri açıklama yaparak Osman KAVALA'nın derhal serbest bırakılmasını talep etmişlerdir. Avrupa Birliği Selahattin DEMİRTAŞ’ın da bir an önce serbest bırakılması talebini defalarca yinelemiştir. Sanırım bundan sonra yaptırımlar uygulamaya başlayacaklar. Bu konularda inat etmek çok anlamsız. Birçok konuda olduğu gibi aslında çözüm üretmek mümkün, bakalım aklıselime ne zaman dönülecek. Eğer çözüm üretilmezse Avrupa'dan ve Amerika'dan gün be gün uzaklaşıyoruz. Bu yanlış politikalar yüzünden hiç bir komşumuzla doğru dürüst sağlam bir diyalog içinde değiliz.

Önümüzdeki yıl bütçesi belirginleşti ama halka yönelik bir destek yok. Destekler beşli müteahhit çetesine, köprülere ve ayrıca TUGVA ve benzeri vakıflara, Saraya gidiyor. Zamlar ve sefalette geniş halk kitlelerine kalıyor. Bu halk bir gün uyanacak ve bu saltanat son bulacaktır. Hani bir deyim var; Zalimin zulmü varsa fakirin Allah'ı var diye. Bir de hep deriz Allah'tan umut kesilmez diye. Umudumuzu koruyoruz. Bu yanlışları hep anlatacağız, hep konuşacağız neticeyi alana, halkın iktidarını kurana kadar.

Uzun bir süredir muhalefet partilerince ciddi bir mücadele yürütülüyor ve ilk seçimlerde netice alınacak gibi görülüyor. Bu yanlış gidişten eski Ak partililerde memnun değiller ve bazı noktalarda seslerini yükseltiyorlar. Görünen şu ki artık mevcut iktidarı savunacak fazla kimse yok. Algı yaratmak için İletişim Başkanlığına ciddi, büyük bir bütçe ayrılmış ama sanırım yama çok büyük, dikiş tutmuyor. İnsanlar ciddi sıkıntıda olduğu için söylenen yalanlara kanmıyorlar.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner198

banner227

banner233

banner255

banner231