banner214

YANGIN VAAAR!..

Tüm ülkemizi kasıp kavuran iki büyük yangın var. Biri Covit 19 salgını..

Diğeri işsizlik, yoksulluk, yokluk..

Devlet büyüklerimiz, bunları görmüyor mu?

Ben, iktidar yandaşı medya organlarını izliyorum. Hiç birinde ülkenin bu can alıcı sıkıntılarını tüm gerçekleriyle dile getirdiklerini göremiyorum. .

Sayın Cumhurbaşkanı sadece bu yayınları mı izliyor? Yüklü miktarda maaş alan danışmanları bu gerçekleri anlatmıyorlar mı?

Bu ülkede her gün işini kaybedip ya da hiç iş bulamamış insanlarımız bunalıma giriyor, hatta intihar ediyorlar. Eğer bütün bunları biliyor ve aldırış etmiyorsa yazıklar olsun demekten başka ne diyebiliriz?...

Yok ülkedeki bu yangınlardan haberdar değilse bu daha da vahim ve acı. Hem de çok acı…

Pandeminin başından beri, yarım yamalak, parça parça önlemler alınıyor. Oysa aklın yolu birdir.

En baştan 30 günlük tüm sektörlerde herkesi evine kapatıp, hasta olanları ayıklayıp, salgın bıçak gibi kesilebilirdi. Devlet, tek kuruş vermese de hiç kimse açlıktan ölmezdi. Ama 14 aydır topluma işkence eder gibi yarım yamalak tedbirlerle, hastalık da önlenemedi. İşsizlik de patladı. Millet perişan oldu. Kimine yasak var. Kimine yok. Kimi daha çok zengin oluyor. Büyük çoğunluk ise perme perişan.

Böyle olur mu?..

Pandemi ile mücadele en baştan yerel yönetimlere bırakılsaydı bu kadar kötü durumlar olmazdı.

EMEK BAYRAMI

1 Mayıs Emek ve Dayanışma günü…

Dünyanın bir çok ülkesinde Emek Bayramı olarak kutlanan 1 Mayıs , emekçilerin uzun yıllar süren mücadelesi sonucu 8 saatlik çalışma hakkının kazanılması sonucu özgür ülkelerde sevinç ve coşkuyla kutlanıyor. Türkiye’de ilk kez 1923 de resmi olarak kutlanmış, 2008 de ‘’Emek ve Dayanışma Günü’’ olarak kutlanması kabul edilmiş, 22 Nisan 2009 da yasa ile 1 Mayıs resmi  tatil ilan edilmiş.

Sayın Cumhurbaşkanı, ‘’Benim Başbakanlığım döneminde bu yasa çıkarılmıştır’’ diyerek kendisine de bir övünme payı çıkarmıştır. Peki, ülkemizde emekçiler kutlamalarını özgürce gerçekleştirebiliyor mu? Bence hayır… Her yıl tüm dünyaya çirkin görüntüler veriyoruz. Türkiye’de barışçı gösteri yapmak artık suç sayılıyor. Vahşi kapitalizm ülkemizde kimseye nefes aldırmak istemiyor. Artık ne düşünce özgürlüğü, ne Anayasal hak olan barışçı gösteri özgürlüğü, ne de sendikal özgürlüğün varlığından söz edilemez… O halde ne ile öğünüyoruz?.. Neyi kutluyoruz?.

DÜNYA BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ GÜNÜ

3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü dolayısıyla ülkemizde Basın kuruluşları ve  siyasiler çeşitli açıklamalar yaptılar. En çarpıcı açıklamayı CHP Genel Başkan Yardımcısı Zeynep Altıok yaptı. Okuyucularımızın dikkatine sunmak istiyorum. Altıok ‘’Türkiye AKP döneminde 56 sıra geriye düşürüldü. 2017 sıralaması sonrasında Türkiye; Ermenistan, Rusya, Kongo Cumhuriyeti, Afganistan, Endonezya, Cezayir, Mozambik, Fiji, Nikaragua, Dominik gibi ülkelerin bile gerisine düşmüş oldu. ‘’ dedi.

Tüm dünyada tutuklu gazetecilerin sayısının 348 olduğunu, Türkiye’de 159 gazeteci ve medya çalışanının cezaevinde tutuklu olduğunu ilave etti.

Ben 50 yıllık gazeteci olarak, sevgili okurlarıma kısa ve öz olarak şunu söylemek istiyorum;

Bir ülkede Basın mensupları, yazılarını özgürce yazamıyorsa, kendi kendine sansür uygulamak zorunda kalıyorsa, bilin ki o ülkede aşırı derecede yolsuzluklar, yasa dışı işler yapılıyor demektir. Şeffaflığın olmadığı, basın özgürlüğünün eksik olduğu ülkelerin fakirlikten kurtulması, kalkınması mümkün değildir.

Özgür basının olmadığını da en son çıkan genelge kanıtlamıyor mu?

 ‘’Toplumsal olaylarda fotoğraf çekmek yasaktır’’

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner198

banner227

banner233

banner255

banner231