banner214

Ben Türkçesini "Halkoylaması" olarak yazıyorum, ama siyasiler illa da "Referandum da referandum..." diye ısrar ediyorlar. Bu anlamsız tutumda niçin ısrar ediliyor?

Anlamış değiliz.

"Halkoylaması" Türkçe bir sözcük...

"Referandum" ise yabancı kökenli...

Türkçe'ye karşı yabancı bir sözcüğü tercih etmenin ne anlama geldiğini söylemeye/yazmaya gerek görmüyorum.

Son dönem siyasetçiler nedense Türkçe yazma ve söyleme konusunda özenli bir tutum sergilemiyorlar.

Oysa, geçmişte böyle mi idi?

İsmet Paşa, dil konusunda çok duyarlı davranır, Osmanlı döneminden gelen, o dönemde Osmanlıca yazan/söyleyen bir kişi iken; Cumhuriyet'le birlikte hem Türkçe yazdı, hem de Türkçe söylemleriyle yurttaşlara örnek bir kimlik oldu yaşamı boyunca.

DP'nin kurucularından Celal Bayar ve Adnan Menderes, İnönü kadar değilse de; kimi yer ve zamanlarda Türkçe söylemleri tercih ettikleri oldu. Ama bu konuda hiç bir zaman ısrarcı olmadılar nedense...

Zaman akıp giderken "dil birliği"mizi sağlayan Türkçe'ye karşı önemsemez/umursamaz tutumlar/davranışlar en çok da kimi siyasetçilerden geldi, yaşandı.

Yaşanıyor da...

Eskiden en çok dikkat çeken husus; her zaman ve her yerde CHP Genel Başkanlarının ve çevresinin duru bir Türkçe kullanıp, millet/ulus olmanın bu en önemli dayanağını bir abide gibi sahiplenişleri dikkat çekiyordu.

Şimdi öyle mi?

Maalesef...

Xxx

Halkoylamasının anlamını hangi yurttaşa sorsanız mutlaka tutarlı bir yanıt alırsınız.

Ama referandumun anlamını sorsanız, öyle mi?

Anlaşılır ve anlaşılmazlık yanyana... Yarıştırılıyor...

Siyaseti labirentlere çekip; demokrasiye tutarsızlık ayarı vermeye çalışma/gayreti ise bu ülkede devam edip gidiyor.

Sormak gerekiyor; yaşanan bu ikilemli duruş/düşünüş ve davranışlar karşısında:

- Siyasette kim dürüst?

Öyle ya, siyasetçiler her gün, her saat birbirlerini karalamıyor mu, aşağılamıyor mu?

Yurttaş bu ikilem içinde kime inanıyorsa ona güveniyor ve oyunu veriyor ama, bu eyleminde kendinde olması gereken özgüveninin payı ne?

Böyle bir özgüven için; demokrasi kültürünün zenginliği/bereketi gerekli öncelikle... Bu bireysel kültür kaynağı ne denli yoğun/ bereketli olursa işte o zaman o ortamda/toplumda huzur da olur, bereket de...

Xxx

Holland'da geçen hafta içinde yapılan seçimi olanaklarım ölçüsünde izledim.

Toplumsal yaşamın kültür zenginliği siyaset dünyasına öylesine bir özgüven, huzur aşılamış ki, ülkede ne sokaklarda/caddelerde, ya da başka yerlerde hoparlörlerle propaganda var, ne de seçimi konu alıp konuşan...

Peki, bizdeki bu durum ne?

Hiç bir siyasetçi üzerine almayacak ama, "demokrasi kültürü"nü bu topluma yeterince aşılamamış, vermemişiz.

Demokrasinin sağladığı koltuk kapma yarışına katılanlar, bu ülke insanına demokrasiyi en dürüst yoldan öğretme sorumluluklarını unutmamalılar. Bu yapılmadığı sürece çok daha bu siyasal propagandaların tutsaklığında yaşar gideriz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner227

banner233

banner255

restbet