Bazı insanlar çektiğimiz acılara istinaden, teselli sözcüğü olarak, bu da senin sınavın derler.  Peki, yaşadığımız hayat, bizim sınavımız mı? Hayatı bir sınav olarak görenlerin, derse çalışmasına ya da bir şeyleri anlamasına gerek yoktur. Oku, ezberle sınavı geç, bu kadar basit. Ha bir de kopya çekmesini biliyorsan, okumana ve ezber yapmana bile gerek kalmaya bilir. Okula her gün, belli saatlerde git-gel yeterli olacaktır. Hayatın sınav soruları çoktan seçmeli ise, sınavı geçmek için sadece çıkmış sorulara bakmak yeterli olabilir. Zaten ezber yapmamız istenilen dualar, cennetin giriş garantisi olarak bizlere sunulmuyor mu? Peki, hayat bu kadar basit mi? Hayatın dersleri, konuları, katlanmak zorunda olunan ritüelleri kim ya da kimler belirliyor acaba. Yani müfredatı hazırlayan kim. Hayat bir sınav ise, adil değildir o zaman. Çünkü sınavda herkesin karşısına aynı sorunlar ve acılar çıkmıyor. Herkeste aynı sorun ve acılar olsa bile, herkese aynı materyal ve imkânlar verilmiyor, sınavda başarılı olmak için. Birçok insan, hastalarını para ile tedavi edebilirken, bazı insanlar hastasını tedavi edecek parayı bile bulamıyor. Parası olan hayır işleyebiliyorken, parası olmayan hayır bile işleyemiyor. Parası olan hacca giderken, parası olmayan gidemiyor. Parası olan, yaşlılarına daha iyi bir hayat imkânı sunarken, parası olmayan yaşlısına sevgisini bile gösteremiyor. Parası olan çocuklarına iyi bir eğitim sağlarken, parası olmayan çocuklarını okula göndermek yerine işe gönderir. Dini eğitimi bile parası olan istediği şekilde yapabilir. Parası olmayan, okumak yerine çalışmak zorunda kalır. Parası olan dini bir eğitimden geçerken, evinde ayak ayaküstüne atıp ilahiler dinleyebilirken, parası olmayan sabahtan akşama kadar güneş altında çalışarak, okumadan inanmak, anlamadan sınava tabi tutulmak zorunda kalır. Hayatımız bir sınav değildir, hayat bir sınav olacak kadar da basit değildir. 

 Yakınlarını kaybetmiş ya da kaybetmek üzere olan insanlara bu da senin sınavın kardeşim demekten acilen vazgeçin.  İnsanların acılarını teselli etmek için, bu adaletsiz cümleleri kurmak, kötülüğe ortak olmak anlamına gelir. Kendini birey olarak gören bir insan ancak, hayatı bir sınav olarak görmeyi kabul etmez. Hayatı sınav olarak gören insanlar, her daim sonuç odaklı oldukları için, anı yaşayamazlar. Elbette ki sonuçlar da önemlidir fakat yaşanan hayatın içindeki duruşun, kabullerin, retlerin, sorguların, acıların, hayallerin de önemi büyüktür. Anı yaşamayan insan, manevi anlamda yaşıyor da sayılmıyor olabilir.  Anı yaşamak demek, aldığın her nefesin, senin için eşsiz bir güzellik olduğunun farkına varmak demektir. Hayatını sınavı geçmek için adamış insanlar, sınava sürekli çalışmaktan, ötürü hayatı ötelemiş olur.

 Bu hayatın en temiz yürekleri elbette ki çocuklar olduğunu hepimiz tahmin edebiliriz. Anı en güzel çocuklar yaşarlar. Tüm duyguları hem en üst doruklarda yaşarlar, hem de onların esiri olmazlar. Erdemlerin peşinden koşmazlar, kavramlarla kendilerini kalıplara sokmazlar. Bundandır ki küsmeleri bir “an” olur, barışmaları birçok an. Kavga ederken, iki tarafında acı acır ve iki tarafta ağlar. Kavgadan sonra en iyi onlar barışmayı severler. Şimdi anı yaşayan çocukların, kim kötü olduğunu söyleyebilir.  Her anın tadını çıkarırlar, en masun şekilde. Yetişkinler gibi kavramların tutuculuğu ile hayatı bir hapishaneye çevirmezler.

Hayat bir sınav değil, yaşadığımız tüm an’lardır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner291