banner214

Doğduğumuz andan itibaren hayatı tanımaya, gördüklerimizi anlamlandırmaya çalışırız. Tanımaya ve anlamlandırmaya çalıştığımız nesneler, sesler, görüntüler, davranışlar bizlerde merak duygusunu tetikler. Merak içimizdeki bilme, araştırma, görme isteğini harekete geçirir ve öğrenme enerjimizi arttırır. Merak etmek ve merak ettiklerimizi öğrenebilmek için soru sormak tüm bilimlerin de temelini oluşturur.

Merak duygusu öğrenmeye olan isteği arttırır.

Merak duyan insanlar soru sorar.

Merak duyduğu konu hakkında araştırma yapmaya başlar. Bu araştırma bireylerde kendiliğinden ve kalıcı bir öğrenme sağlar.

Merak, öyle bir histir ki tüm canlılarda yeni şeyler öğrenme isteği uyandırır. Doğuştan gelen bu his insanlık yararına yönlendirildiğinde zihnin sınırlarını aşarak, imkânsız gibi görünen şeylerin de öğrenilmesini sağlar. İnsanlık tarihindeki bütün keşifler ve önemli icatlar merak sayesinde olmuştur. İnsanlar, gördüklerinin ötesini merak ettikleri için sürekli bir araştırma içerisine girmişlerdir. Merak ederek sorgulayan ve araştıran insanlar güneşin ve ayın hareketlerini, dünyanın yuvarlak olduğunu, mevsimleri, yerçekimini ve birçok konuyu aydınlatmışlardır.

Henüz yirmili yaşlardayken Hezarfen Ahmed Çelebi kuşların nasıl uçtuğunu merak etmeseydi, insanların uçabilmesinin mümkün olup olmadığı ile ilgili yeterli bilgilere sahip olamayabilirdik. Arşimet suyun kaldırma kuvveti ile ilgili merakını gidermemiş olsaydı belki de bugün suyun üzerinde yüzebilen dev boyutlu gemilerle tanışmamış olacaktık.

İletişimden ulaşıma, tıptan fiziğe, eğitimden tarıma birçok alandaki gelişmelerin temellerinde merak duygusu yatmaktadır. Merak duygusu kendiliğinden gelişebildiği gibi iyi bir yönlendiricinin marifeti ile de geliştirilebilir.

Daha bebeklik çağlarında ‘bu ne?’ sorusu ile başlayan merak ve öğrenme arzusu doğru yönlendirmelerle bir yaşam felsefesi haline getirilebilir. Bireylerin her yeni olgu karşısındaki öğrenme arzuları merak duygusu ile bir adım daha ötesine taşınarak yeni fikirler, yeni teoriler ileri sürülmesine kadar ilerletilebilir. İnsanlık yararına birçok yeni buluş bu şekilde ortaya çıkmış olduğu düşünülürse merak duygusunu arttırıcı çalışmaların öğrencilerimiz üzerinde de geliştirilmesi gerekmektedir.

Geleneksel toplumlarda çok soru soran ve meraklı bireyler pek sevilmezler. Güç sahibi kişilerin otoriteleri karşısında soru soran ve merakını gidermek için araştırma yapan bireyler genellikle engellerle karşılaşırlar. Otoritelerinin sarsılacağından çekinen güç sahiplerinin en çok kullandığı baskılama cümleleri de ‘insanın başına ne gelirse meraktan gelir’ ve ‘otur oturduğun yerde icat çıkarma’ olmaktadır.

Çağdaş toplumlarda ise ebeveynlerin ve eğitimin önceliği öğrencilerde merak duygusunu arttırarak yeni buluşların önünü açmaktır. Yani ‘icat çıkartmaktır.’ Bu toplumlarda yaşayan bireyler önlerine çıkan her bilgiyi sorgulamadan kabul etmezler. Çoğunlukla dogmatik değil bilimsel bilgiye göre hareket ederler. Güç sahiplerinin otoritesini reddederler. Siyasete göre doğrularını değiştirmezler.

Peki merakın zararı var mıdır?

Elbette ki kişilerin özel hayatlarının sınırlarını ihlal eden merak zararlıdır. İnsanlığın zararına geliştirilen merak zararlıdır. Bu tarz davranışlar da ancak geri kalmış toplumlarda görülebilmektedir. Bu toplumlarda insanların merak duygusu yararsız alanlara çekilerek güç sahibi otoriteler toplumu kendi istedikleri gibi yönetmeyi amaç edinirler.

Toplumlar bilimde, sanatta ve teknolojide gelişim göstermek istiyorlarsa temel yapılarına merak duygusunu yerleştirmek zorundadırlar. Meraktan yoksun ve sorgulamayan bir toplum kör, sağır ve dilsizdir. Sorgulamayan toplumlar ‘bana dokunmayan yılan bin yaşasın’ mantığına sahip olurlar. Ancak bilmelidirler ki; o yılan onlara da bir gün dokunacaktır.

Gelişmiş bir toplum olabilmek için adil olmak ve sorgulamak gerekmektedir. Toplumu oluşturan her bireyin merak etmesi ve merakını gidermek için sorgulaması en önemli unsurdur. Öğrenilen her yeni bilgi ile zihnin sınırları zorlanmalı ve yeni ufuklar merak edilmelidir.

Unutulmamalıdır ki:

Evrende en büyük ziyan, Sorgulama yeteneğini yitirmiş bir beyindir.' - Albert Einstein

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner227

banner233

banner255