banner165

Geçtiğimiz hafta Amerika topraklarında eşine rastlanmamış olaylar yaşandı. Kongre binası Trump yanlıları tarafından işgal edildi ve 4 gösterici öldü. 
Bildiğimiz gibi çekişmeli bir seçimle Biden, Trump’u geçerek Amerikan seçimlerini önde bitirdi.
Trump, seçimlerin hemen akabinde sonucu kabul etmediğini ve Biden’in hile yaparak seçimi kazandığını belirtmişti. Buna karşı mücadele edeceğini belirten ve bir türlü yenilgiyi hazmedeyen Trump’un ABD’de alışık olunmadık şeyler yapacağını öngören birçok yakın mesai ve çalışma arkadaşı da çok geçmeden istifa etmişti.
Nitekim Trump, başkanlık yaptığı süre zarfında kullandığı dil, üslup ve yönetim biçimiyle bir devlet adamından çok; agresif, ne zaman ne yapacağı belli olmayan şımarık bir şirket patronu gibi davrandı. Hem kendi ülke siyasetinde hem de milletler arası siyasette ayrıştırıcı, sert, kişisel kararlarla iş yapan ve kendi ülkesindeki önemli kurumların dahi görüşlerini görmezden gelen bir tutum içindeydi.
Amerika gibi güçlü ülkeleri kişiler ve karizmaları değil, ilkeleri ve kurumsal yapılarının gücü yönetir.  Yani ülkeyi çok farklı görüşte partiler ve kişiler yönetse de dokunamayacakları haklar ve kırmızı çizgiler, güçler ayrılığı vardır. Önemli ve etkili olan kişiler ve yöneticiler değil; kurumlar ve ilkelerdir. Şöyle bir senaryo düşünelim, eğer kurumlar ve ilkeler güçlü ve bağımsız olmasaydı yargı ve askeriye başkanın emrinde olsaydı. 
Seçim döneminde ve son olaylarda Trump’un sosyal medya hesapları ya askıya alındı ya da kısıtlandı, daha fazla karışıklık ve tahrik yapmaması için. Eğer yargı bağımsız olmasa ve başkanın elinde olsa eminim kendi hesabını askıya alan, kısıtlayan bütün mecraları kapatmıştı, askeriye elinde olsa; kongre işgal olayını organize etmeye gere duymaz rakiplerini bu hırsla askeriye ve yargıyla hizaya sokar belki seçime bile gerek duymazdı.
Bu koltuk sevdası ve iktidar hırsı herhangi bir üçüncü dünya ülkesinin başkanında olsa, yaşananlar ne olurdu acaba. O ülke böyle bir badireyi bu kadar ucuz atlatır mıydı.
Bu yaşananlar bize;  güçler ayrılığının, kurumların ilkelerle, bağımsız bir şekilde yönetilmesinin önemini fazlasıyla gösteriyor. Bir ülkenin kaderini kişilerin istekleri ve hırsları değil; rasyonalite, demokrasi ve doğru ve güçlü ilkeler belirlemelidir. Yoksa; eline süngü, kafasına boynuz geçiren ve vatansever sıfatını kendine yakıştıran herkes istediğini şiddetle topluma diretmeyi kendinde hak görür.
 ABD kurumları güçlü bir ülke ama şiddetle demokrasi ihraç ettikleri ülkelerde yaşananların küçük örneğinin kendi topraklarında yaşanmasının şokunu uzun süre atlatamayacaklar imaj olarak. Buna etme bulma dünyası diyelim ama alınması gereken dersleri de almamak olmaz. Bizim de yaşadığımız topraklar için dileğimiz; güçler ayrılığı, bağımsız ve güçlü kurumlar, kişilerin hırsları değil ilkeler ve bol bol liyakat…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner186

banner189

banner185

banner188