banner214
İMECE KENT SÖYLEŞİLERİ BARIŞ EROĞLU; “EKONOMİK SORUNLAR EĞİTİMİN ÖNÜNE GEÇMEKTE”

‘Göç ve Göçmenlik’ üzerine Barış Eroğlu ile yaptığımız İmece Kent Söyleşileri kaldığı yerden devam ediyor. 
İlk bölümde sizi tanıyıp göç ve göçmenlik gibi kavramları konuştuktan sonra göçmen öğrencilerin eğitim öğretim faaliyetlerinde yaşadığı sorunlardan bahsetmiştik. Şimdi birkaç soru ile devam edelim.

  1. Göçmelere yönelik dil öğretiminin önemini vurguladınız. Bu konuda nasıl çalışmalar yapılabilir?

Yaşanılan savaş ortamında ülkemize sığınan Suriye vatandaşlarının öncelikle kamplara alınmasının daha doğru olacağını belirtmiştim. Kamplar sadece sığınma yerleri olarak düşünülmemelidir. Bu alanlarda entegrasyon için birçok çalışma yürütülebilmektedir. Kamplarda ailelere ve çocuklarına temel düzeyde dil eğitimi verilmelidir. Bu eğitimler sonucunda başarı sağlayanların kamp dışında yerleşmelerine olanak sağlanabilir. Bu sistemin örnekleri birçok Avrupa ülkesinde mevcuttur. Örneğin İtalya’da göçmenler ancak belirli şartları yerine getirmek şartı ile şehir merkezlerinde yaşayabilmektedir.

Diğer bir seçenek ise Suriyeli öğrencilerin Türkçe öğrenmeleri için Geçici Eğitim Merkezlerinin yeniden yapılandırılarak faaliyet göstermesidir. Geçici Eğitim Merkezleri Suriyeli öğrencilerin okullara uyumunu sağlayan ön hazırlık merkezleri olarak görev yapabilir. Temel düzeyde Türkçe öğrenen çocuklar sonrasında okullara dağıtılabilir. Dil bilen öğrencilerin uyumu daha kolay olacaktır. Kendilerini çaresiz hissetmeyecektir. Arkadaşlık ilişkileri geliştirebilecektir.

Finlandiya okullarında gördüğümüz uygulamalardan da bahsetmek isterim. Finlandiya’da göçmen öğrenciler okula kabul edildiklerinde ilk olarak ayrı bir sınıfta, öğrenme hızlarına bağlı olarak 3-9 ay arasında dil eğitimi almaktadırlar. Yaşlarına uygun sınıf seviyelerinde anlatılan müfredat konularını anlayabilecek seviyede dil öğrenen öğrenciler yardımcı öğretmen eşliğinde sınıflara dahil edilmektedirler. Yani sınıfa yeni katılan göçmen öğrencinin yanında bir yardımcı öğretmen bulunmakta ve bu yardımcı öğretmen öğrencinin sınıf ortamına alıştığından emin olana kadar ona destek sunmaktadır. Anlaşıldığı üzere sadece dil eğitimi değil bununla birlikte birçok sorun daha ortaya çıkmadan çözülmeye çalışılmaktadır.

  1. Göçmen öğrenciler okullarda ne gibi zorluklarla karşılaşmaktadırlar? Bu sorunları çözmek adına ne gibi çalışmalar yapılmaktadır?

Gözünüzü açtığınızda hiç tanımadığınız bir ortamda olduğunuzu düşünün. İnsanların konuştuklarını duyuyorsunuz ama anlamlandıramıyorsunuz. Ardından kendinizi ifade edecek kimseyi bulamıyorsunuz. Yeni bir ortam, yeni insanlar, her şey yeni… İşte böyle bir ortamda göçmen öğrenciler içlerine kapanıyorlar. Sınıflarından kopuk bir halde okula devam etmeye çalışıyorlar. Oyunlara dahil olamıyorlar. Beslenmeleri bile diğer öğrencilere göre farklı… Sonra ilk olarak kendi dilinde konuşanlarla iletişime başlıyorlar. Okul içinde gruplaşmalar oluşuyor. Grup içinde de akran zorbalığı dediğimiz güçlünün güçsüze uyguladığı baskı gündeme gelmeye başlıyor. Bazen şiddet içeren davranışlarla da karşı karşıya kalıyorlar. Suriyeli öğrenciler içerisinde davranış bozukluklarının oldukça yoğun olduğunu da söyleyebiliriz. Çocukların önemli bir kısmı okullara uyum sağlayamadığı için devamsızlık yapmakta veya okulu tamamen terk edebilmektedir.

Türk öğrencilerin Suriyeli öğrencilere bakışlarında da ayrımcılık gözlenebiliyor. Bu durumda ailelerin etkisinin de olduğunu belirtebilirim. Birçok veli öğrencisinin Suriyeli öğrenci ile oturmasını bile istememektedir. Öğrencilerine Suriyeli öğrencilerle arkadaşlık kurulmaması yönünde telkinde bulunan birçok velinin olduğunu söyleyebilirim.

İşte bu noktada öğretmenlerin mesleki becerilerinin yeterliliği önem kazanıyor. Öğretmenler sınıflarında ayrımcılığın önüne geçecek en önemli unsurlardır. Her çocuğun eğitim görme hakkı olduğunun bilincinde olan öğretmenlerin sınıflarında kardeşliği ve adaleti sağlamak için ellerinden geleni yaptıklarını düşünüyorum. Yine belirtmeliyim ki bu süreç öğretmenlerimiz için yeni ve zorludur. Göçmen öğrencilere dil öğretimi ve entegrasyon konusunda öğretmenlerimiz yetersizlikler yaşamaktadırlar. Öğretmenlerimizin bu konularda desteklenmeleri ve eğitimden geçmeleri şarttır.

Yaşanılan bu durumların çözümüne örnek olarak İtalya’da ve Finlandiya’da yapılan çalışmaları örnek verebiliriz. İtalya’da okula yeni dahil olan öğrencilerle ilgilenmesi için mentörler görevlendirilmektedir. Bu mentörler öğrencilerin okulla ilişkisini düzenlemekle beraber velilerinde bu sürece katılmalarını sağlamaktadırlar. Ayrıca kültür aktarımı yoluyla entegrasyon sürecini hızlandırmaktadırlar. Finlandiya’da da benzer bir uygulama mevcut. Öğrencinin uyum sürecinde öğrencilere ana dilleri ile eğitim imkanı da sunulmaktadır. Göçmen öğrencilerin yabancılık çekmemesi için önemli günleri birlikte kutlanabilmektedir. Örneğin,Müslüman bir göçmenin dini bayramında sınıfça birlikte kutlama yapılabilmektedir. Ayrıca uygulanan KIVA yöntemi ile akran zorbalığı konusunda sıfır tolerans sağlanmaktadır. Bu örnekler önümüzdeki dönemlerde bizler için yol gösterici olabilir.

Okullarımızda yapılan çalışmaların yanında son yıllarda uygulamaya alınan “Suriyeli Çocukların Türk Eğitim Sistemine Entegrasyonunun Desteklenmesi Projesi (PIKTES)”nin de öğrencilere önemi katkılar sunduğunu belirtmeliyim.  Geçici Koruma Altındaki çocukların, Türkiye’deki eğitime erişimlerine katkıda bulunmak amacıyla Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 26 ilde yürütülen bu projenin bütçesi, Avrupa Birliği tarafından, “Türkiye’deki Mülteciler için Mali Yardım Programı (FRIT)” anlaşması çerçevesinde karşılanmaktadır. Proje dahilinde Suriyeli öğrencilerin yoğun olarak bulunduğu okullarda Gönüllü Suriyeli Eğiticiler (Tercümanlar) görevlendirilmiştir. Bazı okullarda uyum sınıfları açılarak dil öğretimi desteği sağlanmaya çalışılmaktadır. Projenin çalışmalarının geliştirilmesinin ve ülke geneline yayılmasının faydalı olacağını düşünmekteyim.

  1. Son olarak Mersin ili özelinde göçmen öğrencilerin durumunu değerlendirir misiniz?

Mersin, Suriye göçünden nüfus yoğunluğu bakımından en çok etkilenen illerdendir. Göçle gelen aileler ekonomik yeterliliklerine göre yerleşim alanları seçmektedirler. Ekonomik yetersizlikler yaşayan ailelerin en çok yerleştiği ilçeler Akdeniz ve Toroslar olmaktadır. Sağlıksız yapılarda düşük kira bedelleri ile yaşamaya çalışmaktadırlar.  Dolayısı ile bu ilçelerdeki göçmen öğrenciler için ekonomik sorunlar eğitimin önüne geçmektedir. Merdiven altı tabir edilen iş yerlerinde kayıtsız olarak çalışan birçok çocuk işçi ve aileleri için okul eğitimi tercih edilmemektedir. Tarsus ve Silifke gibi ilçelerde Suriyeli çocukların tarım işlerinde çalıştıkları ve mevsimlik göç ettikleri için okullaşma oranının düşük olduğu da görülmektedir. Mezitli ve Yenişehir ilçelerinde göçmen öğrencilerin okullaşma oranının daha fazla olduğu da görülmektedir. Buradaki göçmen ailelerin birçoğu ekonomik olarak daha üst seviyede bulunmaktadırlar.

Mersin genelinde, göçmen öğrencilerin lise çağında okullaşma oranı ise daha düşük bir seviyededir. Bunun nedeni erkek öğrencilerin çalışmayı tercih etmesiyken kız öğrenciler için erken evlilik yapılması olmaktadır.Eğitim-öğretim faaliyetleri toplumsal yapının korunması açısından da önem taşımaktadır.  Her yaştan çocuğu eğitime dahil etmek nitelikli insan yetiştirmenin yanı sıra çocukların marjinal grupların odağına girmesinin önüne geçecektir. Genellikle kenar mahalle niteliğindeki bölgelere yerleşen göçmenlerin yasa dışı faaliyetlerde bulunmalarını da engellenmiş olacaktır.

Önümüzdeki yılların Mersin için zorlu sonuçlar doğurabileceğini belirtmek isterim. Entegre olamayan göçmenler kendi aralarında gruplaşmakta ve marjinalleşmektedir. Sayısı yüzbinlerle ifade edilebilecek göçmenin eğitimsiz ve niteliksiz olarak şehrimizde yaşaması yeni sorunları doğurabilecektir. Kentimizin karşılaşacağı sorunların önüne geçmek amacıyla kamu kurumları, STK’lar ve belediyeler aracılığı ile göçmenlerin entegrasyonuna yönelik çalışmalar hızlandırılmalıdır. Yerelde yapılacak çalışmalar merkezi yönetim tarafından da desteklenmelidir. Göç sadece Mersin’in değil tüm ülkemizin gerçeğidir. Ve unutulmamalıdır ki göç evrensel bir sorundur.

Haber : Gizem TOKKUZUN

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner198

banner227

banner233

banner255

banner231