banner318
banner319

3/Mart/1924’te “Öğretim Birliği” yasası çıkarıldı.

Ne demekti bu?

O güne kadar çok ve çeşitli parçalar halinde ve belli bir zümreye hizmet eden öğrenme-öğretme sistemi (!) tüm Anadolu insanını kapsayacak ve eşit-bilimsel-parasız olması gerektiği amacıyla değiştirildi.

Adından da anlaşılacağı gibi “Ortak” amaç, yol, uygulanabilirlik isteğini taşıyordu.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasından sonra başlatılan ve “Asıl savaşımız şimdi başlıyor…” tümcesiyle devrimler aşamasına geçildiğini belirten Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde 30/Kasım/1925’te “Tekke ve zaviyelerin kapatılması” kanunu ile öğretim Birliği yasasının temellerini güçlendirmeye devam etti.

Anadolu insanının din duygularını ilk elden, katkısız, anlaşılır ve tamamen “Vicdanlara bırakan” biçimde olmak üzere bölücülerin ve gericilerin kullanmasını engellemek amacıyla çıkarılan bu kanun, değiştirilerek, görmezden gelinerek, birilerinin çıkarlarına uygun olduğu için dokunulmayarak, şekilden şekle sokulmuş ve neredeyse yüzyıl sonra dallanıp budaklanarak yaygınlaştırılmıştır.

1) Laik Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde din işlerinin sorumluluk makamı Atatürk’ün kurduğu Diyanet İşleri Başkanlığı’dır.

2) Mustafa Kemal Atatürk’ün tanımladığı üzere “Din vicdanlardadır,” gerçeğini saptırmak isteyenler yüzlerce İslami bakış yaratmışlardır. Özellikle mezhepler üzerinden yapılan bu ayrıştırma İslam dinini neredeyse tanınmaz hale getirmiştir.

3) Siyasi çıkarlardan yararlananlar, devletin kamuculuk ilkesini ayaklar altına alarak tarikat, cemaat aracılıklarıyla özellikle gençleri kıskaçlarına almaya çalışmaktadırlar.

4) “Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, tarikatlar ve mensuplar ülkesi olamaz,” özdeyişini emperyalizme bağlı iktidarlar görmezden geldikleri gibi, kanat-kucak da açmaktadırlar.

5) İslam dinini, her tarikatın, her cemaatin, her şeyhin farklı açıklamaları-uygulamaları açılarından öğrenen(!) yurdum insanı, İslam düşmanı bile olabilmektedir. (Deizm)

Geçtiğimiz günlerde videolu paylaşımla, bir cemaat yurdundaki baskılardan bıkan, intihar edeceğini açıklayan o pırıl pırıl genç 84 milyonun yüreğini yakmıştır.

Siyasi iktidar;

· 30/Kasım/1925 tarihli yasanın takipçisi olmalıdır.

· Anadolu insanının İslam’ı öğrenme-öğretme-uygulama haklarını devlet güvencesiyle ve olması gerektiği biçimiyle uygulamaya koymalıdır.

· Okul öncesi dönemden başlatılmak istenen dinî kursların, bilim insanları ve uzmanların yol göstericiliğiyle bilimsel uygulamalarla yer değiştirmesini sağlamalıdır.

· İlkokullardan (Köyler) başlamak üzere üniversite bitirilinceye kadar tüm kademelerde öğrencilerin barınma-beslenme sorunlarını çözmekle yükümlü olduğunu bilmeli ve gereğini yapmalıdır.

84 milyonun hakkı;

Devletin denetiminde, parasız, laik eğitim ve öğretim sürecinin tamamlatılmasıdır!

Aksi durumda sorarız;

“İnat mı, bilmezlik mi, görev mi?” diye…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner306

banner291

banner307

banner313