Bir bebeğin; aciz ve fakir olduğundan dolayı anne - babası ona hizmetkâr olur. Tavuk gagasıyla yiyecek bulur yemez yavrularına verir. Kuşlar da bağlarda veya toprakta kurtçuk bulur getirir yavrularının ağzına verir. Aslan da aynı şekilde aç kalır yemez yavrularına verir. Anne babaların yavruların etrafından döndürüp hizmetçi yapan şey; onların kuvvetleri değil aciz, fakir, zaif oldukları için anne- babaların merhamet ve şefkatinden dolayıdır.

İşte insan da yavru bebek gibi; aczi ve fakrını anlayıp, Allah’ın korumasına girmesi için de öncelikle; kuran-nın gereğini ve Hz. Muhammed (s.a.v) in ahlakıyla ahlaklanmak. Peygamber ile Rahmet yağmuru ve Rahîm tecellisi bir olur. Rahîm tecellisi Peygamber’in ahlakı ile ahlaklanmak O’ mananın içinde korunmaktır şefkatin gereği. Rahman ve Rahim; isimleri öyle bir nur-u azam ki bütün kainatı kuşatan ve her ruhu bütün ihtiyacını ebediyete kadar tatmin edecek ve hadsiz düşmanlardan emin edecek kadar nurlu ve kuvvetlidir. Bu iki nura yetişmek için en mühim olan vesile fakır ile şükür, acz ve fakır kulluğun esasıdır. Fakır kendisindeki bütün her şeyin Allah’a ait olduğunu bilmek, gecede zulümat nasıl nuru gösterir öylede; insan zaaf ve acziyle fakır ve hacatiylanakıs ve kusuru ile kadir-i Zülcelal’in kudretini, kuvvetini, Rahmetini bildiriyor ve hakeza pek çok evsafıilahiyyeye bu suretle aynedarrlık ediyor. Hatta hadsiz aczinde ve nihayetsiz zaafında hadsiz cenabı hakk’a karşı fakrını, ihtiyacını hissetmek kulun hiç bir şeyi olmadığı ve her bakımda Allah’a muhtaç olduğunu bilmesi.

FAKRIM FAHRIMDIR, BUYURUYOR HZ. MUHAMMED (s.a.v )

Meali; fakrımla iftihar ederim. Bu nasıl bir fakrr ki hiç bir şeyle iftihar etmeyen ulu Peygamber bununla iftihar ediyor. Fakrın maddi fakirlik olmadığı muhakkak. Anlaşılıyor ki bambaşka anlamda bir fakrr. Allah’u Teâlâ buyurdu ki onun ebedi zatından başka her şeyi ve herkesi yok olmaya mahkumdur. Hüküm ve mutlak hâkimiyet sadece onundur ve siz ancak ona döndürüleceksiniz.(Kasas, 88). Fakrım fahrımdır diyor. Hz. Muhammed (s.a.v)Kul cenabı Allah’a karşı mutlak muhtaç olduğunu bilmesi ve farkına varması nihayetsiz muhtaç olduğu Allah’a (cc) ve emirlerine tam teslimiyetle sığınması hali.

ACİZLİĞİN İDRAKI NE DEMEK

Acizlik elin nereye yetiştiriyorsa gücün o kadardır. Hiçbir gücün, kuvvetinin olmadığını anlamak demek. La havle Vella kuvvete illa billah. Yani önce acz, sonra fakır, fakrın ne kadar üstün, zengin ve manevi bir kavram olduğunu nurdan çıkarabiliriz. En alttaki fakır; kendine ait bir fiilinin olmadığının şuuruna varmak. Yani tevhidi efal fiiller, işler, ameller. Ortaya çıkan tüm fiillerin hakkın fiilli olduğunu O’ anda başka fal olmadığını idrak etmek. Fakrım fahrımdır tevhidi sıfat, iyiliğin, güzelliğin, kendimizin zannettiğimiz tüm niteliklerin O’na ait olduğunu anlamaken üst fakır da tevhidi zat, hiçliğin ve birliğin şuuruna varmak. Bu ahadiyet şuuruna ulaşanın adı da insanı kamil. Hz. Peygamber’in makamıdır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner291