banner165

Zaman ne kadarda hızlı geçiyor. İnsanların , hayvanların , ormanların, dağların , denizlerin üzerinden . Ve insanoğlunun ağzında bir ıslık. Belli belirsiz bir melodi .Dünya var olduğu günden beri milyonlarca  yıl geçmiş. İnsan için on binlerce yıl . Dünya daha çocuk kozmos boşluğunda . Daha çok genç , ancak biz tariflerken ,insan ömrü gibi algılayıp ,hep “yaşlı dünyamız” diyoruz. Oysa zamanın kısalığı insan için.

İnsanoğlunun ağzındaki o belli belirsiz melodinin , nedense notaları hep kan damlatıyor ,kısacık yaşamın orta yerine. Kısacık ömrümüzde bitmeyen bir hırs ve düşmanlık , savaşlar . Dünyada insan var olduğu zamandan bu yana sürekli kan akıtmış. Savaşa gerekçeler yaratmışlar , en güçlü tanrıları hep savaş tanrıları olmuş. Yeni nesiller bile onlara yapılan adakların kanlarının akıtıldığı ,sunakların gölgesinde yetişmiş . Bakın en köklü ve derin medeniyetlerin tarihlerine , en azgın tanrıları hep savaş tanrıları olmuş. Kısaca paylaşmayı, hiç eşitçe düşünmemişler.

Nedendir bilinmez , savaş hep kutsal bir mabet olmuş , düşünebilen yaratık insanın beyninde. Dünyadaki destanların çoğu , oluk oluk kan akıtan kahramanların destanı. İnsanlar savaş diyenleri hep kutsamışlar. Bunları imar eden liderler, diktatörler ,tiranlar , krallar yaratmışlar. Ancak barış , eşitlik gibi duygular nedense hep korkulan duygular olmuş. Sadece korkulmamış, aynı zamanda savunucularını korkak , hain gibi sıfatlarla itham ederek , sürekli cezalandırmışlar. Yani barış tüm medeniyetler , milletler ve dinler için ayıplı bir duygu olmuş. Uluslar tarihlerini hep kanlı savaşların üstüne kurmuştur.

Veba kadar tehlikeli  ve hastalıklı kabul edilen barış, günümüz dünyasında da maalesef hala korkulan bir kelime. Düşünmesini bilen insanoğlu ,nasıl olurda barış gibi bir kelimeden bu kadar korkup da savaşı tanrılaştırır? Asıl sorulması gereken soru galiba bu .

Savaş  tanrıları hala işlerini eksiksiz yapıyor. Dünyanın dört bir tarafında hala kan akıtıyorlar. Ülke ekonomileri savaş ekonomisi durumunda , en büyük pay silaha . Ülkeler ellerindeki silahların nitelikleriyle ve sayıları ile öğünüyor. İlginçtir ki ülke halkalarının büyük bir kısmı da  bu övünce ortak oluyor. Ekonomide bu kadar yüksek pay savaşa ayrılıyor, ancak savaşı önleyecek eğitim gibi yerlere yeterince pay ayrılmıyor. Nedense savaş tanrıları eğitimi hiç sevmiyor.

Eğer dünyadaki tüm ülkelerde savaşa ayrılan pay yarıya düşürülürse, açlık ,yoksulluk, salgın hastalıklar, çarpık kentleşme, karbon salınımı ve en önemlisi katliamlar oldukça düşer. Ne için birbirlerini öldürdüklerini bilmeyen insanlar karşı karşıya gelmez. Mesela artık çocuklar savaştan , açlıktan , hastalıktan ölmez.  Büyük göç dalgaları olmaz , ülkelerde kültür kaosları ve çatışmaları yaşanmaz. Tehlikeli büyüklüklere varan ve birer hidrojen balonu gibi şişen metropoller oluşmaz.

Eğer savaşa ve silahlanmaya ayrılan paylar azalırsa , üretim alanları için kaynak yaratılmış olur. Açlığın önüne geçilecek dünya çaplı üretim operasyonları yapılabilir. Yeni bir dünya inşa edilebilir , barış temelli , kan akmayan .

İşte o zaman insanoğlunu dilindeki ıslık daha net duyulur , notalarından kan yerine ,barış ve umut zerrecikleri damlar gönüllere. Huzur içinde bir dünya olur belki de. Barış evren kadar ulaşılmaz olmaktan çıkar insanoğlu için.

Oysa insanoğlu uzansa BARIŞ az ötesinde .    

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Fevzi Uğur 1 hafta önce

Çok güzel ve yerinde tespitler tebrik ediyorum.

banner185