Çağımızda kapitalizmin, en üst düzeye kadar yükseldiği, bilim ve teknolojinin tamamı ile kapitalist sistem tarafından kontrol atına alındığı, her yönü ile kendi lehine kullandığı bir zamanda yaşıyoruz.

Ekonominin tamamının kontrol altına alındığı günümüzde kapitalizm, toplumu sosyal ve kültürel yöntemleri kullanarak sistemin lehine hizmet edecek şekilde yönlendiriyor.

Toplumdaki ezilen ve sömürülen sosyal sınıflara mensup olanları, ezilenlerin sınıfsal çıkarlarının aleyhine düşünecek duruma getirerek, tamamı ile yabancılaştırıyor. İnsanları algı operasyonları ile öyle bir duruma getiriyor ki; askeri ücretle çalışan bir emekçi, kendisinden alınan paralarla yapılan sarayla öğünebiliyor.

Emekçi sermaye sınıfının çıkarlarını savunan sarı sendikacıya kongrelerde destek verip, kendi sınıfına, farkında olmadan ihanet edebiliyor.

Topraksız köylü, marabası olduğu toprak ağasının zenginliği, toprağının çokluğundan kendisine övünç payı çıkaracak derecede kendisine yabancılaşıyor.

Kamu görevlilerinin üyesi olduğu sendika yöneticileri, üyeleri için işverenin teklif ettiği zammın altında kalan bir maaş artışına evet diyecek kadar, işveren taraftarı olabiliyor.

Milli gelirin adaletsizce paylaşımında zenginin daha da zenginleşmesini, yoksulun da daha yoksullaşmasına neden olan ekonomik politikayı uygulayan iktidara yağcılık yaparken, kendi kapı komşusu ile arasında kırgınlık yaratacak kadar komşusundan uzaklaşıyor.

Bütün bunlar olurken,  patronların kasaları doluyor, köy ağaları köylüler üzerindeki konumunu devam ettiriyor, sendika ağaları ceplerine girecek paraları düşlüyorlar.

Emekçiler, dar gelirli vatandaşlar da pazarda ve süper marketlerde sebze ve meyvenin yanından teğet geçmek zorunda kalıyor.

Çiftçi ürettiğinin değerini alamadığından, tüketici pahalılıktan yakınıyor.

Her iki tarafta memnuniyetsiz kalırken, memnun olan aracılık yapanlar oluyor.

İnsanın kendisine şu soruları sorması gerekir:

“Ben nasıl başkalarının çıkarlarını savunacak duruma getiriliyorum?”

“Benim toplumdaki sosyal konumum nedir?”

“Benim konumumda olanların çıkarları nerede?”

“Bu çıkarlarımı nasıl ve ne yaparsam sağlayabilirim?”

“Ortak çıkarlar etrafında nasıl örgütlenebiliriz?”

İnsanın en büyük ihaneti, kendine yaptığının farkında olması gerekir artık.

Algı operasyonlarının tuzağına düşmenin kendisine nelere patladığını bilmesi kaçınılmaz olmuştur.

Gelir dağılımı adaletsizliğinin ve nedenlerinin farkında olmak insan için önemlidir.

Sosyal adaletsizliğin, toplumun çoğunluğun yaşam standartlarının çok altına düşürdüğünün farkında olmak adaletsizliği gidermek için önemlidir.

Toplumda sosyal sınıf bilinci geliştirilmeden ne demokrasi, ne özgürlük, ne de gelir dağılımında eşitlik sağlanır.

Özgürlükler ve adalet yalınız yasalarda yazılı kalıyorsa, o özgürlük ve adalet değildir.

Özgürlük yaşanır ve yaşatılır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner291