banner165

Aile, anne-baba ve çocuklardan veya yalnız karı ve kocadan meydana gelen, toplumun en küçük parçasıdır. Toplumun en küçük parçasıdır ama toplumu en çok etkileyen faktör de ailedir, ailelerin yapısıdır. Çünkü toplumlar, milletler bu küçük topluluklardan, ailelerden oluşur. Dolayısıyla aile dediğimiz bu çekirdek topluluk, her türlü faziletin veya reziletin kaynağıdır. Sağlıklı veya sağlıksız nesiller bu yuvalarda yetişirler.

Bir milletin sahip olduğu özellikleri, değerleri görmek isteyen şahsın o milleti oluşturan ailelerin yapısına bakması yeterlidir. Aileler ne kadar sağlam temellere oturursa, o ailelerden meydana gelen toplum da o nispette sağlam olur. Bu sebepledir ki, insanın dünya ve ahiret mutluluğunu hedefleyen dinimiz aileye büyük önem verir. Evlenmeyi teşvik eder. Ailenin kurulması için bir takım şartlar koşar;  nikâh, kendileri ile nikâhlanılması yasak olan kişiler,  mehir, karı-koca hakları, muaşeret dediğimiz iyi geçinme, ailedeki huzur ve mutluluk için karşılıklı anlayış, sabır, talak gibi bir çok konuyu teferruatıyla anlatır. Kur’an-ı Kerimde aile ile ilgili yüzden fazla ayet bulunmaktadır. Ayette; “Düşünüp, öğüt alasınız diye her şeyden çift çift yarattık” (Zariat, 49) buyrulmaktadır.

Her şey zıddıyla kaimdir. Yani zıttı ile ayakta durur, varlığını devam ettirir. Nasıl ki yaz olmadan kış-kış olmadan yaz, gece olmadan gündüz-gündüz olmadan gece olmuyorsa, erkek olmadan dişi, dişi olmadan da erkek olamaz. Bunlardan her birinin varlığı diğerinin varlığına bağlıdır. Allah (cc.), insan cinsini kadın ve erkek olarak yaratmış ve adeta gizli bir mıknatısla onları birbirlerine karşı çekici ve meyledici kılmıştır. Nitekim ayette: “Ey insanlar, şüphesiz biz, sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık. Birbirinizi tanımanız (görüşmeniz, bir araya gelip kaynaşmanız, aranızda muhabbet, sevgi oluşması için) sizi boylara ve kabilelere ayırdık.” (Hucurât, 13) buyurulmaktadır.

Hacı Bektaş-i Veli nin: “Tohumuyuz bir bedenin,

Torunuyuz bir dedenin.” dediği gibi hepimizin dedesi, insanlığın babası, ilk insan ve ilk peygamber Hz.Adem (as), yeryüzünün ilk damadı; Hz. Havva annemiz ise, yeryüzünün ilk gelinidir. Evlilik kurumu bu iki insanla başlar. Evlilik, yani aile; nikahla kurulur. Her Müslüman kadın ve erkeğin en büyük hazinesi olan namus nikâhla, evlilikle korunur. Her sağlıklı insanda bulunan cinsel isteğin meşru yolla tatmini için, neslin bozulmadan devamı için, her iki dünyada huzur ve mutluluk için nikah şarttır. Bunun aksi insanı zinaya götürür.  Zina ise, Kur’an-ı Kerim’de şiddetle yasaklanmıştır. Allah (cc.) “Zinaya yaklaşmayın” buyuruyor (İsrâ, 32). Yani zinaya götürme ihtimali olan şeylerden dahi uzak durmamızı emrediyor. Zira zina, neslin ve toplumun bozulmasına, ailelerin dağılmasına neden olur. Atalarımız: “Yel kaybolmuş tepede bulmuşlar, sel kaybolmuş derede bulmuşlar, (Allah korusun) namus kaybolursa o hiç bir yerde bulunamaz” demişlerdir.

Neslin, namusun ve huzurun korunmasının reçetesi ilk ilk insandan kıyamete kadar nikahtır, evliliktir. Bu üç amaç için yani namus, temiz bir nesil ve iki cihan huzur/saadeti için evlilik yapılırsa, bu bir ibadettir. Çünkü evlenen insan Allah’ın (cc); “Sizden bekar olanları, köle ve cariyelerinizden durumu uygun olanları evlendirin” (Nur, 32) buyruğunu yerine getirmiş olur. Yine evlenen insan Peygamberimizin ve diğer peygamberlerin sünnetine uymuş olur. Hadis-i Şerifte Peygamber Efendimiz; “Nikah benim sünnetimdir. Benim sünnetimden yüz çeviren benden değildir. O halde evlenin.”, “Şu dört şey; utanma, güzel koku sürünme, misvak kullanma (diş fırçalama) ve evlenme Peygamberlerin sünnetlerindendir”, “Ey gençler topluluğu ! Sizden evliliğe gücü yetenler evlensin. Çünkü evlilik gözü harama bakmaktan korur, kişiyi zinadan alıkoyar. Evlenmeye gücü yetmeyen kimse ise oruç tutsun, zira oruç, bekâr kimse için bir kalkandır”  buyurmaktadır. Ayet ve hadislerden de anlaşılıyor ki, durumu uygun olanların evlenmeleri, nikâhlanmaları, Allah’ın emri, Peygamberlerin ve Peygamberimizin sünnetidir.

Evlilik bu kadar önemli olunca, evlenilecek veya evlendirilecek gelin ve damat adaylarının seçimi de o kadar önemlidir. Bu seçim işi tanıdık bir kişi ise problem yok. Onun huyunu suyunu biliriz. Ama tanımadığımız bir kız veya tanımadığınız bir damat adayı ise araştırmalı, soruşturmalı, dinine, diyanetine bağlı bir ailenin kızı ve oğlu olmasına ve iyi yetiştirilmiş birisi olmasına dikkat edilmelidir. Özellikle ileride doğacak çocukları terbiye edecek olan öncelikle annedir. Peygamber Efendimiz; “Anne bir okuldur” buyuruyor. Edep ve terbiyeden, dinden diyanetten nasibi olmayan bir kadın çocuklarını da terbiye edemez. Saf, fıtratı bozulmamış bir dimağa din, iman, ahlak ve fazileti işleyemez. Kendisinde olmayan bir şeyi çocuklarına veremez. Yine sevgili Peygamberimiz; “Kadın, eşinin evinin ve çocuklarının yöneticisidir.” buyuruyor. Evlendikten sonra evin, çocukların ve namusun emanet edileceği bir eşin seçimi hususunda elbetteki sık dokuyup ince elemek mecburiyetindeyiz. Bu sebeple rağbet yalnızca güzelliğe ve zenginliğe olmamalıdır. Peygamber Efendimiz; “Kadınla dört şey için; malı, soyu, güzelliği ve dindarlığı için evlenilir/nikâhlanılır. Sen dindar olanını seç ki, elin bollaşsın” buyruğu ve tavsiyesine dikkat edilmelidir. Damat adayı için ise, “Efendi oğlumuz ne iş yapıyor, eline aylık ne geçiyor?” sorusunu değil; “Efendi oğlumuz namaz kılar mı, içki içer mi, kumar oynar mı, kötü alışkanlıkları var mı? gibi soruları sorup, daha sonra onu tanıyan güvenilir kişilerden araştırmalıyız. Malı, mülkü, şanı şöhreti, dükkânı, mağazaları, tarlaları, bağları, bahçeleri, paraları, pulları var diye kızımızı bir ahlaksıza, içkiciye, kumarcıya vermek Peygamber Efendimizin ifadesiyle “Kızımızı kendi elimizle, daha bu dünyada iken cehenneme atmaktır.” Allah hanelerimize, şehrimize, ülkemize, âlem-i İslama ve insanlığa huzur versin.

Cumanız ve Ömrünüz Bereketli Olsun…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.