banner214

“Bilim Çin’de dahi olsa gidip alınız.”

“Bir saatlik tefekkür,(düşünüş) altmış yıllık nafile ibadetten daha hayırlıdır.”(Hz. Peygamberin hadislerinden)

İslam Dünyasında iki âlim çok önemlidir.

Birisi doğuyu etkilemiş, birisi batı toplumlarını etkilemiştir.

Birincisi doğu toplumlarını etkileyen İmam Gazali’dir.

İmam Gazali,”Ben pozitif bilimle uğraşanların aklından şüphe ederim.” Der ve her konunun kutsal kitapta olduğunu, orada anlatıldığını bunun yeterli olduğunu ileri sürer. Akılcı yolu ret eder, inancın önemli olduğunu kabul eder.

İslâm toplumları İmam Gazali’nin felsefesini kabul eder.

Türkler Büyük Selçuklu İmparatorluğu zamanında İmam Gazali yolunu benimseyerek İbn-İ Rüşd ve İbn-i Sina gibi Mütezile(*)mezhebinde olan âlimlerin eserlerini meydanlarda yakarak yok eder. Abbasiler zamanında başkaldıran “Karmatiler” bu mezheptendir. Temel ilkeleri tek cümle ile “Din bilimdir, bilim dindir.” Sorunların akıl ve bilim yolu ile çözülmesini savunurlar.

Anadolu Selçuklular da bu yoldadır.

Osmanlıda, Padişah Fatih Sultan Mehmet’ten sonra İmam Gazali felsefesi medreselere tamamen hâkim duruma getirilir. Din eğitimine ağırlık verilir. Felsefe ve özgür düşüncelerden uzak durulur. Bilim ihmal edilir ve bu da Osmanlı’nın sonunu getirir.

İkincisi batı toplumlarını etkileyen İbn-i Rüşd.

İbn-i Rüşd, pozitif bilimlerin önemini ileri sürer. Akılcılığın önemini vurgular. Eski Yunan Felsefesi ile ilgili eserleri Arapçaya çevirmiş, Arapçadan da eserler batı dillerine çevrilerek bu felsefe benimsenmiştir.

Batı toplumları ve özellikle de Avrupa, İbn-i Rüşd’ün eserlerini okur ve benimser. Bu Avrupa’da rönesansı yaratır. Akıl ve mantık batı toplumlarında önem kazanırken, doğu toplumlarında(İslâm Toplumlarında) inanç önem kazanır. Batı akılcı ve bilim yolunu izler.

Sonuçta batı gelişir, doğu her alanda geri kalır ya da yerinde sayar.

Doğu toplumlarında entegrizm (**) hâkimdir.

Günümüzde bu durum aynen devam edip gidiyor.

İslâm sözcüğü, Arapça  “Se-le-me “kökünden türemiş ve anlamı “Barış”tır.

Almanya Başbakanı Angela Merkel kimsenin yanıtlayamadığı bir şey söyledi:

“Hindistan ve Çin’le birlikte iki milyar beş yüz milyon nüfusa sahip. Yüz elli tanrısı, sekiz yüzden fazla inancı var ve barış içinde yaşıyorlar.

Ama Müslümanların bir Allah’ı, bir peygamberi, bir dini ve bir kitabı var. Ama sokakları birbirinin kanı ile kıpkırmızı!

Katili Allahu Ekber diyor, kurbanı Allahu Ekber diyor. Ve her iki tarafta öldürülenlere şehit diyor! Anlayan beri gelsin.”

Paris sokaklarında 1968 baharında duvarlarda asılı afişlerden birinde şunlar yazıyor:

“Eğer hiçbir şeyin değişmeyeceğini düşünüyorsam ben bir alığım.

Eğer düşünmek istemiyorsam korkak.

Ve eğer hiçbir şeyin değişmemesinin benim çıkarıma olacağını düşünüyorsam alçak.”

(*) Mutezile Mezhebi: İslâm’da sorunları akıl ve mantık yolu ile çözmeyi esas alan mezhep. Hallacı Mansur, İbn-i Rüşd, İbn-i Sina bu mezheptendir.

(**) Entegrizm: Hareketsizlik, uyum sağlamayı ret etmek. Her türlü gelişmeye, evrime karşı kemikleşme. Geçmişe dönüş, geleceğin takipçisi olmamak. Muhafazakârlık, taassup, kapanma, doğmacılık, sertleşme, kavgacı olma ve uzlaşmayı kabul etmeme demektir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner198

banner227

banner233

banner258

banner231