banner214

Devletin itibarı,

Paranın itibarı,

Kurumların itibarı,

Kişilerin itibarı,

İtibar, saygı görme, değerli bulunma ve güvenilir olma durumudur. Daha çok kişiye özgü bir durumdur.  Yani bireylerin unvanı, makamı ve mal varlığı itibar sebebi değildir. İtibara sebep olan, kişinin öz niteliğidir. Kurumsal itibar ise, bir kurumun vatandaşların gözündeki değeridir. Vatandaş ilgili kurumdan aldığı hizmete göre itibar gösterir. Paranın itibarı ise döviz kurundaki değişikliklere göre anlık farklılıklar gösterebilmektedir. Bu nedenle paradan itibar beklemek ümitsiz bir durumdur.

İtibar ve varlıklı olmak sıklıkla birbiri ile karıştırılan kavramlardır. İtibarın sermayesi güven duyulma, saygı görme ve değerli olma durumuyken, varlıklı olanların sermayesi taşınır ya da taşınmaz mal varlıklarıdır. Yani birey maddi anlamda çok zengin olabilir ancak bu zenginlik itibarı getiremez. Zenginliğin göstergesi mal varlığı olarak görülse de aslında bireylerin toplumda itibar görmesi daha büyük zenginliktir.

Gelişmiş toplumlarda kişi eğitimi ve eserleri ile itibar görür. Eğitimli bireylerin toplum yararına kazandırdıkları eserler, yaptıkları çalışmalar onların itibarını yükseltir. Eğitimli bireylerin itibar görmesi toplum içerisinde eğitime ve bilime verilen önemi arttırır. Bu durum gençlerin eğitime, bilime, sanata, üretime olan ilgisini çekerek gelecekte de daha çok itibarlı insanın yetişmesine sebep olur. İtibarlı insanlar bilimin yolunda toplumun yönetilmesine de katkı sunarlar. Sermayesi eğitim olan toplumları alanında uzman kişiler yönetir. Dürüstlüklerinden ve tarafsızlıklarından ödün vermeden ülke çıkarlarını koruyarak işlerini yapmaya çalışırlar. Bireysel zenginlikten çok ülkelerinin zenginliklerini düşünürler. Ülkelerinin itibarının çalışarak arttırılacağını bilerek bireysel hırslarından sıyrılırlar. Ülkeleri için daha iyi öneriler getiren başka bir yöneticiye de koltuklarını bırakmaktan onur duyarlar.

Geri kalmış ya da gelişmekte olan toplumlarda ise mal varlığı fazla insanlar eğitimli insanlardan daha fazla itibar görürler. Zenginliği itibar olarak gören toplumlarda birçok cahil insan da kanaat önderi gibi konumlandırılır. Paran varsa söz hakkın da var mantığı ile hareket eden bu toplumları eğitimli bireyler değil parası çok olan bireyler yönetir. Parası çok olan bireyler yönetici olabilmek için harcadıkları paraları da yine toplumun sırtından kazanabileceklerini hesap ederler. Bireysel çıkarları ülke çıkarlarının üstündedir. Asla dürüst olamazlar ama dürüstlük nasihatleri verebilirler. Yönettikleri halka karşı asla tarafsız değillerdir fakat hak ve hukuk dersi bile verebilirler. Genellikle bu yöneticiler halkın daha fazla bilinçlenmesini istemedikleri için eğitimli gençlerin yetişmesini de önemsemezler. Bu yöneticilere hangi makamı verirseniz orayı yönetebileceklerini düşünürler. Albert Einstein’ in ünlü sözünde belirttiği gibi ‘Cahillik ne güzel şeydir, her şeyi biliyorsun!’  Ekonomi, eğitim, kültür, sanat, spor, tarım, adalet, sağlık, vb hangi alan olursa olsun her biri hakkında eğitim geçmişi olmadan uzun uzun konuşabilirler. Ülke itibarı umurlarında bile olmaz. Kendinden daha nitelikli insanları etraflarında istemezler. Koltuklarını bırakmamak için de sonuna kadar mücadele ederler.

Mal varlıkları ile edindikleri statülerini korumaya çalışan insanlar için eğitim olmasa da olurlardandır. Sıkça kullandıkları cümlelerden birisi ‘eğitimli bir kişinin kazandığı parayı ben bir saatte kazanırım’ cümlesidir. Okumakla zengin olunmaz mantığı ile sadece parasal zenginliği tanıyan bu bireylerin yarattığı bozulmadan eğitim sistemini koruyacak olanlar yine eğitimli insanlardır. Yeteneksiz ve niteliksiz elaman yetiştirmek üzerine kurulan eğitim çarkında çocuklarımız sadece ‘not’ üzerinden sınıflandırılmaktadır. Okuma yazma bilmeyen 7. sınıf öğrencisinin ‘Takdir Belgesi’ alarak ödüllendirildiği nota dayalı sistem sadece geride enkaz bırakmaktadır. Bu enkazı kaldırmak da yine eğitim uzmanlarının görevi olmalıdır.

Bir ülkede yapılan yollar, saraylar, hanlar, köprüler, … zenginliğin göstergesidir. Ancak ülke itibarını arttıracak olan etmenin eğitim olduğunu yeniden hatırlatmak isterim.  Eğitimli, adil, dürüst, demokrat yöneticilerin önderliğinde atılacak adımlarla ülke itibarının tüm alanlarda artacağını bir kez daha vurgulamak isterim.

Yazımı Albert Camus’un bir sözü ile noktalamak istiyorum:

 Yalnızca kültürlü insanlar ‘öğrenmeyi’ sever, cahiller sadece "ders" vermeyi tercih eder.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner227

banner233

banner255

restbet