banner214

 ‘İyi örnek olmak’ ile ‘rol model olmak’ aynı anlama mı gelmektedir?
Her rol model iyi bir örnek midir?
Rol model olan kişiler; davranışları, kişisel özellikleri veya bazı özel vasıflarıyla örnek alınan, taklit edilen, özenilen kimse ya da kimseler olarak tanımlanmaktadır. Sosyal öğrenme kuramına göre, insanlar neredeyse bütün davranışları gözlemleyerek, taklit ederek ve model alarak öğrenmektedir. Bu durumda iyi davranışlar sergileyen insanlar model olabileceği gibi tam tersine zararlı davranışlar sergileyen insanlarda model olarak alınabilir.
Bu konuda birçok özlü söz bulunmaktadır. Geçmişe ait tecrübelerin dili olan özlü sözlerden bazıları da şunlardır:
‘Toprağa atılan tohum ne ise fidesi de o olur, baba nasılsa oğlu da öyle olur, düşünce ne ise davranışta öyle olur, lider nasılsa halk da öyle olur.’
‘Ağaca çıkan keçinin dala bakan oğlağı olur’
‘Oğul babadan görür; at oynatmayı, kız anadan görür; sofra donatmayı.’
Çocuklar için ilk rol modeller anne ve babalardır. Ebeveynlerinin kişilik özellikleri ve davranışları çocuklar için model oluşturur. Çocuklar bu davranışları görerek kendi kişilik özelliklerini oluşturmaya başlarlar. Sevgi ve saygının kabul gördüğü bir evde büyüyen çocukların gelecekte hoşgörülü, saygılı, anlayışlı bireyler olması tesadüf olamaz. Aksine bir ortamda veya şiddet içinde yetişen çocukların da sorun çözme yöntemi olarak ilişkilerinde şiddeti kullanmaları ve isteklerini kaba kuvvet yoluyla elde etmeye yönelmeleri ile karşılaşılabilir. 
Çocuklarımızı bir kayıt cihazına benzetebiliriz. Bu kayıt cihazı sürekli olarak kayıt halindedir. Gördüğü ve duyduğu her şeyi belleğine alır. Sıkça karşılaştığı görüntüler ve rutinler çocuklarımız tarafından da kullanılmaya başlanır. Örneğin evde çocuklarının görebileceği yerlerde sigara içen bir ebeveynin görüntüsü, çocuklarının kayıt cihazına normal ve sık yapılan bir eylem olarak kaydedilir. Bu davranışa özenen çocukların kalem, çubuk gibi cisimleri ağızlarına sigara tutar gibi götürdükleri görülür. Ergenlik dönemlerinde ise sigara kullanmaya özenmeleri tesadüf olmayacaktır. Ebeveynlerinin ve öğretmenlerinin sigaranın zararlarını anlatmaları çocuklar üzerinde bir miktar ekili olsa da çocukların belleklerindeki görüntüler silinmeyecektir. Ebeveynlerin sözleri ile davranışları arasındaki çelişki de çocuklarda başka bir davranış sorununa neden olabilecektir. 
‘İmamın söylediğini yap, yaptığını yapma.’
Bu atasözünden de anlaşılan çelişkinin belirttiği gibi, bu tarz durumlar çocuklarda hatalı davranışların yapılmasını normalleştirilmektedir. Davranışın yapılmasının ötesinde, toplumda örnek alınan kişilerin bile yanlış davranışlar içerisine girmesi olağan göstermektedir. Bu durum çocuklarda iki yüzlülük, yalan gibi olumsuz davranış özelliklerine yol açabilecektir.
Bireyler taklit yoluyla edindikleri davranışlar aracılığı ile toplumda kabul gören davranışları da belirlemeye başlayacaklardır. Toplum tarafından onaylanan davranışları yerine getirdiğinde toplumda benimsendiği yargısına varacaktır. Bu nedenler toplumun kabul ettiği ve benimsediği değerler, gelecek kuşakların yetiştirilmesinde oldukça önemli bir yere sahiptir.
Toplumların huzur ve refah içerisinde yaşayabilmelerinin en önemli nedenlerinden biri de toplumun örnek aldığı ve uyguladığı davranışlar bütünüdür. Toplumların bu davranışları kabullenmeleri ve benimsemeleri uzun yıllar almaktadır. Bu davranışların değiştirilmesi de oldukça zordur. Bu konuda sizlere örnek olarak sosyal medyada izlediğim bir videodaki görüntüleri aktarmak istiyorum. Adını sıklıkla duyduğumuz ve birçoğumuzun akrabalarının da yaşadığı ülke olan Almanya’nın bir köyünde bulunan marketin sahibi, özel işlerinden dolayı markette bulunamıyor. Ancak market hizmet vermeye devam ediyor. Nasıl mı? Tabi ki güven ve dürüstlükle… Markete gidenler alışverişlerini yaptıktan sonra kasaya yapmaları gereken ödeme miktarını bırakıp çıkıyorlar. Orada paralar birikiyor. Daha sonra market sahibi biriken paralarla işletmesinin ihtiyaçlarını görmeye devam ediyor. İnsanları zorlayıcı bir etken olmamasına rağmen ödemelerin yapılması yaşadığı toplumun değerleri ile ilgilidir. Siz o değerlerle yetişen insanlara isteseniz de hırsızlık yaptıramazsınız. Bu insanlar kanundan korktukları için değil olumlu değerleri içselleştirdikleri için kötü davranışlarda bulunmaktan kaçınırlar.  Çünkü o toplumu yönetenlerden tutun en sıradan bireyine kadar bu değerleri model alarak yetişmişlerdir. Bu nedenle de yaşam standartları yükselmiştir.
Bulundukları konumlar bakımından topluma örnek olan yöneticiler toplumsal davranışların inşasında önemli rollere sahiptirler. En üst yöneticiden en alt kademedeki temsilciye kadar tüm bireyler bulundukları konum itibari ile topluma model olmak zorundadırlar. Yöneticilerin yanlış davranışları ise tüm topluma mal olabilecektir. Örneğin: devlet malı ile israf yapan bir üst yöneticinin bu davranışı, alt kademelerde yapılacak israfın önünü açacaktır. Ya da bir kurumun en üst yetkilisinin yaptığı yolsuzluğun ortaya çıkmasına rağmen cezalandırılmaması, toplumdaki adalet duygularını zedeleyecektir. Tam da bu durumu özetleyen bir özlü sözün bir bölümünün belirttiği gibi:
‘Eğer bir önder, topluma açık bir bahçede bir meyve koparırsa, millet geride kök bırakmaz.’
Çocukların davranışlarının şekillenmesinde ebeveynlerden sonra en etkili kişiler öğretmenleridir. Özellikle temel eğitimde görev yapan öğretmenlerin toplumun mimarı olduğu söylenebilir. Öğretmenler küçük yaşlardan itibaren çocuklara rol model olurlar. Onları örnek davranışlarla donatırlar. Toplumsal değerleri çocuklara aşılarlar. Bu noktada akıllara şu soru gelebilir: Öğretmenler çocukların iyi davranışlar kazanmasında bu kadar etkili ise neden toplumumuzda hırsızlık, yolsuzluk, şiddet gibi davranışlar görülmektedir. Bu sorunun cevabı olarak, öğretmenlerin anlattıklarının toplum tarafından kabul görmesine rağmen insanların ‘işine geleni’ yapması olarak görülebilir. Bu ikilemin oluşmasından sorumlu kişiler ise yine yöneticilerdir. Örneğin, bir kadroya sözlü mülakatla çalışan alınacağını düşünelim. Bu kadroya o işi en iyi yapacak kişinin alınmasının doğru olacağı herkes tarafından kabul edilmektedir. Ancak bu durumu bile bile tarafsız bir sözlü mülakatın yapılmasının önüne geçecek girişimlerde bulunmak yani başkasının hakkını yeme girişiminde bulunmak ise ‘çıkarına uygun, işine geldiği gibi davranmak’ anlamına gelmektedir. 
 Günlerinin önemli bir kısmını ekran karşısında geçiren çocuklarımız için sosyalleşme ortamları da çeşitlenmektedir. TV, sosyal medya, dijital oyunlar ve youtuber videoları yeni sosyalleşme alanlarıdır. Kontrol etmesi kolay olmayan bu alanlarda çocuklarımızın hangi davranışları örnek alacağını kestirmek de zor olabilmektedir. Bu nedenle ebeveynlere birçok iş düşmektedir. Çocuklarımızın rol model alacağı kişileri ve davranışları belirleme aşamasında onları bir başına bırakmamak gerekmektedir. Çocuklarımız, bu konuda kaderine terk edilecek kadar değersiz değildir. Bu amaçla çocuklarımıza örnek olacak davranışları önce bizler uygulamalı ve sonra da onlarla paylaşmalıyız.
Mevlana’nın söylediği gibi ‘Öğüt verecek insana değil, örnek olacak insana ihtiyaç vardır.’

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.