banner165

               Kutsal kitabımız Kur’an’ı Kerim’in ilk ayeti okudur.

                Peygamberimiz Hz. Muhammed:

               “İlim Çin’de olsa git, ara bul.”Diyor.

                Peygamberimiz Hz. Muhammed’in amcasının oğlu ve damadı Hz. Ali:

                “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum.”Diyor.

                Hünkâr Hacı Bektaşi Veli yaklaşık sekiz yüz yıl önce:

                “Kadınlarınızı okutunuz.”Diyor.

                21.yüz yılın ilk çeyreğinde bazı Müslüman din adamları da:

                “Kız çocuklarının okutulması günahtır.”

                Müslüman toplumlarının ve Türk Milletinin bu dinci yobazlardan çektiklerini, orta çağda köleler Romalılardan çekmemişlerdir.

                Sanıyorum, Mustafa Kemal Atatürk, Diyanet İşleri Başkanlığını,  İslâm Dinini gerici, bağnaz ve dini kendi çıkarları için kullananların elinden, şerrinden kurtarmak için kurmuştur.

                Son yıllarda İslâm Dini kullanılarak öyle saçmalıklara yer veriliyor ki, insan olarak rahatsızlık duymamak mümkün değil.

                Diyanet İşleri Başkanı:

                “Dokuz yaşında kız çocukları ile nikâh kıyılabilir.”

                “Alevi kızlarla evlenmeyiniz.”

                Sanki Alevi kızlar o tiplerle evlenmek için sıraya girmiş.

                Atatürk ve laik cumhuriyete olmadık hakaretler eden fesliyi, Diyanet İşleri Başkanı resmi giysileri ile ziyaret ediyor.

                İslâm’ı ve devletin o makamını bazı siyasi çevrelere hizmet ederken kullanıyor.

                Diyanet İşleri Başkanlığı makamı, ülkemizde bulunan bütün inanç gruplarına eşit mesafede olmak zorunda değil midir?

                Bu topraklarda Hanefi, Şii, Şafi, Caferi mezhepleri ve bunlara bağlı alt inanç grupları var. Bunların sayıları on milyonları buluyor. Bu gruplara mensup bireylerden alınan vergilerden, ücretlerinden yapılan kesintilerden oluşturulan bütçeden yüz binden fazla personele maaş öderken, hizmete gelince bu vatandaşları aklının kıyısından geçirmiyor.

                Ülkemizde sözde din adamı kılığına girmiş, çenede dört kıl bırakmış, bir cübbe giymiş, kafaya bir de sarık sarınmış olanların bazılarının din adına yaptıkları ahlâk dışı davranışlara da Diyanet İşleri Başkanlığı olarak ses çıkarmıyor.

                Bu ahlâk dışı davrananların din adamlığı ve davranışlarının İslâm ile ne alakası var?

                İslâm Dini en son kutsal kitap Kur’an yolu ile insanlara tebliğ edilmiş inançtır.

                Peygamberi Hz. Muhammed’de en son gelen peygamberdir.

                İslâm sözcüğünün anlamı ise “Kurtuluş” demektir.

                Peki!

                Neden ve nelerden kurtuluş?

                Bütün kötülüklerden, iç ve dış kirlilikten, başka inanç gruplarının arkasından konuşmaktan, cehaletten, bağnazlıktan, geri kalmışlıktan, insan ve insanlar için zararlı olanlardan, adaletsizlikten kurtuluştur.

                İslâm Dini şekilcilik, göstermelik ve laf olsun diye gelen bir din değildir.

                İnsanların “İnsan-ı kâmil” olması için gelen dindir.

                İslâm’a yürekten, bütün içtenliğinle inanıyorsan, “İnsan-ı kâmil” (olgunluğa erişmiş insan) olmak gerekir.

                İnsan-ı kâmil olmayan insan yarım kalmış demektir.

                TV’de bir belgesel izliyorum.

                Erkek bir aslanı on kadar sırtlan aralarına almış sıkıştırıyor. Aslan ne yapsın? Kendini savunmaya çalışıyor ama düşman oldukça kalabalık. Aslan sıkışmış vaziyette bir sağa, bir sola, geriye hızla dönerek sırtlanların sivri dişlerinden kendini korumaya çalışıyor. O kadar sıkıştı ki, adeta nefes nefese kaldı. Ağzı yorgunluktan bir karış açık.

                Tam da bu sırada uzaklardan bir dişi aslan göründü. Dişi aslan erkek aslanın durumunu görünce hızla gelerek onun yardımına yetişti. Dişi aslanın gelmesiyle birlikte sırtlanlar derhal dağıldılar ve kendilerini güvene aldılar.

                Ülkemizde birçok kadın da yolda yürürken tıpkı aslanın saldırıya uğradığı gibi insanın erkek sırtlanlar tarafından saldırıya uğruyor.

                Ne yazık ki, aslana yardıma gelen, ona yardımcı olan varken, saldırıya uğrayan kadına yardıma gelen olmuyor. Yakında olanlar da her nedense bön bön olaya bakıyorlar.

                Saldırıya uğrayan kadına yardım edenler de suçlu çıkarılıyor.

                Kadını taciz eden, sokakta katleden caniler, mahkemeye çıkarılınca ya iyi halden serbest tutuksuz yargılanmak üzere kalıyor ya da bir süre ceza evinde yatıp çıkıyor.

                Sonun da yine kadının başına bela oluyor.

                Hayvanlar dahi zor durumda kalan cinslerine yardıma koşarken, insanoğlunun saldırıya uğrayana seyirci kalmasını anlamak mümkün değil.

                Nüfusunun yaklaşık yarısı kadınlarda oluşan toplumda, kadınlar eğitimsiz ise o toplumun kalkınması ve ilerlemesi asla mümkün değildir.

                Bu ve benzeri olayları hepimiz karşılaştık ve mutlaka izledik.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner189

banner185

banner188