banner165
banner176

Kahvehanede oturup kâğıt, okey, tavla oynayan insanların genelde boşa zaman harcadığı düşünülür. Kahvehane, işi gücü olmayanların, aylak takımının zaman öldürdüğü bir yerdir bu yaklaşıma göre. Hele kocası kahvehaneden çıkmayan bir kadına sorarsanız, size bu “pis yerin” zararları konusunda konferans bile verebilir.

Bir de kahvehanelerle kütüphaneler karşılaştırılır sıklıkla. Ülkemizdeki kütüphanelerin sayısının kahvehanelere göre oldukça az olduğu belirtilir. İnsanların boş zamanlarında kahvehaneye değil, kütüphaneye gitmesi gerektiği söylenir. Hatta daha da ileri gidilir, kahvehanenin toplumsal gelişmemizi engelleyen bir yer olduğu iddia edilir.

Ancak ben kahvehanenin yararsız bir yer olduğunu düşünmüyorum. Hatta toplumsal yaşam açısından oldukça önemli olduğu kanaatindeyim. Bence kahvehane, toplumsal gereksinimlere karşılık gelen önemli bir yerdir.

Her şeyden önce, insanların birbiriyle sohbet ettiği bir alandır burası. İnsanlar kahvehanede selamlaşır, dertleşir, şakalaşır. Zaman zaman tartışır, küser, sonra barışır. Kısacası sosyalleşir burada insanlar. Akrabalık ve iş yaşamının dışında,  yeni bir sosyal bir çevre sunar kahvehane insana.

Burası gündemin tartışıldığı bir yerdir aynı zamanda. Herkes kendi yetiştiği koşullara ve birikimine göre, gündemdeki sıcak gelişmeleri yorumlar kahvehanede. Farklı sesler yükselir, yeni görüşler ileri sürülür. Bu yönüyle herkesin birbirini dinlediği, çoğulcu demokrasinin filizlendiği bir alandır kahvehane. Kadınlar da karışsa bu söyleşiye, daha da güzel olur elbette.

Bir de oyun oynanır kahvehanede. En önemli toplumsal işlevi de bu oyunlarda gizlidir. Yaşlı başlı adamlar, masanın başındayken çocuk gibi oyunbozanlık eder bazen. Kimi taş çalar, kimi göz göre göre yalan söyler oyunu kazanmak için. Bazen tartışırlar, birbirlerine küserler. Fakat rahatlarlar oyunun sonunda. Günlük yaşamın sıkıntısından oyun oynayarak kurtulurlar. O yaşlı başlı adamları oyun oynarken izlemeniz gerekir, gözleri hiç olmadığı kadar parlak, sesleri hiç olmadığı kadar coşkuludur. Bugünün dünle benzer olduğu bu monotonluktan oyun oynayarak uzaklaşırlar çünkü. Kahveden çıktıktan sonra kendilerini hafiflemiş hissederler.

Kültürümüzde yaklaşık 500 yıllık bir geçmişi var kahvehanenin. İnsanlarımız 500 yıldır kahvehaneye gidiyor. 500 yıldır bitmediyse bu kültür, toplumsal bir gereksinime karşılık geliyor demektir. Ev veya kütüphane, kahvehanenin karşıladığı toplumsal gereksinimleri karşılayamıyor. Öyleyse kahvehaneleri kötülemek yerine, insanların gereksinimlerini anlamaya çalışmak daha anlamlı olmaz mı?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.