banner165

İslam’ın yani Müslüman olmanın temel esasları diye ifade edilen ve toplumumuzda “İslam’ın şartı” olarak bilinen beş esasın birincisi kelime-i şehadettir. Zira Peygamber Efendimiz; “İslâm beş şey üzerine bina edilmiştir: Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in (sav)  Allah’ın kulu ve rasûlü olduğuna şehadet etmek, namaz kılmak, zekât vermek, haccetmek, ramazan orucunu tutmak.” buyurmuştur. (Buhârî, Îmân, 1-2)

Kelime i Şehadet, yani; “Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve rasûlüh” demek, İslâm’a girişin temel şartıdır. Bu cümle, tevhidi ve Hz. Muhammed'in  (sav) peygamberliğini ifade eden iki bölümden oluşur.  Kelime-i şehadet "Ben tanıklık ederim ki Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur. Yine tanıklık ederim ki, Muhammed O’nun kulu ve rasulüdür.” Başka bir ifade ile: “Ben Allah’tan başka hiçbir ilâhın olmadığına, Muhammed’in O’nun kulu ve elçisi olduğuna inanır ve tanıklık ederim." demektir.

Kelime-i şehadeti söylemek, yani Allah’tan başka hiç bir ilâh olmadığını, Hz. Muhammed Mustafa’nın (sav.) onun kulu ve resulü olduğunu kalple tasdik etmektir. Bu, Müslüman olmak için temel şarttır.  İslam’a girmek için atılan ilk adımıdır. İmanın özüdür.

İlâh; “tapınılan, gönülden bağlanılıp sığınılan, duyularla idrak edilemeyen varlık” demektir.(DİA) Kelime-i tevhitte “lâ ilâhe” yani Allah’tan başka tüm ilâhların nefyedilmesi, gerçek tevhide erişmenin ilk şartı olarak zikredilmiştir. Arapça dil bilgisinde “lâ ilâhe” kelimesindeki “lâ”ya cinsini nefyeden la denilir. Buna göre; “Lâ ilâhe” demek tapınılacak, gönülden bağlanılacak hiçbir ilâh yoktur demektir. “Lâ ilâhe” demekle, ilâhlık yani ulûhiyet vasfını taşıyan hiçbir ilâh yoktur diyerek, ilâhlık makamında hiçbir varlığın bulunmadığını söylemiş oluruz. Tahiyatta da “eşhedü” derken işaret parmağımızı kaldırarak tüm ilâhları reddederiz. Bütün ilâhları reddettikten sonra da “  illallâh“ yani “ancak Allah vardır” diyerek yalnız Allah’ın varlığını ikrar ederiz, bu ikrarımızı işaret parmağımızla da tekit ederiz.

Demek ki kelime-i tevhitte ifade edildiği üzere Allah’ın ilâhlığını, rabliğini ikrar için, öncelikle Allah’ın yerine geçebilecek, Allah’ın sevgisini perdeleyecek, Allah’ın emir ve yasaklarının önüne geçebilecek her şeyi kalbimizden atmamız daha sonra kalbimizin, dimağımızın, gönlümüzün, hayatımızın merkezine Allah’ı ve son peygamber Hz. Muhammed’i (sav) yerleştirmemiz gerekmektedir. Bu hakikati sevgili peygamberimiz şöyle dile getirmektedir; “Üç haslet vardır; bunlar kimde bulunursa o kişi, imanın tadını alır: Allah ve rasûlünü her şeyden fazla sevmek. Sevdiğini Allah için sev¬mek. (Allah kendisini küfürden kurtardıktan sonra) küfre dönmeyi ateşe atılmak gibi çirkin görmek.”  (Buhârî, İman 9, 14, İkrah 1, Edep 42)

Kelime-i şehadet ile insan İslamiyet’i, Kur’an’ı bütünüyle benimsemiş, Allah’ın Peygamberimize bildirmiş olduğu ve Onun insanlara tebliğ ettiği her şeyi tamamen kabul etmiş olmaktadır. “İslâm dininin esaslarının toplu halde benimsenmesine “icmâlî iman” denir. Toptan kabul edilen iman esaslarının her birine teker teker araştırılarak, öğrenilerek bilinçli bir şekilde, iman edilmesi gerekir ki buna da “tahkîkî iman” denir. İman, Allah’ın kuluna lütfeylediği büyük bir nimettir. Kişi için bir şeref ve onurdur. Mehmet Akif’in şiirinde ifade ettiği gibi;

“İmandır o cevher ki, ilâhi ne büyüktür.

İmansız olan paslı yürek, sinede yüktür.”

İslam Dinine giriş sözleşmesi olarak kabul edeceğimiz kelime-i şehadetle bir kişi maddî ve manevî taahhütte bulunmuş ve bazı sorumluluklar üstlenmiş olmaktadır. Bir kimse, Allah’tan başka ilâh olmadığına inandığı, onun varlığını, birliğini, eşi-benzeri olmadığını tasdik ettiği halde, Hz. Muhammed’in (sav.) peygamberliğini kabul etmiyorsa Müslüman olamaz. Kelime-i şehadet bir bütündür; yarısına değil, tamamına inanmak gerekir.

Kelime-i şehadeti Allah (cc), İbrahim sûresinde kökü yerde, dalları gökte olan bir ağaca benzetir: “Görmedin mi Allah nasıl bir misal getirdi: Güzel bir sözü, kökü (yerde) sabit, dalları gökte olan güzel bir ağaca (benzetti). (O ağaç) Rabbinin izniyle her zaman meyve verir. Öğüt alsınlar diye Allah insanlara böyle misaller verir. (İbrahim, 24) Kalbe yerleşerek kök salan “kelime-i tevhit ve kelime-i şehadet” ağacı, kökü çok derinlerde olan imanın şiarıdır. İbadetler, hayırlar, iyilik¬ler, faziletler ve güzel ahlâk bu ağacın aralıksız verdiği meyvelerdir.

Ayette Rabbimiz; “Şüphesiz ki ben Allah’ım. Benden başka hiçbir ilâh yoktur. O halde bana ibadet ve beni anmak için namaz kıl” (Tâhâ, 14) buyurur. “Kelime-i tevhit” tüm semâvî dinlerin ortak inanç esaslarının temelini teşkil eder.

Allah sevgisinin önüne geçen, Allah sevgisini perdeleyen, hayatımızda Allah’ın emir ve yasaklarının önüne geçen dünyevî, nefsanî ne varsa hepsini kalbimizden çıkaralım. Her şeye değeri kadar kıymet verelim. Dünya ve dünyalıkları; kin, nefret, düşmanlık, haset, kibir gibi duyguları, şehvet gibi nefsani arzuları kalbimize yerleştirerek, bunların Allah’ın ve rasulünün sevgisini perdelemesine izin vermeyelim. Aksi halde Kur’an’daki şu tehditle karşı karşıya geliriz; “De ki: "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, kesata uğramasından korktuğunuz bir ticaret ve beğendiğiniz meskenler size Allah'tan, peygamberinden ve onun yolunda cihattan daha sevgili ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyin! Allah fasık topluluğu doğru yola erdirmez.” (Tevbe, 24), “Kendi nefsinin arzusunu kendisine ilâh edineni gördün mü? Ona sen mi vekil olacaksın? Yoksa sen onların çoğunun (söz) dinleyeceklerini yahut akıllarını kullanacaklarını mı sanıyorsun? Onlar hayvanlar gibidirler, belki yolca onlardan daha da şaşkındırlar.” (Furkan, 43-44)

Kişi şehadet kelimesi getirmekle, Müslüman olmakta ve geçmişte işlediği tüm günahları affedilmektedir. Hz Peygamber (sav) şöyle buyurdular: “Bir kul İslam’a girer ve bunda samimi olursa daha önce yaptığı bütün hayırları Allah lehinde yazar, işlemiş olduğu bütün şerleri de affeder. Müslüman olduktan sonra da, yaptığı her hayır için en az on misli olmak üzere yedi yüz misline kadar sevap yazılır. İşlediği her bir şer için de –Allah affetmediği takdirde- bir günah yazılır.” (Buhari, İman, 31; Nesâî, İman, 10.)

Peygamber Efendimiz; “‘Lâ ilâhe illallah’ sözüyle imanınızı yenileyiniz” buyurmuştur. O halde kelime-i tevhidin ve kelime-i şehadetin anlamlarını güzelce öğrenip, sık sık tekrar etmemiz ve gereğini yerine getirmemiz gerekir.

Cumanız ve Ömrünüz Bereketli Olsun…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner189

banner185

banner188