banner214

                Toplumda, özellikle siyasette, bir yerlere gelebilmek için kullanılan dile biraz da olsa dikkat eder misiniz?

                Siyasiler, gerek mensubu olduğu parti içi, gerekse muhalefeti olduğu siyasi partilere karşı kullandığı dil, onlara ne kadar değer verdiğini, onlara bakış açısının nasıl olduğunu belirlediği gibi o dili kullananın kültür, sorunlara ve çözüm yollarına bakışını, sosyal ilişkilerini de ortaya koyar.

                Memlekette bazı siyasiler politika yapacağım derken, topluma nasıl kin ve nefret tohumları ektiklerinin farkındalar mı? Bazılarına göre, özellikle bazı sağ çizgide olan politikacılara göre, kendilerinden başka hiçbir politik fikirler siyaset alanında yer almamalı. Siyaset meydanında yalınız ve yalınız onlar bulunmalı ki başarılı olsunlar. Farklı siyasi ve felsefi akımlardan rahatsızlık duyanlar, siyasi rakiplerine karşı en fazla ya toplumun manevi değerlerini, ya da şoven duygularını kullanarak başarılı olacaklarını sanıyorlar ve buna da demokrasi diyorlar. Oysa gerçek hiç öyle değil.

                Gerçek, kin ve nefret tohumları ekerek, toplumsal barışı yok ederek başarıya değil, başarısızlığa gidilir. Demokrasinin yerini diktatörlük alır.

                Peki! Bu kadar kin ve nefret tohumları neden ekiliyor?

                Sömürünün devam etmesi ve demokrasi yerine otoriter yönetimin ayakta kalması için. Geniş halk kitlelerinin, özellikle emekçilerin birlik olması, örgütlenmesi, birleşmesi sermaye ve onların politik temsilcilerinin işine uygun düşmez.

                Toplumda ve emekçiler arasında suni bir gerginlik yaratacaklar ki, onlar,  dedi kodu yaparak, aralarında uğraşarak asıl sorunlardan uzak kalsınlar ve sömürü çarkının dişlilerine engel olamasınlar.

                Sermayenin ve emperyalizmin sömürüsünün devam etmesi için kullandıkları yöntemlere dikkatinizi çekerim. Nedir bunlar?

                Toplumun manevi değerlerini, etnik farklılıklarını öne çıkararak, topluma kin ve nefret aşılayarak sömürülen emekçileri dağınık tutmak ve siyasi alanda sol görünümlü siyasi partiler kurarak, gelişen veya gelişecek olan sol hareketi kontrol altında tutmak. Bunu tam olarak beceremedikleri zaman da askeri devreye sokup, gelişen demokrasi hareketinin önünü keserek demokratikleşmeyi önlemektir.

                Bu konuda Türkiye’de başarılı olabiliyorlar mı?

                Evet, maalesef oluyorlar.

                Bu günkü geldiğimiz noktaya hep bu şekilde geldik.

                Sendikacılık, sivil toplum örgütleri, siyasi partiler yasası, seçim yasası, bir zamanların Kooperatifleri ne durumda?

                Nerede üreticilerimizin ekonomik kuruluşları olan Köy-Kop, Fısko-Birlik, Ant-Birlik, Et ve Balık Kurumu gibi kuruluşlar?

                1970’li yılların yüz binlerce üyesi olan işçi sendikaları nerede?

                Yetkililerin yıllık milli gelirin kişi başına on bin dolardan fazla olması ile övündüğü ülkemizde, çocuklar yoksulluktan donarak ve açlıktan ölüyor. Baba çocuklarının ihtiyaçlarını karşılayamadığından intihar ediyor. Yirmi milyona yakın yurttaşımız devletten sosyal yardım alarak yaşamını devam ettiriyor. On milyondan fazla işsizimiz, altı buçuk milyona yakın okuma yazma bilmeyen yurttaşımız var.

                Bunlar yetmezmiş gibi taşeron işçiliği sistemi getirildi. Milyonlarca taşeron işçisi en ağır koşullarda ve hiçbir hakkı olmadan, 21.yüz yılda adeta köle gibi çalıştırılıyor.

                Çalışanlardan yüzde kaçının iş güvenliği var?

                Günümüzde yeni işe giren çalışan emekçilerin, emekli olma umutları dahi kalmadı.

                 Emekçiler için görülen bütün bu olumsuzlukların nedeni, emekçileri emperyalizmin ve sermayenin daha çok sömürebilmesi içindir.

                Mevcut iktidar kendine bağlı bir sermaye sınıfı yarattı ve emek cephesinin zayıf düşmesi için de elinden ne gelirse yapıyor.

                Toplumda barış, demokrasi ve özgürlük varsa, emekçiler insanca bir hayat sürecek ücret alabiliyorlarsa sağlanır. Kin ve nefret toplumda gerginlik yaratır, bundan da en fazla emekçi sınıflar zarar görür.

                Kin ve nefret dilini devletin önemli mevkilerinde oturanlar kullanıyorsa, bu durum daha da tehlikeli ve zararlıdır.

                O zaman emekçiler ve emekten yana olanlar, çok iyi düşünmeli ve buna göre de hareket etmeliler.

                                                                                                                                        

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner227

banner233

banner255

restbet