banner165

İman esaslarından biri de kitaplara iman etmektir. Zira eşref-i mahlukat olan insanoğlu her ne zaman yolunu şaşırıp hak ve adaletten ayrılsa Allah Teala bir lütuf olarak onların önlerini aydınlatan, hak, adalet ve doğruluğa sevk eden peygamberler göndererek insanlara nasıl hareket edeceklerini bildirmiştir. “İnsan, başı boş bırakılacağını mı sanır?” (Kıyame, 36 ) ayetinde bildirildiği üzere Allah Teala kullarını kendi hallerine bırakmamış, her kavme, her topluluğa peygamber göndermiştir.

Allah Teala tarafından görevlendirilen peygamberlerin tamamının sayısını bilmediğimiz gibi, O’nun tarafından indirilen kitapların hepsini de bilmemekteyiz. Ancak biz, tüm peygamberler ve onlara indirilen kitapların tamamına inanırız. Zira Allah (cc), bizden Kur’an’a ve ondan önce gönderilen kitaplara inanmamızı emretmektedir. Ayette; “(Muttakiler) Sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler.” buyurulmaktadır. (Bakara, 4)

İlâhî kitaplar, dünyanın başlangıcı ve sonu, insanın dünyaya gönderiliş gayesi, Allah’a nasıl ibadet edileceği, O’nun hoşnut olduğu ve olmadığı şeylerin neler olduğu gibi -kendi yetenek ve imkânlarımızla ulaşamayacağımız- gaybî konularda bilgilendirmekte, insanın yaratılış gayesini açıklamaktadır.

İlâhî kitap, Allah tarafından insanlara tebliğ edilmek üzere peygamberlere indirilen vahiyleri içeren yazılı metinlerden oluşur. İlâhî kitaplar Allah kelâmı olmak bakımından aralarında farklılık bulunmamasına rağmen, hacimleri ve hitap ettikleri kitlenin büyüklüğüne göre, suhuf ve kitap olmak üzere ikiye ayrılırlar. Küçük veya büyük, uzun veya kısa metin ayırımı yapılmaksızın tamamı için ilâhî kitap tabiri kullanılmakla beraber, gelenekte kısa ve küçük olanlarına suhuf, uzun ve büyük olanlarına ise kitap denilmektedir.

Sahife kelimesinin çoğulu olan suhuf, küçük topluluklara, onların ihtiyaçlarına cevap verebilecek şekilde indirilen birkaç sayfadan oluşmuş küçük kitap ve risâlelere denilir. Kur'ân-ı Kerîm'de; “Şüphesiz bu hükümler ilk sayfalarda, İbrahim ve Mûsâ'nın sayfalarında da vardır.” (A`lâ, 18-19.) buyurularak Hz. İbrâhim ve Mûsâ'ya indirilen sayfalardan bahsedilir. Bu iki ayet dışında Kur'an'da ve mütevâtir hadislerde suhuf ile ilgili bir bilgi bulunmamaktadır. Ancak Ebû Zer'den rivayet edilen bir hadise göre;

Hz. Âdem'e 10 sayfa,

Hz. Şît'e 50 sayfa,

Hz. İdrîs'e 30 sayfa,

Hz. İbrâhim'e 10 sayfa indirilmiştir. (Süyûtî, ed-Dürrü'l-Mensûr, VIII, 489) Bugün bu sayfalardan elimizde hiçbir şey yoktur.

Suhuf dışında kalan ilâhî kitaplardan Kur’an’da zikredilenler Tevrat, Zebur, İncil ve Kur’ân-ı Kerim olup bunların Allah tarafından gönderilmiş kitaplar olduklarına iman etmek zorunludur. Bizler, ilâhî kitaplara Allah tarafından gönderilen aslî şekilleriyle inanırız. Kur’an, ilâhî kitaplar arasında ayırım yapmaksızın tamamına inanmayı emreder. Müslümanlar olarak bizler, Kur’an gibi Hz. Mûsâ’ya indirilen Tevrat’a, Hz. Îsâ’ya gönderilen İncil’e ve Hz. Davud’a indirilen Zebur’a da inanırız. Ayette; “Biz Allah’a ve bize indirilene; kezâ İbrâhim, İsmâil, İshak, Ya‘kub ve torunlarına indirilenlere; yine Mûsâ ve Îsâ’ya verilenlere ve bütün peygamberlere rableri tarafından gönderilenlere inandık. Onlar arasında ayırım yapmayız; biz O’na teslim olanlarız” deyin.” (Bakara, 136.) buyurulmuştur. Bununla birlikte biz bilir ve canı gönülden inanırız ki, Allah'ın vahyettiği şekilde varlığını korumuş, hiçbir bozulma ve değişikliğe uğramadan günümüze kadar gelmiş ve kıyamete kadar da bu özelliğini sürdürecek olan tek kitap Kur'ân-ı Kerîm'dir. İlâhî kitapların sonuncusu olan Kur’ân-ı Kerim peygamberlerin sonuncusu Muhammed aleyhisselâma gönderilmiştir. Ondan sonra peygamber ve Kur’an’dan sonra yeni bir ilâhî kitap gelmeyeceğinden, o, Allah tarafından özel bir korumaya alınmıştır. Ayette; “Onu (Kur’an’ı) biz indirdik, koruyacak olan da biziz.” buyurulmaktadır. (Hicr 15/9.)

Kur’an, “Allah tarafından Cebrâil vasıtasıyla Hz. Muhammed’e indirilen, mushaflarda yazılan, tevâtür yoluyla nakledilen, okunmasıyla ibadet edilen, Fâtiha sûresiyle başlayıp Nâs sûresiyle son bulan, 323015 harf, 77439 kelime, 6236 âyet ve 114 sureden oluşan, başkalarının benzerini yapmaktan âciz kaldığı Arapça bir kelâmdır.” diye tarif edilmiştir.

Kuran-ı Kerim kendisine uyulduğu zaman uyanı hidayete götüren ve kendisinde hiç şüphe bulunmayan ilahi bir kitaptır. Kur’an Kıyamete kadar gelecek toplum ve fertlerin ıslahı için bir reçete, yolunu şaşırmış ne yapacağını bilmeyen kişiler için bir rehber, hasta gönüller için bir şifa konumundadır. Allah (cc) Kur’an için; “Elif Lam Mim. Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir.” (Bakara, 1-2), “O, sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kulu Muhammed’e apaçık âyetler indirendir. Şüphesiz Allah, size karşı çok esirgeyici, çok merhametlidir.” (Hadid, 9.), “Ey insanlar! Size Rabbinizden bir öğüt, gönüllerdekine bir şifa, müminler için bir hidayet ve rahmet gelmiştir.” (Yunus, 57.), “Biz Kur’an’dan, mü’minlere şifa ve rahmet olan şeyler indiriyoruz. Ama Kur’an, zalimlere ziyan artırmaktan başka bir katkıda bulunmaz” (İsra, 82.), “Bu Kur’an çok mübârek bir kitapdır. Onu sana indirdik ki âyetlerini düşünsünler ve akl-ı selim sahipleri öğüt alsınlar” (Sad, 29) buyurmaktadır. 

Peygamber Efendimizin de Kur’an’ın fazileti ile ilgili bir çok hadis-i şerifleri bulunmaktadır. Bu hadislerin bir kaç tanesini zikretmekle yetineceğiz. Zira inanan ve aklı olana yukarıda zikrettiğimiz ayetler ve aşağıda nakledeceğimiz hadis-i şerifler  yeterlidir; “Kur’an okuyunuz. Çünkü Kur’an, kıyamet gününde kendisini okuyanlara şefaatçi olarak gelecekti.”, “Kim Kur’ân-ı Kerîm’den bir harf okursa, onun için bir iyilik sevabı vardır. Her bir iyiliğin karşılığı da on sevaptır. Ben, elif lâm mîm bir harftir demiyorum; bilâkis elif bir harftir, lâm bir harftir, mîm de bir harftir.”, “Kalbinde Kur’an’dan bir miktar bulunmayan kimse harap ev gibidir.”, “Bir cemaat Allah’ın evlerinden bir evde toplanır, Allah’ın kitabını okur ve aralarında müzakere ederlerse, üzerlerine sekînet iner, onları rahmet kaplar ve melekler etraflarını kuşatır. Allah Teâlâ da o kimseleri kendi nezdinde bulunanların arasında anar.”, “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.”  Haydi insanların en hayırlısı olmak için ilahi kitapların sonuncusu olan Kur’an’ı öğrenme, öğretme, anlama ve yaşamak için gayret gösterelim, bir seferberlik başlatalım ve pandemi nedeniyle yaşadığımız şu zor günleri Rabbimizin kelamıyla kolaylaştıralım.

Cumanız ve Ömrünüz Bereketli Olsun…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner186

banner189

banner185

banner188