banner165
banner177
banner176

İmece’deki yazılarımı okuyan eski bir öğrencim, bir karşılaşmamızda “Hocam, modern ötesi bir anlayışın egemen olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Siz hala ahlaktan, değerlerden, kurallardan söz ediyorsunuz. Artık o dönem kapandı. Yeni dönemi anlamak gerekir.” demişti. Önce derslerde nelere dikkat ettiğimi anımsamaya, sonra da eski öğrencimin ne demek istediğini anlamaya çalıştım.

İlköğretimden başlayarak ders programlarında ulusal ve evrensel değerlere ağırlık verilir.  Ders kitaplarında yer alan metinlerin de bu değerlere göre hazırlanması öngörülür. Ulusal ve evrensel değerler, sosyal içerikli metinlerde daha belirgindir. Seçilen metinlerde erdemli olmak, kendini bilmek, doğa ve insan sevgisi gibi insana yüklenen yüce değerler ön plandadır. Bu değerlere, insanlığın ortak ürünü olarak binyılları kapsayan uzun bir süreç sonunda ulaşılmıştır. Kutsal kitaplarda da benzer değerler yazılıdır. Bir bakıma insanlık, sürekli değişim içinde sözü edilen değerleri daha da geliştirme çabası içinde olmuştur. Ne var ki kimi zaman duraksamalara da rastlanmaktadır.

Toplumsal egemenlik ilişkileri, başka bir söylemle egemenlerin kural tanımazlığı, daha çok insanlaşmaya odaklı yüce değerlerin yok sayılmasına neden olur. Burada zalimlerden, zulümlerden, hakkı yenmiş insanlardan, sevgisizlikten söz edilir. Bunun karşılığı hakkı yenmiş insanların çığlıkları, ağıtları, ilenmeleri ve beddualarıdır. Koşullar ne denli ağır olursa olsun, insanı yücelten değerleri savunmaktan vaz geçilmez. İyilik, güzellik, hak, adalet beklentisi sonsuza kadar sürer.

Uzun zamandır dünyadaki genel ekonomik krizlerin bir zorlaması olduğu belirtilen “değersizleştirme” politikalarının adı modernizmin yeni bir aşaması olarak görüldü. Böylece krizin kural tanımazlığının, “modern ötesi” olarak adlandırılan bir kavramla sevimli gösterilmeye çalışıldığını artık herkes biliyor. Bu düşünüşün insanlığın hizmetine sunduğu yeni bir şey görülmüyor. Aksine insanlığın elinden alıp götürdüğü ve götürmeye çalıştığı; sosyal hakların kısıtlanması, hukuksuzluk, adaletsizlik, insan hakları kavramının aşındırılması, Ortaçağ inanç ve hurafelerine dönme çabaları, eğitim-öğretimin yozlaştırılması gibi burada hepsini sıralayamayacağım çok şey var.

Derslerimde ben de bilincinde olarak insani değerleri yüceltme çabası içinde oldum. Başka türlü de olamazdı zaten. Ne var ki öğrencime göre benim benimsediğim bu yöntem eskimiş meğer. Başımı kaldırıp günlük gazetelere bakma gereksinimi duydum. Aradığımı bulmam için çok değil bir aylık gazeteleri karıştırmam yeterli oldu. Gazeteler adaletsizlik, hukuksuzluk, kuralsızlık, kara para aklamaları, tecavüz edilen çocuklar, yasa dışı ihaleler, hukuk görevlilerini tehdit etmeler, sınav sorularının çalınması, haksız işe almalar, eğitim sisteminin açmaza girmesi gibi sürekli değersizliği davet eden kötü haberlerle doluydu. Eski öğrencimi haklı çıkaracak bir malzeme bulamadım. Her bir gazete, “kötü” olayların günlüğü gibiydi.

Ne yapalım ki değer yitimini kışkırtan olaylara ve bunu bir dünya görüşüymüş gibi sunanlara övgüler düzecek değilim. Hiçbir zaman zalimlerden yana olmadım, olmayacağım da. Ağıtlara, yanık türkülere,  hüzünlü, coşkulu şiirlere kulak verdim. İnsanları, doğayı sevdim ve sevmeye devam edeceğim.

Vurgulamak istediğim şey, değersizlik ve kuralsızlık uzun vadede toplumları zayıflatır, giderek dağılmasına neden olabilir. Bu nedenlerle emeğin en yüce değer olduğu; hak ve adaletsizliğin, savaşların olmadığı; sevginin, iyi ve güzelin egemen olduğu bir dünya istiyoruz. Altını çizdiğim değerler mevsimlik değildir. Her dem yaşaması ve yaşatılması gerekir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.