banner214

Vücudumuz daimi bir oksidatif stres altındadır. Hava kirliliği , yanlış beslenme , transyağlar , aldığımız ilaçlar, içtiğimiz sularda bulunur . Oksijen vücutta, çiftlenmiş elektronu olmayan iki ayrı atoma ayrılır. Elektronlar çiftler halinde bulunmak isterler, bu nedenle serbest radikal denen bu atomlar, elektronlarını çiftleyebilecekleri atom bulmak için vücudun altını üstüne getirirler. Bu da hücrelere, proteinlere ve DNA’ya zarar verir.

Serbest radikaller kanser, damar tıkanıklığı, Alzheimer hastalığı, Parkinson hastalığı , ağır depresyon ve diğer pek çok hastalık ile bağlantılıdır. Serbest radikallerin ayrıca, kademeli serbest radikal hasarı birikimi olarak tanımlanan yaşlanmayla da bağlantısı vardır.

Yine de serbest radikaller yaşam için gereklidir. Bedenin havayı ve gıdayı kimyasal enerjiye dönüştürme kabiliyeti, serbest radikallerin zincirleme tepkimelerine bağlıdır. Serbest radikaller ayrıca bağışıklık sisteminin önemli parçasıdırlar, damarlar boyunca dolaşır ve yabancı istilacılara saldırırlar.

Peki ya artan serbest radikallerin - doku hasarına yol açması ? Yaşlanmaya neden olması ? Şu aşırı istikrarsız moleküller - aralarında depresyonun da bulunduğu çeşitli psikiyatrik bozuklukların gelişiminde önemli rol oynuyor . Modern görüntüleme teknikleri , depresyonlu hastaların beyinlerindeki belirli duygu merkezlerinde , serbest radikallerin yol açtığı sinir hücresi ölümlerine bağlı olabilecek küçülmeler gerçekleştiğini ortaya koyan otopsi çalışmalarını destekliyor .

Bu durum serbest radikalleri yok eden antioksidanlar bakımından zengin meyve ve sebzeleri yiyen kişilerin , depresyona karşı korunduğu yönündeki bulguları açıklamaya yardımcı ola bilir . Yaklaşık 300.000 Kanadalı üzerindeki bir çalışma daha fazla meyve ve sebze tüketiminin depresyon , psikolojik sıkıntı , ruh hali ve anksiyete bozuklukları  , algılanan ruh sağlığında zayıflık risklerinde azalmayla ilişkilendirildiğini tespit etti . Araştırmacılar antioksidan bakımından zengin yiyecekler yemenin “oksidatif stresin ruh sağlığında hasara yol açan etkilerini azaltabildiği” sonucuna vardılar .

Kanada çalışması insanlara meyve ve sebze alımlarını bizzat kaydetmelerini isteyen anketlere dayanıyordu ki bu yöntem herzaman güvenilir olmayabiliyor . Yurt çapında bir Amerikan çalışması bunu bir adım öteye taşıdı ve insanların kan dolaşımlarındaki karotenoid fitokimyasalı seviyesini ölçtü . Bu fitokimyasallar tatlı patates ve yeşil yapraklı sebzeler gibi en sağlıklı yiyeceklerimizden bazılarının içinde bulunan sarı , turuncu ve kırmızı antioksidan pigmentlerinden bazılarını içeriyor . Kan akışlarında bu yapı maddelerinin seviyesi yüksek olan kişilerde depresyon belirtileri riskinin daha düşük olmasının yanı sıra açık bir “doz-cevap ilişkisi” de vardır ; yani fitokimyasal seviyesi ne kadar artarsa kişilerin o kadar iyi hissettiği görülüyordu .

Karotenoidler arasında likopen (domatesin içindeki kırmızı pigment) en yüksek antioksidan etkinliğine sahip. Yaklaşık bin yaşlı erkek ve kadınla yapılan bir çalışma , domates yada domates ürünlerini her gün yiyen kişilerde depresyon ihtimalinin , bunları haftada bir ya da daha az yiyenlerinkinin sadece yarısı kadar olduğu tespit etti .

Eğer antioksidanlar bu kadar yararlıysa neden ağzımızdan birkaç antioksidan tableti almıyoruz ? Çünkü sadece gıdalardaki antioksidan kaynakları , depresyonla koruyucu bir ilişki içinde görünüyor . Diğer taraftan antioksidanlar , bitkisel bakımdan zengin diyetlerdeki başka bileşenlerin işareti ola bilir . Mesela folatın .

Folat bakliyat ve yeşilliklerde yoğunlaşmış bir B vitaminidir . İlk olarak ıspanağın içinde tespit edildiği için adı Latince “yaprak” anlamındaki

  “folium” sözcüğünden gelir . Depresyonu kandaki düşük folat seviyelerine bağlayan erken dönem çalışmalar yapı itibariyle kesitseldi , yani anlık bir durumu yansıtıyordu . Bu yüzden az folat alımı mı depresyona yol açıyor , yoksa depresyon mu düşük folat alımına yol açıyor bilmiyorduk . Ancak insanları belirli bir zaman dilimi içerisinde takip eden yakın tarihli çalışmalar , düşük besinsel folat alımının gerçekten de şiddetli depresyon riskini üç kata kadar artırabildiğini ortaya koydu .

Sebzeler - antioksidan bakımından zengin domates ve folatla yüklü yeşilliklerin aralarında bulunduğu - hem vücut hem de zihin için yararlı ola biliyor .  Ruh halinizi iyileştirmeye mutfağınızdan başlamak çok yararlı olacaktır .

Strese bir de beyin sağlığı açısından bakalım. Stres, günlük yaşantının bir parçasıdır. Hatta biraz stresli olmak iyi bile olabilir. Stresli olayların üstesinden gelebilmek bireyleri daha dirençli hale getirebilir.

Ancak stres şiddetli ya da kronik olduğunda (örneğin bir evliliğin ya da ilişkinin bitmesinden, ailede gerçekleşen bir ölümden ya da zorbalıktan kaynaklanan), bu duruma müdahale edilmesi gerekir. Çünkü tekrarlanan stresin beyinde ciddi etkileri vardır; bu tür bir stres, fizikselden psikolojiğe bir dizi riski doğurur.

Tekrarlanan stres, vücutta oluşan kalıcı iltihaplanmanın en önemli tetikleyicilerinden biridir. Kronik iltihaplanma da diyabet ve kalp hastalığı gibi birçok sağlık sorununa yol açabilir. Beyin normalde, dolaşımdaki moleküllerden bir kan-beyin bariyeri ile korunur. Ancak tekrarlanan stres halinde, bu bariyer sızdırır hale gelir ve dolaşımdaki enflamatuar (iltihaba neden olan) proteinler beyne girebilir.

Beyindeki hipokampus bölgesi, öğrenme ve hafıza kullanımında kritik bir bölgedir ve özellikle bu tür tehlikelere karşı oldukça savunmasızdır. Araştırmalar, iltihaplanmanın motivasyona ve zihinsel çevikliğe bağlı beyin sistemlerini olumsuz yönde etkileyebileceğini göstermiştir. Stresliyken odaklanamama sorunu çoğumuza tanıdıkdır. Kronik stresin; kortizol ve kortikotropin salgılatıcı faktör (KSF ya da CRF) de dahil olmak üzere beyindeki çeşitli hormonlar üzerinde de etkisi vardır. Yüksek ve uzun süreli kortizol seviyesi hipokampusun büzülmesinin yanı sıra duygudurum bozukluklarına yol açar. Ayrıca düzensiz adet döngüsü gibi birçok fiziksel soruna da neden olur. Kronik stresin, dünya çapında engellilik halinin en önemli nedeni olan depresyona yol açabileceği iyi bilinen bir gerçektir. Bu, aynı zamanda tekrarlayan bir durumdur. Depresyon yaşayan insanlar, özellikle stres altında olma söz konusu olduğunda, depresyon nöbetleri açısından risk altındadır. Stresi sürekli ve  kronik  hale gelmeden kontrol altına almak çok önemlidir.

Peki ya nasıl ?  Bu durumla başa çıkmanın pek çok yolu vardır. Birleşik Krallık Hükümeti'nin yürüttüğü bir öngörü projesi olan Zihinsel Sermaye ve Refah Projesi (İng: Foresight Project on Mental Capital and Wellbeing), stresle başa çıkmak için kanıtlara dayalı çözüm yolları sunuyor. Örneğin, egzersiz yapmanın kronik strese karşı fayda sağladığı biliniyor. Egzersiz yapmak, anti-inflamatuar bir cevapla vücuttaki iltihaplanmayı önler. Aynı zamanda, hipokamus gibi önemli alanlardaki yeni beyin hücrelerinin üretimini -nörojenezi- artırır. Ruh halini, bilişi ve fiziksel sağlığı geliştirir.

Stresi yenmenin diğer bir yolu da; aile, arkadaş ve komşular gibi çevredeki insanlarla iletişim kurmaktır. Stres altındayken, arkadaşlarla veya aile üyeleriyle hoş vakit geçirip rahatlamak bireyi stresten uzaklaştırır, strese neden olan duyguları azaltır.

Öğrenme de bir başka yöntemdir. Eğitim, olumsuz olaylar yaşandığında koruma sağlayan bilişsel bir rezerv yani düşünme yetisi stoğu sağlar. Bireyin bilişsel rezervi ne kadar iyiyse, depresyon ve biliş problemlerinden muzdarip olma ihtimalinin o kadar az olduğu biliniyor.

Bir diğer yöntem; çevreye dikkat etmeyi ve dünyayı anlamayı, "şu an"da vakit geçirmeyi sağlayan farkındalıktır. Paylaşımcı olmak da başa çıkma yöntemlerinden biridir. Bir oluşumda gönüllü olmak ya da bir hayır kurumuna bağışta bulunmak, beyindeki ödül sistemini harekete geçirir ve yaşamla ilgili olumlu duyguları teşvik eder. Ben her 3 ayda bir Kızılaya kan bağışında bulunuyorum. İhtiyacı  olanlara destek olmak ruh sağlığına en iyi gelen şeylerdendir. Ve en önemli nokta  kronik stres durumunda, hiçbir önlem almayıp bu durumun geçmesini beklememek gerektiğidir. Bu ruh halini beyin, alışkanlık haline getirmeden iyileştirmek gerektir. Stres kişiyi bir girdap gibi içine çekene kadar beklenmemelidir. Nihayetinde önemli olan, kişinin beynini tüm yaşamı boyunca formda tutması gerektiğini öğrenmesidir. Kendinize ve ruhunuza iyi bakın, gelecek hafta yeni konularla görüşmek üzere .

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner227

banner233

banner255

restbet