Önümüzdeki hafta 09.07.2022 Cumartesi günü dini bayramlarımızdan Kurban bayramını idrak edeceğiz. Müslümanların ikinci dini bayramı olan Kurban bayramının yaklaşması nedeni ile bu günkü yazımızda dinimizde Kurban ibadetinin öneminden bahsetmeye çalışacağım. Zira artık kurbanlıklar alınmaya, kurban bayramına hazırlıklar yapılmaya başlandı. Tabi Kurban ibadetinin sosyal, ekonomik, psikolojik vb. bilinen ve bilinmeyen pek çok faydası vardır. Ben bu yazımda kurbanın bu faydalarından değil de Müslüman olanlar açısından dini öneminden bahsetmeye çalışacağım. Dine olan düşmanlıklarını açıkça ifade edemeyenlerin “Hayvanlara eziyet ediliyor, bayramı et şölenine çeviriyorlar, hayvanlar telef oluyor, hayvanlara da yazık...” gibi mırıldanış ve içlerindeki kinlerini dolaylı yollardan ifade etme çabalarına hiç de ehemmiyet vermediğimizi peşinen söyleyelim. Zira şartları tutan her Müslümanın kurban kesmesi bir ibadettir. İbadetlerde ise tartışma konusu olamaz. Çünkü İslam’ın şiarlarından biri de Kurban ibadeti ve bayramıdır.

Kurban sözlükte; “yaklaşmak, Allah’a yakınlık sağlamaya vesile olan şey”; dini bir terim olarak ise kurban, “Allah Teâla’ya yaklaşmak için, ibadet maksadıyla belirli bir vakitte belirli şartları taşıyan hayvanı usulünce boğazlamak ya da bu şekilde boğazlanan hayvan” demektir. Kurban Bayramında kesilen kurbanlık hayvanlara Arapça da uhdiyye denir.

Kurban kesmek hicretin 2. yılında meşru kılınmıştır. Meşruiyeti kitap, sünnet ve icma delillerine dayanır.

Kurban gerek fert gerekse toplum açısından çeşitli yararlar taşıyan mali bir ibadettir. Yüce Allah’ın kesilen kurbanların ne etine ne de kanına ihtiyacı vardır. O’na ulaşan sadece kurban kesenin niyet, ihlas ve takvasıdır.  Bu niyet ve takvaya Kur’an ı Kerim de şöyle işaret edilir; “Onların (kurbanlıkların) ne etleri, ne kanları Allah’a ulaşır. Fakat O’na sadece sizin takvanız ulaşır.” (Hac, 37)  Kurban kesen, Allah’ın emrine boyun eğmiş ve kulluk bilincini koruduğunu canlı bir biçimde ortaya koymuş olur. Mü’min kurban kesmekle,  Hz. İbrahim’in Allah’a olan bağlılığı ve sabrını;  Hz. İsmail’in teslimiyetini, bu iki Peygamberin Allah’ın emrine mutlak itaat ile ağır imtihanda gösterdikleri başarıyı yâd edip, bu hatırayı tazelemiş olurlar.

Hz.İbrahim, bir oğlu olursa Allah yolunda kurban edeceğini adamıştı. Aradan uzun bir zaman geçtikten sonra oğulları olmuş ama o, adağını unutmuştu. Rüyada kendisini, oğlunu kurban ediyor görünce, adağını hatırlamıştı. Konuyu oğlu İsmail’e (as) açmış, oğlu büyük teslimiyet göstermişti. Bunun üzerine adağını yerine getirmek için İsmail’i (as) kesmeye teşebbüs etmiş ancak Allah Teala, O’nun bu bağlılığına karşılık Hz. İsmail yerine bir koyun kurban edileceğini Cebrail (as) vasıtasıyla kendisine bildirmiştir. Konu ile ilgili kıssa Kur’an- Kerim’de Saffat Suresi, 107-111 ayetlerde anlatılmaktadır. Kurban kesmenin zımnında, Hz. İbrahim (as) gibi Allah’ın emrine bağlılığı, gerekirse O’nun rızasını kazanmak için her türlü fedakârlığa katlanmayı göstermek vardır.

Kurban Kesmenin Hükmü; Hanefilere göre kurban kesmek vaciptir. Hanefilerin delilleri K. Kerim’deki; “Rabbin için namaz kıl ve Kurban kes” (Kevser, 2) ayet-i celilesidir. Ayetteki “Namaz kıl ve Kurban kes” emri amel bakımından “Vucûb” bildirir. Ayetteki hitap çoğul siygasında olmadığından dolayı acaba, emir sadece Peygamberimize mi, yoksa bütün ümmetine mi? olduğu konusunda zannîlik olduğundan dolayı kurbanın hükmü farz değil, vacip derecesindedir denilmiştir. (Döndüren, Hamdi, Delilleriyle isl. ilm, shf. 609, Erkam yay, 1991.)

Hadisden delilleri ise; “Kimin hali vakti yerinde olurda, kurban kesmezse namazgâhımıza yaklaşmasın” (İbn i Mace, Edâhi, 2)  hadisi ağır bir tehdit bildirmektedir. Bu derece ağır bir tehdit ancak vacibin terki halinde sözkonusu olabilir.

“Kurban kesiniz, şüphesiz bu, babanız İbrahim (as)’ın sünnetidir. (Yani uygulaması, gidişi, yoludur)” (İbn i Mace, Edâhî, 3) hadisinde de Peygamberimiz kurban kesmeyi emretmiştir.

Ebu Hanife’nin dışındaki alimler Şafii, Maliki, Hanbeli ile Hanefilerden İmam Ebu Yusuf ve İmam Muhammed’e göre ise Kurban, vacip değil sünnet-i müekkeddir. Şafilere göre bir kişi için ömründe bir defa kurban kesmek sünnet-i ayn, ev halkı için ise sünnet-i kifaye’dir. Yani ev halkının geçimlerini sağlamakla yükümlü olan kişi kurban keserse, aile halkı yükümlülükten kurtulur. (Diyanet İşl. İlm, 325). Aşağıdaki şartları taşıyan kimselerin kurban kesmeleri vaciptir.

1- Müslüman olmak,

2- Akıllı ve buluğa ermiş olmak,

3- Mukim olmak: (Yani yolcu, misafir olmamak) ancak yolcu hükmünde olan kişinin kurban kesmesinde bir engel yoktur. Kurban kesebilir.

4- Nisap miktarı mal veya paraya sahip olmak; Kişinin borçları ve asli ihtiyaçlarından (yani oturacak evi, ev eşyası, binek vasıtası, 3 kat elbisesi, ve geçimi üzerine olanların bir yıllık nafakalarından) başka 20 miskal (81,18 gram) altına ya da buna denk para veya mala sahip olmasıdır. Üzerinden bir yıl geçme şartı aranmaz. Ücretli, memur gibi sabit gelirli kimselerin, kendi bütçe imkânları içinde sıkıntı çekmeden kurban ücretini ödeyip ödeyemeyeceğini göz önünde bulundurması ve ona göre karar vermesi gerekir. Sabit gelirlilerin asli ihtiyaç harcamalarını çıktıktan sonra yıllık gelirlerinden arta kalan miktar 81,18 gram altın değerine ulaşıyorsa kurban kesmeleri gerekir. (Komisyon, İlm II, İsam, shf. 5)

Cumanız ve Ömrünüz Bereketli Olsun...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner291