banner214

Takvimin denk gelmesiyle bu sene Kurban Bayramı tatili dokuz günü buluyor. Pandeminin devam ettiğinin unutulduğu bir ortamda tatil yörelerine akın inanılmaz boyutlarda. Buna anne- baba, eş dost ziyaretleri de eklenince ülkemizdeki insanların hareketliliği son yılların zirvesine çıkıyor. Korkarım Covid-19’u da beraberinde bir zirveye taşıyacak. Bayram tatili nedeniyle hız kesecek de olsa şimdiye kadar uygulanan aşı programı, umalım ki bu zirveyi engeller ya da düşük sayılarda tutar.

Kurban ritüeli belki de insanlık tarihi kadar eskidir.

İnsanın bilişsel düzeyi yükseldikçe etrafında olanların farkına varmaya başlıyor. Başlıyor da büyük bir çoğunluğunun nedenini bilemiyor. Bu bilmeme karşında duyduğu endişeyi gidermek için ise kendi birçok nedenler yaratıyor. Neden olduğunu bilemediği birçok şeyi ruhların, ilahların, tanrı ve tanrıçaların yaptığını düşünerek bilgisizliğini gidermiş, kaygısını azaltmış oluyor.

Ruhlarla, ilahlarla, tanrı ve tanrıçalarla iyi geçinmek gerekiyor. Ödüllendirici oldukları kadar cezalandırıcılar da… Onlara yakaracak, hoşnut edecek yerler önceleri kutsal bir ağaç, tepe, dağ ya da ırmak iken zamanla insanın onlar için inşa ettiği tapınaklar oluyor. Buralarda bir yandan ayinler yapılıyor diğer yandan sunak taşları kutsallar için yiyeceklerle dolduruluyor. Zaman içinde sunak taşlarında yiyeceklere, hayvanlar hatta kimi yerlerde insanlar da ekleniyor. Kutsala adanan ve hediye edilenlere hayvan ve kısa bir süreliğine de olsa insan da eklenince, dünyanın dört bir yanında kültürden, inanç sisteminden hatta zamandan bağımsız, insanların ortak davranışlarından biri olan kurban ritüeli de böylece başlamış oluyor.

Dünyanın dört bir yanında iyi bir dileğinin gerçekleşmesi için bir davranış, bir hediye ya da bir hayvan şeklinde adak adamayan çok az insan vardır: çocuk olduğunda, işe girildiğinde, terfi alındığında, zafer kazanıldığında, yeni bir yer açıldığında, çok arzulanan bir şey gerçekleştiğinde… adanan neyse gerçekleştirilir, adanan bir kurbansa kesilir.

Kutsala adanan ve kutsala kesilen kurban hem onu memnun etmek, ona şükranlarını sunmak, ondan yardım istemek hem de öfkesinden, gazabından kurtulmak içindir.

Ülkemizde de olduğu gibi İslamiyet’in yaygın olduğu ülkelerde her yıl dört gün süren kurban bayramı kutlanır. Gücü yeten milyonlarca kişi aynı günlerde milyonlarca hayvanı kurban eder ve kurban etinin bir kısmını çevresine dağıtır.

Hemen her inançta ve bu kadar yaygın olan kurbanın edebiyatta, sanatta ve gündelik yaşamda metafor olarak kendine yer bulması kadar olağan bir şey yoktur.

Büyük usta Neşet Ertaş’a kulak verdiğimizde “Gönlü bizde olanların aşkına/
Kurban olam kurban olam ben olam/ El uzadam perişana düşküne/ Kurban olam kurban olam ben olam/ Olam ben olam..”
 diye seslendiğini duyarız.

‘Kurban olayım’ diye başlayan ne çok cümle duymuşuzdur yaşamımızda ve ne çok cümle kurmuşuzdur…

Kurbanın sadece metaforlarda kalacağı bir gelecek dileyerek…

Kurban olayım bu dünyayı tüm canlılar için yaşanır kılmaya çalışan her insana!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner227

banner233

banner255

restbet