banner214

3-4 Şubat 2018, belki de tekrar bir umut ve yenilenme miladı olacaktır CHP cephesinde! 

Kurultay hazırlıkları tamamlanırken, Sayın CHP Milletvekilleri Selin Sayek Böke ve İlhan Cihaner tarafından bir bildiri yayınlanmıştır.  Bu bildirinin 2. Maddesini bu yazı içeriğinde dikkatinize sunmak istedim;

“Partimiz siyasal İslam ve neo-liberalizme cepheden karşı çıkmaktan çekinmemelidir.  Bir kitle partisinin kapsayıcılığı; ‘ideolojik belirsizlik’ tuzağına düşmeden, temel ilkelerini net olarak tarif etmekten ve bu ilkelere dayalı bir gelecek hayalinde toplumu ortaklaştırmaktan geçer. CHP’nin kuracağı siyaset, AKP’nin dayattığı siyaseti toplumun iradesi sanan ve bu duruma uymak için kendisini değiştiren, kendi kimliğine yabancılaşan değil; kendisi olarak, mevcut düzeni değiştirmek iradesinde olmalıdır.”

Değerli milletvekillerimiz olan Böke ve Cihaner’in yayınladıkları bu önemli mesajın tamamını gazetelerden tekrar tekrar okumanızı dilerim.  AK-ŞAKA olarak yer darlığım nedeni ile tamamını sunabilmek şansım olamadı.

CHP, bir kurultaylar kargaşasına mı düşecek yeniden, yoksa iktidar alternatifi olarak yeni bir yola mı çıkacak sorusunu bu iletiyi de dikkate alarak o günün sonunda anlamak şansımız da olacaktır!

 Kurultay kararı, hem partililer açısından ve hem de parti lideri açısından yasal bir talimat olmak yanında yakın gelecek için çözüm yöntemi olarak kamuoyuna sunulmuş bulunuyor. 

Olağan kurultayın görevi, partinin yeni liderini seçmek ve 80 sandalyeli parti meclisi için yeni adayların ortaya konulması ve delegelerin özgür iradesi ile yeni parti meclisini oluşturmaları ile sınırlıdır.  Ki, bu kadrolar ülke geleceğinin yol ayrımında rol alacaklardır.

Siyaset bir uzlaşma düzenidir!   Parti lideri, yıllar boyu güvenerek birlikte çalıştığı partililere, kendi seçeceği yeni partililer listesinde makul ölçüde bir kontenjan koyarak sorunu aşabileceği mesajını bizlere hissettirmiştir.  Bu adım, mantık süzgecini doğru kullanmak adına takdir edilecek bir yaklaşım, çoktandır hasret duyduğumuz bir özveri ve uzlaşma atağıdır. 

Parti cephesinde oluşan yeni üyelerin teveccühünün devamının, kurultay sonrasında böylece ivme kazanması da söz konusu olabilir. 

Bugün için, AKP’nin özellikle referandum sonrası göstermekte olduğu tavırlar, ülkemizin yakın geleceği adına yadsınamaz kuşkular uyandırmaktadır.  Bazılarımız otoriter ve baskıcı tavırların giderek artmasının ve OHAL uygulamasının ısrarla devamının bir dikta rejimini çağrıştırdığını düşünüyoruz.  Bir başka kesim ise AKP’nin gizli gündemine yaklaştığını ve demokrasi tramvayını arzuladıkları durağa yönelttiklerine inanmaktadır.  İşin güzel tarafı, yargının da iktidarın kontrolüne geçmiş olmasının sakıncalarını nihayet kesinlikle algılamış bulunuyoruz.  Ekonomik göstergeler her ne kadar yeni ve sanal rakamlarla sunulmakta ise de, kontrolsüz sıcak para ekonomisinin sakıncaları da Demokles’in kılıcı gibi tepemizde sallanmaktadır.

Böylece 2019 yerel, genel ve cumhurbaşkanlığı seçimleri, AKP için dönüm noktası değil, Türkiye Cumhuriyeti adına bir dönüm noktası ve yol ayrımı konumuna gelmektedir. 

AKP ve Sayın Tayyib Erdoğan, arzu ettiği kadar sandalye sayısını arttırsa, yani referandum sonrası ortaya çıkan % 50 +1 oranını yakalarsa, yapacağı yeni anayasa değişiklikleri ve başka yasalarla nelere kadir olacağının işaretlerini de vermiştir.  Oylanan bütçe içeriği de, bu yılın bütçesinin seçim ekonomisi adına hazırlandığının ipuçlarını vermektedir.

Kanımca; 2019 ve belki de 2018’de olabilecek her üç seçimleri korkulacak bir düzenden uzak tutabilecek tek parti olarak CHP dikkati çekmektedir.  Bu nedenle, parlamenter demokrasiye inanmış merkez sağ, merkez ve merkez sol partilerin güç birliği yapması ve AKP karşısında varlıklarını ispat etmesi zorunluluk haline gelmiştir.  Bunun çatısının da AKP için tek alternatif olan CHP’de olduğunu Türk seçmeni anlamak zorundadır.  Zira 2019 sonrası için çok geç kalınmış olacaktır!

İşte, 3 -4 Şubat tarihi bu nedenle özel bir gün sayılmalıdır.  CHP, kendi içinde doğruyu bulmalı ve uzlaşı ile bu kurultayı tamamlayarak seçmenine olduğu kadar, arayışta olan vatandaşlara da umut verebilmelidir.

Burada, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu kadar partinin her kademesindeki görevlilerine ve özellikle Türkiye Cumhuriyeti’nin Anayasası içeriğindeki ilk dört maddesine içtenlikle katılan tüm Türk Vatandaşlarına görev ve sorumluluk düşmektedir.  Günümüz, kişisel hırslardan arınmak ve hep birlikte doğruya yönelmek olmalıdır.   Tek sorun, benden sonra tufan demeyecek insanlarımızın güzide bir demokrasi örneğini çocuklarımız ve torunlarımız adına ülkemize bahşetmeleridir.   CHP seçmeni kadar, Türk İnsanı da bu jeste muhtaç ve müstahaktır!..

Önemli not:  AK-ŞAKA olarak, kurultay da parti liderliği adına aday olacak tüm CHP’li siyasilere eşit mesafede bakıyor ve hepsine başarılar diliyorum.  (E.A.).

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner227

banner233

banner255

restbet