banner165

İnsanın belirli bir fiziksel alana yönelip orayı sınırlandırma isteği mekanı oluşturdu. Korunmuşluk, gizlilik ya da çevrelenme isteği ile oluşan mekanı algılama konusunda insan yeteneklerini bilen tasarımcılar mekan tasarlarken insandaki hangi duyulara hitap etmesi gerektiğini biliyorlardı.

İşte bu bilgi mekan düzenleme ve organizasyonlarında başlıca rolü oynadı. Peki neydi bu bilgiler?

İnsan, duyuları aracılığı ile dış dünyayı algılar. Bu elbette mekan algısı içinde geçerlidir. Örneğin yapılan bilimsel araştırmalara göre bir şehir mekanının analizinde algılanmamıza etki yapan dört duyunun ağırlıkları şöyle saptanmıştır;

% 70 görme, % 25 dokunma, % 5 işitme ve koku alma duyusunun ağırlığı bulunmuştur. Bir mekana girdiğimizde öncelikle görme duyumuzu kullanıyoruz.

Fakat öyle durumlar vardır ki, görme duyumuza göre daha pasif gibi görünen (algılama konusunda) işitme duyumuz bilgi toplamada gayet yeterlidir. Göze nazaran yüzlerce kez az gelişmiş olan kulaklarımızın bir mekan alıcısı olduğu bilincinde değilizdir. Çünkü, işitme yoluyla algıladığımız mekanı hemen görülen mekana tercüme ederiz. Oysa, işitilen mekan görülen mekana, derinlik ve yön algılarımıza en büyük yardımcıdır.

Uzun bir pasajın derinliğini, uzaklık-yakınlık ilkesini, görme duyumuz olmadan işitme yoluyla algılayabiliriz.

Aslında duyularımız arasındaki ilişkinin tümü algımızı oluşturuyor.

Bir diğer önemli nokta kulağımızın korunması en zor organımız olduğudur. Çünkü kulak refleksle kapanmadığı ve kapatılamadığı için, her zaman her türlü müdahaleye açık durumdadır.

Bir kahve dükkanına girdiğinizde koku alma duyunuzun görme duyusunun önüne geçtiğini hissederiz. Kulaklarınız duymasa da gözleriniz görmese de koku alma duyunuz size nasıl mekanda olduğunuzu anlatır.

Bir konser salonunda işitme duyusu yine görmenin ve koku alma duyusunun önündedir. Hangi duyumuzun o an da aktif ve pasif olacağını içerisinde bulunduğumuz mekan belirler.

Bu ve bu gibi nedenlerden dolayı tasarımcılar, renk, koku, doku, biçim gibi mimari öğeleri bu kriterlere uyarak tasarlamaya çalışırlar. Bilinçli bir mekan tasarımcısı kullanıcısının hangi algısına hitap etmesi gerektiğini bilen kişidir.

Tasarımda, tasarımın hangi kısmını (ya da bütününü) vurgulamak istiyorsanız, o tasarımı kullanacak kullanıcının algısına göre tasarım yapmalısınız.

İç mimaride bu yüzden topluluk ve toplum mekanları dışında yapılan tasarımlar her zaman kişiye özeldir. Kullanıcıyı tanımak, tasarım kadar önemlidir.

İnsan, algı yoluyla var olur ve algı yoluyla var eder.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner198

banner209

banner211