Öne Çıkanlar tarım gıda TUNA HOŞGELDİN BAHAR ETKİNLİĞİNE KATILDI Mersinli gazeteciler yeni binaya taşınıyor tarım bakanı SİLİFKE

 “Devlet yıkılsın da Suriye’ye mi dönelim?”

Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Feyzioğlu, bir dizi ziyaretlerde bulunmak için Mersin’e geldi. Mersin Gazeteciler Cemiyeti’ni de (MGC) yeni yerinde ziyaret eden Fevzioğlu, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. MGC Başkanı Ahmet Ünal ve Yönetim Kurul üyeleri tarafından karşılanan Feyzioğlu’na Mersin Barosu Başkanı Alpay Antmen de eşlik etti.

Feyzioğlu konuşmasına, önceki gün Antalya’nın Alanya ilçesinde avukatlara yapılan polis müdahalesine tepki göstererek başladı. Alanya’da meslektaşlarının ağır şekilde darp edildiklerini belirten Feyzioğlu, “Ankara katliamını protesto etmek üzere toplanmışlardı. Dün yapılan toplantının polis tarafından güç kullanılarak önlenmesi üzerine bu defa Baro yönetimi, avukatlarla dayanışma anlamında bir basın açıklaması yapmak istedi. Antalya Barosu Yönetim Kurulu üyelerimiz de vardı ve önce 10 santim mesafeden Yönetim Kurulu üyemiz Polat Balkan’ın gözünün içine gaz sıktı polis. Bu, kör etmek amaçlıdır. Öyle tehlikeyi, saldırıları def etmek amaçlı değildir. Bu, çok ciddi bir müessir fiildir, etkili eylemdir. Polis, Polis, sahip olduğu kamu gücünü IŞİD teröristlerini etkisiz hale getirmek için bugüne kadar kullanmış olsaydı, terörist hücrelerinin yuvalanmasını önleseydi bugün buralarda değildik. Ağır şekilde kınıyoruz ve meslektaşlarımıza saldıran polislerin ve saldırtan amirlerin hak ettikleri cezaya çarptırılmalarının takipçisi olacağız. Sonuna kadar gideceğiz bu işin. Bugün sonuç alınmaz, ‘arkamız sağlam’ derler, bu işin yarını, öbür günü var. Buradan söylüyorum, ayaklarını denk alsınlar. Gemi azıya aldılar. Öyle avukatın gözünün içine 10 santimden zehirli gaz sıkmak altından kalkabilecekleri bir iş değildir. Gereği yapılacaktır. Sonuna kadar takip edeceğiz”  diye konuştu.

“DEVLET YIKILSIN DA SURİYE’YE Mİ DÖNELİM?”

TBB’nin yaklaşımını herkesin bilmesini isteyen Feyzioğlu,  devletin yıkılmasını isteyenlere karşı olduklarını dile getirerek, “Canımızla, yüreğimizle, imanımızla karşıyız. Devletin bölünmesini isteyenlere varımızla yoğumuzla karşıyız. Bunu söylediğimizde bize faşist diyenlere ‘hadi oradan’ deriz. Devlet yıkılsın da Suriye’ye mi dönelim? Devletin hukuk devleti, devletin rejiminin demokrasi, insan haklarına saygılı bir rejim olmasını ise milletimizin ve devletimizin bekası için zorunlu görürüz. Adalet ülkenin temelidir. Adalet çöktüğünde devlet çöker. ‘Devlet insan haklarına, demokratik değerlere saygılı olsun’ dediğimizde de bize birileri bölücü diyorlar. Hadi oradan sen de. Biz hukukçuyuz. Bu böyle biline. Bugünün kutuplaşmış Türkiye’sinde biz kutup yıldızı olmaya kararlıyız. Milyonların kutup yıldızı olmayı da barolarımız ve Barolar Birliği el birliğiyle başarmanın mutluluğunu yaşıyoruz.” İfadelerini kullandı.

“YANLIŞ BİR KONUŞMA YAPMIŞ”

Konuşmasının ardından gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Feyzioğlu, bir gazetecinin, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun ‘Canlı bomba eylem yapmadığı sürece tutuklayamayız’ sözlerini nasıl değerlendirdiğini sorması üzerine, “Sayın Başbakan iyi bir hukuki danışmanlık, bilgilendirme almadan ayaküstü yanlış bir konuşma yapmış. Demek ki, etrafındaki kendisini bilgilendiren hukuk danışmanları ile bir sıkıntısı var. Yanlış tabi ki, üzücü bir cümle. Onu kastetmiş olmasın diye düşünüyorum. İnsanlar tabi çok yorgun, çok bitkin, çok üzgün herkes. Birer cümleden insanları yargılayıp infaz etmeyelim de bakın çok ciddi bir belayla karşı karşıyayız, gelin şu işi birlikte çözelim. Ben danışmanlarının yapmadığını kendisine söyleyeyim. Türk Ceza Kanunu’nda örgüt üyeliği diye bir suç var. Örgüt üyesi olmadan, örgütün amacına yönelik faaliyette bulunan da örgüt üyesi gibi cezalandırılıyor. Canlı bomba olduğunu bildiğiniz bir kişinin bombayı patlatmadan kuşkusuz suçun icra hareketlerine başlamış olduğu ortada. Teşebbüs diye bir hüküm var Ceza Kanunu'nda. Teşebbüs maddelerinin uygulanması mümkün burada” yanıtını verdi.

Fevzioğlu, başka bir gazetecinin ‘toplum ruhsal bir kırılmamı yaşıyor’ sorusu üzerine, şöyle yanıt verdi: “Yaklaşık 5 yıldır siyasi iktidar ve son üst üste gelen seçimlerde kendi tabanını konsolide etmek adına düşmanlar yarattı. Kendi gibi düşünmeyen herkesin düşman olduğunu ilan etti. Baskıcı rejimler düşman yaratarak ayakta dururlar. Düşman yaratırsanız eğer arkanıza destek toplayabilirsiniz ama düşman yaratmanın ölçüsü kaçtı.  Vatan haini damgası vuruldu kendisi gibi düşünmeyenlere. Herkes birbirinden nefret etmeye başladı yine sağlam hamurdan geliyoruz ki bu kadar çok düşman yaratma operasyonuna karşı biz yine birbirimize düşman olmuyoruz, büyük kitle olmuyor. Bu çok önemli. Ve geri dönecek, bunun işe yaramadığını görecek politikacılar. Bu onlara oy kazandırmayacak. Son 2 yıldır da IŞİD’e gösterilen hoşgörü, mezhepçi söylemler, etnik köken ayrımcılığı yapan söylemler rahatsız etti. Hangi etnik köken olursa olsun, ırkçılık yanlıştır. Biz ısrarla barolar olarak; ‘Kürt vatandaşlarımızı PKKlı diye damgalamayın. PKKlı Kürt ya da başka bir etnik kökenli olabilir. ‘Bunu yapan her Kürt PKKlıdır ve dolayısıyla teröristtir’ diyen milliyetçilik yaptığını sanarak PKK’nın bölücü amaçlarına bilinçsiz işbirlikçi oluyor. İkincisi cümlemizde şu; PKK terör örgütüdür. Yanlışları; katliamları var. Şimdi PKK’ya söylediğimiz bir sözü ‘PKK terör örgütüdür’ diye yaptığımız suçlamayı Kürtlere yönelik bir saldırı olarak da görenlere sözüm şudur; ‘hani her Kürt PKKlı değildir dediğimde alkışlıyorduk, ben PKK’ya söz söylediğimde niye Kürtlere söylenmiş gibi ayağa kalkıyorsun. Hayır, PKK Kürtlerin temsilcisi değildir, bir terör örgütüdür”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner291