Öne Çıkanlar muhtar adayı Sinan Koç menemen cumhur zabıta

Dinçer, “İstanbul Sözleşmesi Uygulanmalı”

Mersin Kent Konseyi ''Kadın ve Siyaset Komisyonu'' sözcüsü, KADER Danışma Kurulu üyesi ve EŞİK(Eşitlik İçin Kadın Platformu) üyesi İlksen Sorguç Dinçer, İstanbul Sözleşmesi hakkında “Belediyelerimize ve Siyasi Partilere Sesleniyoruz” başlığıyla yazılı basın açıklamasında bulundu. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmenin, kadına karşı şiddeti önleme görevinin terk etmek olduğuna dikkat çeken Dinçer, açıklamada şunlara yer verdi, “1 Ağustos 2014’te yürürlüğe giren İstanbul Sözleşmesi’nin 6. yılında Türkiye Devleti Sözleşmeden çekilmeyi konuşuyor. 6 yılda kadına yönelik şiddette tırmandığı halde sözleşmenin etkin şekilde uygulanmasını değil kaldırılmasını gündeme getirmek devletin kadına yönelik şiddeti önleme görevini terk etmesi anlamına geliyor.”

- Bu haber 165 kez okundu.

Dinçer, “İstanbul Sözleşmesi Uygulanmalı”

Haber: Seren SABUNCU

"FARKINDALIK İÇİN DESTEK BEKLİYORUZ"

Kadınların kazanılmış haklarından ve şiddetsiz bir hayat mücadelesinden asla vazgeçmeyeceklerine vurgu yapan Dinçer, “Belediyelerimize ve Siyasi Partilere Sesleniyoruz EŞİK’in hazırladığı  görselleri veya kendinizin hazırlayacağı görselleri kullanarak bilbortlarda, raketlerde, toplu taşıma araçlarında, pazar yerlerinde, muhtarlık binalarında afişlerle İstanbul sözleşmesinin gerekliliği konusunda farkındalık yaratılması için desteklerinizi bekliyoruz. Pandeminin bu kadar arttığı günlerde, üzerinde “İstanbul Sözleşmesi Yaşatır” yazan maskeler hazırlatarak, özellikle pazar yerlerinde dağıtarak kullanmalarını sağlamak, halkın kampanyaya desteğinin de bir göstergesi olur” dedi.

“SON DERECE KAYGI VERİCİ”

Dinçer, “Türkiye, 9 yıl önce (2011), İstanbul’da törenle imzaya açılan Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadele Hakkındaki Avrupa Konseyi Sözleşmesi’ni, diğer adıyla İstanbul Sözleşmesi’ni ilk imzalayan ülke olmuştu. O gün hükümette olup imza atan aynı siyasi parti bugün kadınlara vermiş olduğu şiddeti önleme, şiddete maruz kalanları koruma, failleri gerektiği şekilde cezalandırma sözünü yerine getirmekten vazgeçeceğini ilan etti” dedi. Ve şöyle devam etti, “İstanbul Sözleşmesi’ne ilişkin son birkaç yıldan bugüne göz yumulan karalama kampanyalarının devlet tarafından da benimsendiği, Numan Kurtulmuş’un son açıklamasının hemen üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yapmış olduğu “Çalışıp, gözden geçirin. Halk istiyorsa kaldırın.” açıklaması ile resmi nitelik kazanmıştır. AKP MYK toplantısında İstanbul Sözleşmesi’nin iptalinin görüşülmesi ve bazı tarihlerin telaffuz edilmesi bu resmiyetin son derece kaygı verici göstergeleridir.”

“DEVLETLERE YOL HARİTASI ÇİZİYOR”

Kadınların, kazanılmış haklarından ve şiddetsiz bir hayat mücadelesinden asla vazgeçmeyeceklerine vurgu yapan Dinçer, İstanbul Sözleşmesi, kadınlar ve çocuklar başta olmak üzere, herhangi bir ayrım gözetmeksizin, bir insanın cinsiyeti üzerinden zulme maruz bırakılmasının önlenmesi, zulme maruz bırakılanların korunması ve bırakanların gerektiği şekilde cezalandırılması için devletlere yol haritası çizen, atılması gereken somut adımlar konusunda kılavuzluk eden uluslararası bir uzlaşma metnidir. Türkiye’nin de kurucularından olduğu Avrupa Konseyi’nin hazırladığı sözleşme, 45 ülke ve Avrupa Birliği tarafından imzalanmıştır” dedi.

 “ULUSLARARASI BİR SÖZLEŞME”

İstanbul Sözleşmesi’nin uluslararası bir sözleşme olduğunu hatırlatan Dinçer, “İstanbul Sözleşmesi, başta cinsiyeti nedeniyle kadınlara uygulanan şiddet olmak üzere şiddete uğrayan her bireyi korumayı ve şiddeti önlemeyi esas alan uluslararası bir sözleşmedir. Dolayısıyla sözleşmeden çekilmek,  sözleşmenin referans aldığı ve Türkiye’nin de taraf olduğu tüm temel insan hakları belgelerini de tartışmalı hale getirmek anlamına gelecektir. Dahası, Anayasa’daki eşitlik ilkesinden, şiddeti önlemek ve maruz bırakılanları korumakla ilişkili diğer yasalardan vazgeçildiğinin, devlet olarak kadın erkek eşitliği ve kadına karşı şiddeti önleme politikasını terk ettiğinin tüm dünyaya ilan edilmesidir. İstanbul Sözleşmesi ve Sözleşmeye paralel iç hukuk düzenlemesi olan 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi Kanunu’na karşı belli çevreler uzun süredir çarpıtılmış iddialar ileri sürmektedir. Bu iddialar Sözleşme’nin ve 6284 sayılı yasanın “aile yapısını bozduğu, nafaka yükümlülüğü getirdiği, ailenin dağılmasını ve boşanmaları artırdığı, özelde Sözleşme’nin eşcinselliği teşvik ettiği” gibi 9 yıl önce bu yasal metinleri törenle yürürlüğe koyan karar vericileri etkilemek, kamuoyunu yanıltmak amacıyla ortaya atılan asılsız, mantık dışı söylemlerdir. Tartışmalara sebep olan 4. madde; ev içinde şiddete uğrayan herkesi; kadın, çocuk, yaşlı, erkek, engelli gibi pek çok grubu cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasi veya başka tür görüş, cinsel yönelim, cinsiyet kimliği, medeni hal, göçmenlik statüsü gibi, herhangi bir nedenle ayrımcılık yapmaksızın korumayı temin eder. Aynı ayrımcılık yasağı Anayasa’da da mevcuttur. Sözleşme cinsel kimliklere ilişkin devletlere şiddetten ve ayrımcılıktan koruma yükümlülüğü getirmektedir” dedi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.