Öne Çıkanlar basın bayramı menemen muhtar adayı onursal başkan agropark

İMECE KENT SÖYLEŞİLERİ

İmece Kent Söyleşilerinin bugünkü konuğu olan Mersinli Ressam Ahmet Yeşilsanat tarihimizde çoktan yerini almış, yurt içi ve yurt dışında önemli sergileri açılan, eserleri saygın koleksiyonlarda yer alan ve sadece Mersin’in değil, Türkiye’nin gurur duyduğu sanat insanımız, sanat elçimiz.

- Bu haber 297 kez okundu.

İMECE KENT SÖYLEŞİLERİ

Röportaj: Bedir SOLMAZ

Son olarak New York’ta açılan kendi sergisinden henüz dönen Yeşil’le, çalışmaları, evrensel düzeyde sanata verilen değer ve Mersin’in sanatsal ve kültürel hayatı üzerine konuştuk.

-Sevgili Ahmet, öncelikle hoş geldiniz; sohbetimize New York serginizden söz ederek başlayalım mı ne dersiniz?

YEŞİL: Şimdiye kadar Newyork’da 5 kişisel, 11 karma sergim oldu. Bununla yurtdışında 23. Sergimi açtım.

Uluslararası çok önemli ve seçkin bir fuar olan Art Scope’da eserlerimin yer alması benim için çok heyecanlı bir durumdu. Batı zaten Doğulu sanatçıları zor kabul eder. Dünyanın her yerinden çok saygın galeriler ve sanatçılar buraya seçilerek kabul ediliyorlar. Herkes katılamıyor. Yani referansı yüksek bir fuar.

O fuarda Türkiye’yi ve Mersin’i yurtdışında temsil etmenin heyecanını yaşadım.

Dünyada pandemi salgının ortasında bile sanatın toplum ve insan psikolojisinde ne kadar önemli bir faktör olduğunu görüyorsunuz. Orada her gün vahim haberler gelmesine rağmen, yüksek hijyenik tedbirler ile açılan

fuarda, sanatın toplumun moral değerlerini nasıl güçlendirdiğini görerek yaşıyorsunuz.

Bütün bu olumsuzluklara karşın insanların kültür ve sanata bakışlarında bir soğukluk hissedilmiyordu. Örneğin saat 16.00’da girdiğimiz bir müzede Dali’nin sergisinden ayrılırken saat 22.00 olmasına karşın insanlar hala kuyruktaydı.

-Dışarıdan baktığında bize nasıl bir Türkiye fotoğrafı çizersiniz?

YEŞİL: Dışarıdan bakmak, nereden baktığımıza bağlı. Sanat toplumunu yaratmış, sanatın artık evrensel bir güç olduğunu bilen ve bu gücü artık emperyalist bir güç olarak kullanan yerden mi bakalım, yoksa gelişmekte olan ülkeler yönünden mi bakalım. Her ikisinde de kıyaslama var. Bence yanlış. Ne yapılmış, nasıl politikalar üretilmiş, eğitimde nasıl bir eğitim sistemi yaratılmış.

Mesela Türkiye ile Avrupa arasında mukayese yapmamız çok doğru olmaz. Çünkü eşit koşullarda olduğunuz bir karşılaştırma anlamlı olur.

Avrupa’nın binlerce yıl içinde eğitim, sanat ve kültür politikalarıyla, demokrasi anlayışı ile en önemlisi soran sorgulayan bireyin gelişimiyle oluşan sanata değer veren toplumsal bilincinin yaratılması bu günkü sanat toplumunun gelişmesinin kaynağıdır.

Tüm bunlar incelenirken, kendi ülkemizin içinde yer aldığı bu topraklarda yaşanmış yüzlerce uygarlığın birikiminden ve var olanın içinden çıkarılacak evrensel çağdaş anlayışlarla yeni sanat, kültür, eğitim politikalarıyla kendine yabancılaşmadan ilerlersek globalleşen dünyada yerimizi alırız. Kendine yabancılaşmış toplumlar yok olmaya, asimile olmaya mahkumdur.

Bize de haksızlık etmeyelim. Özel sektörün sanata ve kültüre son yıllarda verdiği destekleri ve kazandırdığı müze ve sanat- kültür mekanlarını da söylemeliyiz.

Son yıllarda özellikle özel sektörün sanat ve kültüre verdiği önem ve destekle birçok kazanımlar sağlandı. Başta müzelerimiz… İstanbul Modern, Pera, Sabancı müzeleri gibi…Bienaller, Contemporary İstanbul, birçok fuar ve sanatsal etkinlikler olumlu gelişmelerimizdir. Toplumda çok büyük karşılık görüyor. Özel kişisel ve sivil toplum kurumlarının katkılarıyla ve çok büyük emeklerle yapılıyor. Tabi ki eğitim politikalarıyla bütünleşmeli. Bu konu tek başına panel konusu olur; ayak üstü yapılacak bir söyleşi ile anlatılamaz. Ben yine de umutluyum.

-Mersin’de yerel yönetimlerin sanata eğilimi hakkında neler dersiniz?

YEŞİL: Yerel seçimlerden sonra seçilen başkanların genelde ilk el attıkları meselelerden biri, kentin sanat ve kültür projelerinin nasıl geliştirilmesi gerektiği konusu olur.

Bu dönem Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer Beyin ve Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit Beyin daveti üzerine düzenledikleri çalıştaylara katıldım. Çok verimli projeler konuşuldu. Önerimiz olan Müze için toplantılar yapıldı.

Bu toplantılarda ortaya konan düşünceler ışığında Mersin’e çok önemli projeler kazandırılacağına inanıyorum, bekliyorum.

Bayram öncesi Akdeniz Belediye Başkanı Mustafa Gültak Bey atölyemi ziyaret ederek, yapmayı düşündükleri birçok projelerini anlattı. Bunları duydukça kent adına sanat adına umutlanıyorum.

Yine Tarsus belediye başkanı Haluk Bozdoğan’ın danışmanı ve birikimine, kişiliğine güvendiğim 25 yıllık dostum Sibel Gazi ile Tarsus’ta neler yapılabileceği hakkında sık sık fikir alışverişinde bulunuyoruz. Sibel’in “Sanat Hakkı” diye ifade ettiği sanatın tüm yoksul kesimler için de ulaşılması gereken bir insan hakkı olması için projelerini önemsiyorum. Başkanın bu konudaki duyarlı çalışmalarını öğreniyorum. Tüm bunlar, bir şeyler yapma heyecanı veriyor, bizi umutlandırıyor.

-Mersin’de sanatın gelişimi için bazı önerileriniz varsa paylaşır mısınız? Ayrıca size göre Mersin’in sanat anlamında eksikleri nelerdir?

YEŞİL: Bir zamanlar kentin kalbi sayılan Uray Caddesi ve İçel Sanat Kulübü Sokağı, Çamlıbel civarındaki tarihi kent yapıları, kültür ve sanat etkinliklerine açılarak gençlere kendilerini ifade edecek alanlara dönüştürülmeli... Ayrıca İçel Sanat Kulübü’nün kullanımından alınan Teoman Ünüsan Sanat Galerisi ve Nevit Kodallı Salonu’na eski işlevleri tekrar kazandırılmalı, tarihi Gülnar Oteli yerine açılan Güzel Sanatlar Galerisi’nin çevresi etkinliklerin yapılabilmesine uygun olarak yeniden düzenlenmelidir.

Yapılan fiziki değişikliklerin içi mutlaka doldurulmalıdır.

Mersin’in en büyük eksikliklerinden birisi, kent müzesinin ve koleksiyonunun olmayışıdır. Evet bunu hep dillendiriyorum.

Valilik ve belediyeler kültür ve gerçekten sanatın üretilmesi ve topluma yayılması adına daha fazla bütçe ayırmalıdır. Belki bir havuz oluşturulabilir. Kent- sanat- kültür akademisi kurularak kent bileşenlerinin ve yereldeki yönetimlerin temsilcilerinden oluşacak ortak bir üst kurulca sanat ve kültürel projeleri değerlendirilir ve kentin sanat ve kültür yaşamına kalıcı etkileri olacak projelere bu ortak havuzdan her türlü destek verilirse o zaman kentin kaynakları verimli yerinde kullanılmış olur. Böylelikle kentin yerel ve resmi yönetimi de rahatlar.

Ulusal ve yerel sanatçıların eserlerinin satın alınarak toplanacağı “Kent Koleksiyonu” kısa sürede oluşturulmalıdır. Bu koleksiyon ve bağışlanan eserler, yapılması düşünülen kent müzesinin hazırlığı için çok önemli bir ilk aşama olacaktır.

Kısaca burada özetlediğim düşünceler daha da olgunlaştırılarak etkin bir siyasi irade ortaya konarak, yaşama geçirilmelidir. Yoksa bazı değerlerimiz unutulmaya ve yok olmaya devam eder.

-Anlattıklarınızın satır aralarında kültür ve sanat adına ihmal, geç kalmışlık serzenişlerinizi duyumsadım, bu konuyu biraz açar mısınız?

YEŞİL: İnsanlar doğal olarak her istediğine ulaşamıyor, eksiklik, hayal kırıklığı, kadirbilmezlik maalesef yaşamın gerçeği… Biraz önce kent merkezindeki sıkıntılar üzerine konuştuk; benzeri durum sanat için de geçerli. Kentteki sanat galerileri bir bir kapanıyor. Kentimiz yurt genelinde her ne kadar kültür ve sanat merkezleri arasında anılsa da bana göre öyle değil.

Geçmişte Akkahve geleneğine sahiptik ve Akkahve sanat, kültür ortamından ulusal ve uluslararası alanda çok değerli sanatçılarımız çıkmıştır. 1985 yılında İstanbul’da faaliyet gösteren Mersin Liselileri Derneği, yine Akkahve’nin mekânında bir etkinlik düzenlemişti. O gün aslında Mersin için bir milattı. Çünkü kent kültür ve sanatının lokomotifi konumundaki İçel Sanat Kulübü’nün kuruluşu bir anlamda o gün başlamıştı.

Mersin’de 1950’li yıllarda yakılan sanat meşalesi, Gazanfer Uğural, Suna-Erdoğan Tanaltay çifti ve Ressam Nuri Abaç, Etem Çalışkan, Semihi Vural, Selma Yağçı, Fazıl Tütüner, gibi sanat ve kültür emekçilerinin bu güzel insanların öncülüğünde o gün tekrar alevlendirildi. O değerli ustalarımız, büyüklerimiz yolu açınca, başta bana bir çok genç sanatçıya, bir çok kişi desteklerini esirgemediler.

Mersin Liselileri Derneği hala her yıl yaklaşık 150 üniversite öğrencimize karşılıksız burs olanağı sağlıyor. Dönemin Star Televizyonunda her sabah yaptıkları programlarda Mersin’den söz eden Tanaltay çiftini bugün kaçımız anımsıyoruz? Maalesef belleği zayıf unutkan bir toplumuz. Şimdi aramızda bulunmayan Gazanfer Uğural’ın teşvikiyle 90’lı yıllarda her 23 Nisan ve 29 Ekimlerde İçel Sanat Kulübü ile Mersin Liselileri Haftası düzenlenirdi. Anılan etkinliklerde yurdun dört bir yanından gelen katılımcılarla hep Mersin konuşulurdu. Neler yapılması gerektiği ne katkı sağlayabiliriz diye çalışmalar yapılırdı. Nuri Abaç’ın, Gazanfer Uğural’ın, Suna Tanaltay’ın ismini bu kentte bir yere verdirebildik mi?

O güzel insanların bizim yapacağımız hiçbir şeye ihtiyaçları yok, ancak örnek kişiliklerini gelecek kuşaklara aktarmak adına asıl bizim onlara şükran borcumuz var. Mersin’in kültür ve sanatına katkı sağlayan değerlerimizi üstatlarımızı yaşatmalıyız. Bu toplumsal görevimiz.

-Sevgili Ahmet, son olarak 2020yılı çalışma takvimine yönelik de biraz bilgi verebilir misin?

YEŞİL: Yurtdışında gerçekleşecek yedi sergimin hazırlığı için New York’tan erken döndüm. Onlar için hazırlığımın yanı sıra, son dönem çalışmalarımla ilgili yazılan kapsamlı bir kitabın çalışması ve tanıtımı olacak.

Beni onurlandıran güzel bir gelişme sonucu Yenişehir Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi bünyesinde adımın verileceği bir sanat galerisinin açılış hazırlığı sürüyor. Mersin yeni bir sanat galerisine kavuşuyor... Başat Başkan, Aynur Sakuçoğlu hanım ve değerli kardeşim Veli Mert hocanın da çok emeği var.

Pandemi 2020 çalışmalarını etkiledi. Normalde nisanın son haftasından başlayarak Belgrad, Almanya, Kazan Çağdaş Sanat Müzesinde, Moskova, Milano ve Ankara sergilerim için hazırlık yaparken pandemi tüm plan ve programlarımızı askıya aldırdı. Tüm dünyanın bu salgını atlatıp, sağlıklı yaşaması en büyük dileğim...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.