banner214
Öne Çıkanlar mersin sera uyusturucu tarım kenevir bitki yeşil erdemli imecehaber imecegazetesi mersin kaza Tere yağında tavuğun Mersin tarihi KAYIP dersimliler

Irkçı saldırıya uğrayan aileye hukuki destek

Erbil’den Antalya ilinin Alanya ilçesine tatil yapma amacıyla gitmekte olan Mushtaq Mahmood  Kareem ve ailesinin, Mersin ili Bozyazı ilçesine bağlı Gözsüzce  Mahallesi Sırtlan mevkiinde ırkçı söylemler ile uğradıkları saldırıyla alakalı ortak basın açıklaması yapan Özgürlük İçin Hukukçular Derneği ve İnsan Hakları Derneği Mersin Şubeleri saldırı olayına ilişkin tespit, değerlendirme ve saldırının mağdurlarına hukuki destek sağlamak amacıyla mağdurlar ile görüştüklerini aktararak, hukuki destek sağlamak için Mazlumder Adana Şubesi ve Diyarbakır Barosu olarak bir heyet oluşturduklarını duyurdu.

HAK İHLALİ TESPİTİ

Şubeler adına ÖHD binasında basın açıklaması yapan ÖHD Şube Eş başkanı Avukat Dicle Nas, “Mushtaq Mahmood  Kareem’in ağır yaralanması, bir çocuğunun da hafif yaralanması sonucunu doğuran olaya ilişkin basın yayın organlarında yer alan haberler üzerine Özgürlük İçin Hukukçular Derneği Mersin Şubesi ve İnsan Hakları Derneği Mersin Şubesi olarak, saldırı olayına ilişkin tespit, değerlendirme ve saldırının mağdurlarına hukuki destek sağlamak amacıyla, mağdurların olay sonrası kaldırıldıkları Anamur Devlet Hastanesi’ne gidilmiş ve sağlık durumları ile yaşanılan olay hakkında kendileriyle görüşülmüştür. Mağdurların maruz kaldığı ırkçı saldırı ile ortaya çıkan hak ihlallerinin tespiti ve mağdurlara hukuki destek sağlanması için Özgürlük İçin Hukukçular Derneği Mersin Şubesi, İnsan Hakları Derneği Mersin Şubesi, Mazlumder Adana Şubesi ve Diyarbakır Barosu olarak bir heyet oluşturulmuştur” dedi.

“TOPRAKLARIMIZDA NE YAPTIĞINI SANIYORSUN”

Eş Başkanı Nas, “Heyetimizin faaliyetleri neticesindeki gözlemleri ile tespit ve sonuçlara ulaşılmıştır” diyerek tespitlerinde şu ifadelere yer verdi, “Görüşmede mağdur Kareem, şüpheli şahıslarca mağdurun aracının önünün kesildiğini, saldırganların kendisine yönelik “Burası Anadolu toprağı, burası Türkiye sen bizim topraklarımızda ne yaptığını sanıyorsun” dediğini anladığı, başkaca sözlerin sarf edildiğini ancak çok fazla Türkçe bilmediği için anlamadığı, şüphelilerce mağdurun başının arkasına taş ile vurulduğu, yerde sürüklendiği, uçurumdan atılmak istenildiği ve öldü sanılarak saldırganların olay yerini terk ettikleri; mağdurun ve ailesinin Arap ve Kürt kimliğine yönelik hakaretlerde bulunulduğu, olaya şahitlik edecek kişilere yönelik tehditlerde bulunulduğu; mağdur, görgü tanığının beyanı ve görüntü kayıtlarından anlaşılmıştır. Kaldı ki, Anamur Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, olayla ilgili ‘Halkı Kin ve Düşmanlığa Alenen Tahrik(TCK madde 215)’, ‘Kasten Öldürmeye Teşebbüs(TCK madde 81 ve 35)’ ve ‘Mala Zarar Verme(TCK 151. Madde)’ suçlarından soruşturma açılmıştır.”

“BURAYA NİYE GELDİNİZ?

Eş Başkanı Nas tespitleri şöyle sürdürdü, “Olayın meydana geldiği yerin jandarma bölgesi olmasına rağmen Anamur İlçe Emniyet Müdürü ve polis memurlarınca, görev ve yetki sınırları dışına çıkılarak mağdur ile telkin ve yönlendirmeye dayalı avukat olmaksızın görüşmeler gerçekleştirilmiştir.  Daha sonra Savcılık ve Sulh Ceza Hâkimliği’nin kararlarının ve mevcut delil durumunun aksine, adli kolluk olarak görevli olmayan İlçe Emniyet Müdürü ve polis amirleri tarafından ırkçı söylemlerin bulunmadığı yönünde algı yaratılmaya çalışılmış ve bu şekilde soruşturma ve adil yargılamayı etkilemeye teşebbüste bulunulduğu hususunda kanaate ulaşılmıştır. İlçe Emniyet Müdürü tarafından heyetimiz üyesi avukatlar ile yapılan görüşmelerde; heyet olarak orada bulunmamızın sorgulanması gerektiği, olayın maddi hasarlı trafik kazası olduğu, olayın başka yöne çekilmemesi gerektiği, görgü tanığının yasa dışı örgüt propagandası nedeniyle suç kaydının bulunduğu ve beyanlarına itibar edilemeyeceği, savcılığın yürüttüğü tahkikat kapsamındaki suç nitelemesinin önemli olmadığı ve hâkimin nasıl nitelendireceğinin belirleyici olacağı ifade edilmiş ve heyet üyelerine  “Buraya niye geldiniz?” tarzı sorular yöneltilmiştir. Mağdur şahsın Diyarbakır’a götürülmek istendiği; hatta bu hususta kendilerinin zorlandığına dair iddialarda bulunulmuştur.

“BİLİNMEYEN BİR YERE GÖTÜRÜLMÜŞTÜR”

İlçe Emniyet Müdürü ile yapılan bu görüşme esnasında Anamur Kaymakamı’nın hastaneye geldiği heyetimizce görülmüştür. Valilik tarafından, olayla ilgili yapılan basın açıklamasında; “olayın yalnızca trafik kazası nedeniyle yaşanmış adli bir olay olduğu; Iraklı şahıs ve ailesinin ilçede misafir edileceği” şeklinde ifadeler yer almıştır. Mağdur ve ailesinin; hastanede tutulduğu süre içerisinde gergin bir ortam içerisinde bırakılarak tedirgin edildikleri, bu durumdan rahatsız oldukları gözlenmiştir. Mağdur aynı polis memurlarınca vekillerinin bilgisi olmaksızın hastaneden alınarak bilinmeyen bir yere götürülmüştür.  Mağdur tarafından ailesinin talebi ve mağdurun da istemi doğrultusunda avukatlıklarını üstlenen Diyarbakır Baro Başkanı Av. Nahit Eren ve Diyarbakır Barosu Yönetim Kurulu üyesi Av. Mehdi Özdemir dışında bir avukatın kendisini temsil etmesi talebinin mağdur tarafından daha sonra dile getirilmiş olmasının, olay örgüsü gözetildiğinde hukuka aykırı görüşmeler, telkin ve yönlendirmeler neticesinde oluştuğu, soruşturma dosyasının etkilenmeye çalışıldığı açıkça ortaya çıkmaktadır”

“ADLİ VE İDARİ SORUŞTURMA YÜRÜTÜLMESİ GEREKTİĞİ GÖZLENMİŞTİR”

Tespit sonrası sonuç ve önerileri sunan Başkan Nas, “Mağdurların ırkçı söylemler ile fiziki saldırıya maruz kaldıkları, mağdurların Irak Federal Kürt Bölgesinden ve Kürt olmalarından dolayı nefret suçuna maruz kaldıkları gözlenmiştir. Adli kolluk olarak görevli bulunmayan Anamur İlçe Emniyet Müdürü, Kaymakamı ve polis görevlileri tarafından gerçekleşen fiiller ile adil yargılamanın olumsuz etkilenmesi, mağdurla görev ve yetkileri dışında olunmasına karşın görüşme, telkin ve yönlendirmede bulunulması hususunda adli ve idari soruşturma yürütülmesi gerektiği gözlenmiştir.

“HEDEF OLARAK SEÇİLMİŞTİR”

Nefret suçları “önyargının şiddet manifestosu”dur. Günümüzde gerçekleşen çok sayıdaki nefret suçu vakıasının incelenmesi sonucunda, somut olayda mağdur üzerinden, mağdurun ait olduğu topluluğa bir bütün olarak olumsuz içeriğe sahip mesaj gönderme gayesinin taşındığı gözlenmektedir. Dolayısıyla, belli bir zamanda işlenen nefret suçunun, yaşamın farklı alanları üzerinde, farklı zamanlarda kuşaklar üzerinde bıraktığı etki ile nefret algısının büyümesi ve buna bağlı suçların artmasına sebep olduğu ifade edilmektedir. Benzer şekilde, nefret suçunun kurbanı ve kurbanın üyesi olduğu topluluk için de olumsuz etkilenme söz konusudur. Bunun sonucunda mağdurun, sırf herhangi bir ırk veya topluluğa mensup olması dolayısıyla maruz kaldığı haksızlık; mensubu bulunduğu toplulukta genel anlamıyla çaresizlik duygusu uyandırmakta ve bireyin başına gelen olayın, topluluğun herhangi bir üyesinin de başına gelebileceği endişesi artmakta ve bundan dolayı grubun diğer üyeleri de kendilerini tehdit edilmiş hissetmektedirler; zira kurban, bireysel nitelikleri nedeniyle değil, belli bir gruba ait olması sebebiyle hedef olarak seçilmiştir.

HEYET ÖNERDİ

Nefret suçunun; AGİT’in tanımladığı “mağdurun, mülkün ya da işlenen bir suçun hedefinin, gerçek ya da hissedilen ırk, ulusal ya da etnik köken, dil, renk, din, cinsiyet, yaş, zihinsel ya da fiziksel engellilik, cinsel yönelim veya diğer benzer faktörlere dayalı olarak benzer özellikler taşıyan bir grupla gerçek ya da öyle algılanan bağı, bağlılığı, aidiyeti, desteği ya da üyeliği nedeniyle seçildiği, kişilere veya mala karşı suçları da kapsayacak şekilde işlenen her tür suç” şekliyle ele alınması gerektiği,

Etnik aidiyet, cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim temelli ayrımcılığın nefret suçları tanımının içerisine dâhil edilmesi gerektiği,

Nefret söylemini kullananlara yönelik cezasızlık politikasının sona erdirilmesi ve nefret suçu mağdurlarına yönelik olumsuz yaklaşımlardan uzak durulması gerektiği; cezasızlık politikasıyla mücadele edilmesi ve yargıda oluşan olumsuz kültürün sona ermesi gerektiği,

Nefret suçu ve siyasi saiklerle farklı kimliklere yönelen tehdit ve hakaretlere ilişkin TCK’nın 122. Maddesi değiştirilmek kaydıyla, yasal mevzuatın oluşturulması gerektiği,

Türkiye’nin ulusal ve taraf olduğu uluslararası yükümlüklerine tam ve eksiksiz olarak uyması,  bu konuda yargı ve idari mercilerin belirtilen hususlara riayet etmesi gerektiği heyetimizce önerilmektedir.”

Haber: Ayşenur ÖNAL

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner198

banner227

banner233

banner258

banner231