Öne Çıkanlar BABALARGÜNÜ seyirci Tere yağında tavuğun Mersin tarihi milli eğitim Tamamla Bizi Ey Aşk

Bu haber kez okundu.

MUŞLU, ‘MÜFREDAT YAP-BOZA DÖNÜŞTÜ’

Mejdel Aslan

‘ÖNERİ SÜRECE KISA’

Eğitim-Sen Mersin Şube binasında basın açıklaması yapan Muşlu, MEB’in müfredatı hazırlarken eğitimcilerden öneri istediği sürenin çok kısa olduğu kaydetti. MEB’in geri öneri için eğitimcilerden 24 saat içinde görüş sunmalarını istediğini belirten Muşlu, “13 Ocak 2017 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından 53 farklı dersin müfredat program taslağı hazırlanmış ve 2017-2018 eğitim öğretim yılından itibaren bütün okullarda uygulanacağı açıklanmıştır. Tüm ülkeyi ve gelecek nesilleri yakından ilgilendiren eğitim müfredatı gibi bir konuda, MEB’in müfredat taslakları ile ‘öneri alma’ sürecinin çok kısa tutulması, MEB’in böylesine önemli bir konuda dayatmacı tutum sürdürmektedir. MEB’in taslak programı açıklamasının ardından, başta sendikamız olmak üzere, kamuoyundan yükselen tepkiler sonucunda ‘herkesin görüşünü alıyoruz’ yaklaşımı ile hareket edilmesi dikkat çekicidir. Ancak MEB tarafından uygulanan yöntem, ‘görüş ve öneri alma’sürecini tamamen sembolik olduğunu göstermektedir. MEB İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünce İlçe Milli Eğitim ve Okul Müdürlüklerine gönderilen yazıyla, bazı illerde gece yarısı cep telefonlarına gönderilen mesajlar üzerinden, okullarda tüm zümre öğretmenlerinin taslak müfredat programlarıyla ilgili 24 saat içerisinde görüş ve önerilerini sunmaları istenmiştir. ” dedi.

‘BİLİM REFERANS ALINMIYOR’

Bilimin değil dini inancın referans alındığını söyleyen Muşlu, “Her geçen gün daha fazla piyasa ilişkileri içine çekilen, okul öncesinden üniversiteye kadar bilimin değil, dini inanç sömürüsünün referans alındığı bir eğitim sisteminde eğitim ve bilim emekçilerinin , öğrenci ve velilerle birlikte kamusal, bilimsel, demokratik, laik ve anadilinde eğitim hakkı için mücadelemizi tüm emek ve demokrasi güçleri ile birlikte omuz omuza sürdüreceğimiz bilinmelidir.” Şeklinde konuştu.

‘BAKANLIK KARARINI GÖZDEN GEÇİRMELİ’

“Bakanlık, gelecek öneriler doğrultusunda ders kitapları yazım sürecinin 20 Şubat’tan itibaren başlayacağı kararını gözden geçirmelidir.” ifadelerini kullanan Muşlu, “53 farklı konu başlığı altında hazırlanan taslak müfredat programlarının her yönüyle değerlendirilebilmesi, önceki programlarla karşılaştırılması ve içeriğine dair görüş, öneri ve eleştirilerin sağlıklı bir şekilde ifade edilebilmesi için sadece ‘24 saat’ süre tanınması, MEB’in ‘katılımcılık’ konusundaki samimiyetini göstermektedir.  MEB, tıpkı 4+4+4 sürecinde olduğu gibi, bir kez daha eğitim sisteminin geleceği ile ilgili olarak dayatmacı tutumunu ortaya koymakta, bütün eleştiri ve itirazlara rağmen kendi bildiğini okumaya devam etmektedir.  Öğretmenlerin ‘24 saat’ içinde müfredat program taslaklarını sağlıklı bir şekilde değerlendirilebilmesinin mümkün olmadığı açıktır.  MEB’in askıya çıkardığı taslak programların pilot uygulama yapılmadan, bilimsel bir inceleme ve değerlendirmeye tabi tutulmadan önümüzdeki eğitim öğretim yılından itibaren uygulanacağının açıklanması, MEB’in kafasındaki değişikliklerle örtüşmeyen öneri ve eleştirilerin dikkate alınmayacağını göstermektedir.” şeklinde konuştu.

‘EĞİTİMCİLERE KARŞI ŞİDDET SÜRÜYOR’

Okullarda şiddetin arttığını ve eğitimcilere karşı şiddetin devam ettiğini söyleyen Muşlu, “Eğitimde 4+4+4 düzenlemesinin aynı yöntemle belirlenmesinin yarattığı olumsuz sonuçlar ortadadır. Müfredat değişikliklerinden doğrudan etkilenecek olan öğretmenler olmak üzere, bilim insanları ve eğitim sendikalarının görüşleri, inceleme ve değerlendirmelerin sağlıklı yapılabilmesi için makul bir süre belirlenmelidir.  Müfredat taslak programları inceleyip değerlendirme yapmak için İl/İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri tarafından belirlenen süreler yeterli olmadığından, bu konuda sağlıklı bir değerlendirme yapmak için gerektiği kadar süre verilmesini, değerlendirme sürecinin göstermelik olmaktan çıkarılmasını talep ediyoruz.  Yıllardır toplumsal yaşamın her alanında sürekli kamplaşma ve kutuplaştırma yaratmak üzerinden siyaset yapanlar, özellikle 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında benzer bir bölünmeyi okullarda öğrenciler, öğretmenler ve veliler arasında oluşturmaya çalışmış ve bunda kısmen de olsa başarılı olmuşlardır.  Eğitimde siyasal kadrolaşma uygulamalarının yukarıdan aşağıya doğru organize bir şekilde gerçekleştirilmesi, okullarda yaşanan şiddetin artması, eğitim emekçilerine yönelik çeşitli saldırı ve tehditlerin (ihraç, açığa alma, sürgün vb) sürmesi gibi uygulamalar, okulların fiilen kışla ya da cezaevi haline getirilmesini beraberinde getirmiştir.” şeklinde konuştu.

 

Okulların eğitim kurumu olmaktan uzaklaştığını belirten Muşlu, öğrencilerin yarış atı gibi sınavdan sınava koşturulduğunu ifade ederek, “ 2016-2017 eğitim öğretim yılının ilk yarısında yaşananlar, MEB’in eğitimin yapısal sorunlarına yönelik somut ve çözüme dayalı politikalar geliştirmek gibi bir derdinin olmadığını göstermektedir. Okulların eğitim kurumu olmaktan adım adım uzaklaştığı, öğrencilerin yarış atı gibi sınavdan sınava koştuğu, öğretmenlerin düşük ücretle, esnek, güvencesiz ve angarya çalışmaya zorlandığı, siyasal kadrolaşmanın zirve yaptığı, farklı dil ve kimliklerin dışlandığı, eğitimin zaten sorunlu olan niteliğinin daha da kötüleştiği bir eğitim sisteminin sağlıklı nesiller yetiştirmesi mümkün değildir.” dedi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner410

banner416