Öne Çıkanlar belediye baskan Sinan Koç mukaddes özdoğan homurlu ıslah

Pandemi’de Stresi Yönetmek Mümkün

Tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19’u Psikolog Dilay Eldoğan ile konuştuk. Pandemi’de stres ile baş etmenin yollarından söz eden Eldoğan, bu süreci nasıl atlatmamız konusunda da bilgiler verdi.

- Bu haber 68 kez okundu.

Pandemi’de Stresi Yönetmek Mümkün

Haber: Seren Sabuncu

Konu hakkında önemli açıklamalarda bulunan Eldoğan, pandemi döneminde birçok kişinin stresle baş etmeye çalıştığını fakat bu durumla baş etmenin kolay olmadığını söyleyerek bu zorlu süreci atlatabilmenin de mümkün olabileceğini söyledi.

“STRES DÜZEYİMİZ İYİCE ARTABİLİR”

Covid-19 salgınını göz önünde tutarak konuşan Eldoğan, ortada ciddi ve hayati tehdit yaratan bir durum olduğunu ve dolayısıyla bu dönemde stres deneyimlememizin çok normal olduğunu belirterek, “Karantinada olanlar, izolasyonda olanlar, işe gitmek zorunda olanlar, yaşlılar, sağlık çalışanları, okula gidemeyen uzaktan eğitim alan öğrenciler, kısacası hepimiz çok stresli bir dönemdeyiz. Stres olası bir tehdit durumunda bedenimizi harekete geçiren güçtür. Stres deneyimlediğimizde bedenimiz denge durumundan çıkar ve karşılaştığımız tehditle savaşmak ya da tehditten kaçmak için hazırlanır. Stres tepkisi, karşılaştığımız tehlikelerde bizi koruyabilmesi açısından oldukça işlevseldir. Ancak tehdit içeren olay ya da durum bizim için önemliyse, ortada belirsizlik varsa ve elimizdeki imkanlar tehdidi ortadan kaldırmak için yetersizse stres düzeyimiz iyice artabilir. Bizim için esas sorun oluşturan stres işte bu strestir” dedi.

“STRES SIRASINDA OLDUKÇA AKTİF”

Stresin, yüksek düzeyde ve uzun süreli olarak deneyimlendiğinde hem bedenimize hem de zihnimize olumsuz yönde etki edeceğini ve yüksek bağışıklık sistemine de zarar vereceğini belirten Eldoğan, “Stres tepkisi sırasında her ne kadar psikolojik bir süreç aklımıza geliyor olsa da zihin-beden bir bütündür ve stres deneyimi sırasında bedenimiz de tüm sistemleri ile tepki verir. Özellikle sinir sistemimizin ve endokrin sistemimizin stres sırasında oldukça aktif olduğunu söyleyebiliriz. Bu aktivasyon sonucunda bedenimize stres hormonları salgılanır. Stres hormonları da bağışıklık sistemimizin görevini tam olarak yerine getirememesine neden olur.

“STRES YÖNETİMİNE VURGU YAPTI”

Salgın hastalığın sonuçlarının birçok kişi üzerinde psikolojik etkiler bırakabildiğini ve bazı  travmalara neden olabileceğini yalnız ruhsal hastalıklar bakımından risk grubunda olan bireylerin; örneğin, önceden psikolojik bozukluğu olan kişilerin, azınlık grupların, çocukların, gebelerin, yaşlıların, sağlık çalışanlarının salgın deneyimine bağlı olarak ruhsal bir bozukluk tanısı almaya daha yatkın olabileceklerini ifade eden Psikolog Eldoğan, “Onları bu süreçte desteklemek oldukça önemli bir koruyucu ruh sağlığı hizmeti olacaktır. Şimdiden bu tür girişimlerde bulunan kuruluşların ve psikologların olduğunu biliyorum. Kendimizi olası travmatik etkilere karşı korumak açısından bizler ne yapabiliriz diye sorarsanız, stres yönetimi tekniklerine ek olarak virüs nasıl yayılır, nasıl bulaşır, nasıl tedavi edilir konusunda kendimizi eğitmemiz oldukça önemli olacaktır. Ancak bunu güvenilir kaynaklar aracılığı ile yapmalıyız. Güvenilir olmayan kaynaklar ve toplumu yanıltıcı bilgiler tam tersine bizi olumsuz yönde etkiler. Bizler ne kadar risk altındayız ve olası fiziksel ya da psikolojik problemlerde nerelere başvurabiliriz, bunları bilmeliyiz. Sevdiklerimizle bağlantı kurmak, sosyal destek kanallarımızı aktif tutmak yine bu süreçte bizler için çok destekleyici ve koruyucu olacaktır. Hepimiz geçmişte zor zamanlar yaşamışızdır. Bu zamanlarda yaptığımız ve bize iyi gelen şeyleri düşünebilir, şimdi de onları uygulamaya çalışabiliriz” diyerek stres yönetimini bir kez daha vurguladı.

SOSYAL MEDYA’NIN GÜCÜNE DEĞİNDİ

Eldoğan, özellikle gençlerin teknolojik imkanları kullanımı ve yaratıcılık konusunda çok iyi olduklarını ve bunun bu süreçte gençler için avantaj olabileceğini belirtti. İzolasyon sürecinde de sosyal ağların kullanımın devam ettiğini ve bugünlerde sosyal medyada ‘challenge’lar  yapıldığını, bunları genç kesimin başlattığını belirtti. Ve bu durumun gençler için koruyucu olabileceğini söyledi. Ancak herkesin olumsuz durumlara verdiği tepkinin farklı olabileceğini, bazen hiçbir şey yapmak istenmeyebileceğini ifade ederek, “Bu süreçlerde kendimize şefkat göstermemiz gerekmektedir. Bu bir ihtiyaçtır ve bu ihtiyaç giderildikten sonra günlük rutinimize dönmek için kendimizi harekete geçirebiliriz. Dolayısıyla ilk önerim kendimize karşı şefkatli olmamız olacak. İkinci önerim, aslında izolasyon sürecindeyken yerine getirdiğimiz bir görev var. Virüsün yayılmasını engelliyoruz. İzolasyon sürecinin amacının bu önemli görevi ve sorumluluğu yerine getirmek olduğunu kendimize hatırlatmak bize anlamlı hissettirecektir. Yani aslında şu an evde kalarak bir görev yerine getiriyoruz. Ayrıca izolasyon döneminde fiziksel egzersiz yapabiliriz. Yoga, meditasyon, pilates, ev içi egzersizler bizi izolasyonun olumsuz etkilerine karşı koruyabilir. Kitap okumak, film izlemek, dizi izlemek için izolasyon dönemi tam bir fırsattır aslına bakarsak. Ayrıca azaltmamız gerekenler de var. Örneğin, sosyal medya aracılığıyla maruz kalabileceğimiz salgınla ilgili yanlış haberleri ya da efsaneleri sınırlayabiliriz. Salgınla ilgili bilgi almak, son durumu öğrenmek elbette ki hakkımız ve bize iyi de geleceğini düşünüyorum. Ancak bu haberleri günde birkaç defa, güvenilir kaynaklardan takip etmek yeterli olur” diyerek sosyal medyadaki teyit edilmemiş bilgilere maruz kalmaktan korunmanın psikolojik olarak daha iyi olacağını belirtti.

“GÜVEN ÇOK ÖNEMLİ”

Pandemi süreci boyunca evde kalan çocukların nasıl bir tehditle karşı karşıya olması gerektiğini bilmeleri gerekmektedir ve çocuklara da duruma ilişkin onların anlayacağı bir biçimde bilgi verilmesinin önemli olduğunu söyleyen Eldoğan, “Virüs nedir ve önlem almak için neler yapılır konusunda çocuklarla konuşulabilir ve nasıl el yıkanması gerektiğinin pratiği birlikte yapılabilir. Virüs ile ilgili oyunlaştırılmış ve korkutucu olmayan hikayeler anlatılabilir. Sorular sormalarına izin vermek ve zihinlerindeki boşlukları doldurmak bu noktada önemlidir. Bu dönemde çocuklar duygularını ifade etmeye de ihtiyaç duyacaklardır. Çocuklar ebeveynlerinin kendi duygularını nasıl yönettiğini, kriz durumu ile nasıl başa çıktığını da takip edecektir. Dolayısıyla yetişkinlerin sakinliğini koruyarak salgınla ve salgının yarattığı endişe ile başa çıkma çabaları çocukların da güvende hissetmesini ve daha kolay başa çıkabilmelerini sağlayacaktır” dedi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.