banner214
Öne Çıkanlar sinan mersin hamit tuna bozan Muharrem ayı dolayısıyla aşure etkinliği düzenledi. Geniş katılımlı etkinlikte

“Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz”

Mersin Kadın Platformu, İstanbul Sözleşmesi Nöbeti’nin 7’nci haftasında da ‘Direnmekte kararlıyız!’ diyerek, İstanbul Sözleşmesi’nin acilen uygulanmasını istedi.

Özgecan Aslan Barış Meydanı’nda toplanan kadınlar iktidara seslenerek, “Toplumun yarısından fazlasını oluşturan ve sözleşmenin öznesi olan biz kadınlar ve LGBTİ+ların bu konudaki kararı kesin: İstanbul Sözleşmesi bizim, aklınızdan bile geçirmeyin!” diye haykırdılar.

2 ayı aşkındır İstanbul Sözleşmesi nöbeti tuttuklarını söyleyen Ceren İnan, “Bütün irademizle yılmadan, usanmadan: sözleşmeden çekilme kararını iptal edin, yasaları derhal uygulayın diye haykırıyoruz. Tıpkı İstanbul sözleşmesi 10 sene önce kadınların yıllarca süren sokak mücadelesi sonucunda imzalandığı gibi, sözleşmeden çekilme kararı da biz kadınların kararlı mücadelesi sonucunda iptal edilmeye mahkûmdur. Toplumun yarısından fazlasını oluşturan ve sözleşmenin öznesi olan biz kadınlar ve LGBTİ+’ların bu konudaki kararı kesin: İstanbul Sözleşmesi bizim, aklınızdan bile geçirmeyin! En temel yurttaşlık hakkımız olan yaşam hakkımızın teminatıdır İstanbul sözleşmesi. Sözleşmeden çekilme kararının duyurulmasının ikinci ayında 22 kadın katledildi. 22 fail de daha niceleri gibi sizin bu yanlış politikalarınızdan güç aldılar. Çünkü siz erkeklik sorununa çözüm üretemiyorsunuz!” dedi.

İnan konuşmasını şöyle sürdürdü: “Hayatlarımızı ve haklarımızı savunduğumuz barışçıl eylemlerimizde bile her birimiz için 3’er polis dikebilen güvenlik birimleri, gözü dönmüş failleri durdurabilme becerisinden yoksun. Kendilerine her fırsatta asli görevlerini hatırlattığımız için olsa gerek Mersin Emniyeti Mersin Kadın Platformuna sistematik para cezaları kesmeye devam ediyor. Çeşitli suçlamalar üreterek cezalar uyduruyor. Bizim size karşı suçumuz da, ceza borcumuz da yok, sizin bizlere yaşam ve güvenlik borcunuz var!

İktidarın ve güvenlik güçlerinin tek derdi haklarını ve hayatlarını savunan kadınlar ve LGBTİ+ları cezalandırmak olmasaydı failleri durdurabilecek önlemler alabilir, gereken koruyucu ve iyileştirici mekanizmaları geliştirebilirdiniz.

“BİZ İKTİDARIN BİR SUÇ ÖRGÜTÜ GİBİ DAVRANDIĞINI DEFALARCA SOKAKLARDA İŞARET ETMİŞTİK”

Çete liderleri, uyuşturucu baronları, kadın katilleri elleri kolları serbest bir şekilde sokakta dolaşırken güvenlik güçleri bizleri hedef alıyor! Sahi bütün bu kirli ve kokuşmuş ilişkilenmeler hukuku tarumar edip, toplumu çürütürken güvenlik güçleri tam olarak ne yapıyordu? Kadınlara ceza kesiyor, sendika üyelerine gözaltı operasyonları düzenliyordu muhtemelen. Bir suç örgütü lideri Sedat Peker'in yayınladığı videolarla iktidarın kirli mafya ilişkileri yeniden ortalığa saçılıyor. Oysa biz iktidarın bir suç örgütü gibi davrandığını defalarca sokaklarda işaret etmiştik. Bu suç ittifakının sürdürdüğü kavganın merkezinde ise yine kadın düşmanlığı yer alıyor. Kadınların bedenleri üzerinden cinsiyetçi bir dille kavga sürerken tekrar tekrar suç işleniyor. Çekin kirli ellerinizi bedenlerimizden, yaşamlarımızdan. Hayatlarımızı kirli pazarlıklarınızın konusu yapmanıza izin vermeyeceğiz. Pandemi, gelir adaletsizliği, ekonomik krizin yanı sıra yönetemediğiniz bir de erkeklik sorunu var.

“GÜVENCESİZLİĞE MAHKÛM EDEN POLİTİKALAR ÜRETİYORSUNUZ”

Yeldana Kahraman’a, Gülistan Doku’ya, Nadira Kadirova’ya, Rabia Naz’a ne olduğunu açıklayamayan İçişleri bakanı ‘Benim İçişleri bakanlığım sürecinde faili meçhul cinayetler olmamıştır’ diyebiliyor. Caydırıcı yasal düzenlemeler üretmek yerine kadınların yaşamlarını hiçe sayan, değersizleştiren, görmezden gelen, kadınları hedef haline getiren, güvencesizliğe mahkûm eden politikalar üretiyorsunuz. İstanbul sözleşmesinden çekilme kararı kadar karanlık, cinsiyetçi açıklamalar yapmaya devam ediyorsunuz. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık, hem de TBMM Kadına Yönelik Şiddetin Sebeplerinin Belirlenmesi Araştırma Komisyonu’nda yaptığı sunumda; salgın döneminde kadına şiddet olaylarındaki artışın 'tolere edilebilir' düzeyde olduğunu söylüyor. Kadın düşmanı politikalarınızın yansımasıdır Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanının açıklaması. Tıpkı sözleşmeden çıkma kararının açıklanması gibi. Derya Yanık bu açıklamayı pek tabii ki bir hukukçu ve bir kadın olarak yapmıyor. İktidarın cinsiyetçi, homofobik ve kadın düşmanı zihniyetinin aktarıcısı olarak yapıyor. Biz kadınların bu zihniyetle mücadelesi büyüyerek devam edecek. Eşit yurttaşlık hakkımıza ve yaşamlarımıza kast eden bu zihniyeti tabii ki tolere etmeyeceğiz ve sizin tolere etmenize de izin vermeyeceğiz.

Hakkımızı helal etmediğimiz gibi, cinsiyetçi politikalarınızı da tolere etmiyoruz!  Çünkü sorun bizde değil, sizde. Çünkü sorun çağ dışı zihniyetinizde. Çünkü sorun kokuşmuş düzeninizde. Çünkü Kadın cinayetleri politiktir ve siz de artık doğru politikaları oluşturup uygulayana kadar biz kadınlar! Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz. Yaşasın Kadın Dayanışması.”

Haber: Seren SABUNCU

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner198

banner227

banner233

banner258

banner231