banner165

28 Ekim Çarşamba gününü 29 Ekim Perşembe gününe bağlayan gece kurtarıcımız, hidayet vesilemiz, inananlığa doğruyu gösterip yanlışlardan uzaklaştıran, şefaatçimiz Hz. Muhammed Mustafa’nın (sav) dünyayı şereflendirdikleri gece yani Mevlid Kandili idi. Hicri takvime göre Rabiülevvel ayının 12. gecesi Mevlid–i Nebi’dir. Diyanet İşleri Başkanlığı 26 Ekim 1 Kasım 2020 tarihleri arasını, 2020 yılı Mevlid-i Nebî Haftası olarak ilan etti. Malumunuz üzere her sene Mevlid-i Nebi Haftası’nda, Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığınca belirlenen bir konu, yurt içi ve dışında vatandaşlarımıza ülkemizin seçkin din adamlarınca anlatılmakta, Sevgili Peygamberimiz (sav) anılmaktan öte anlatılmaya ve anlaşılmaya çalışılmaktadır. Her sene olduğu gibi bu sene de Diyanet İşleri başkanlığınca Efendimizi anlatan bir ana tema belirlenmiş, ülkemizde ve yurt dışında “Peygamberimiz ve Çocuk” konusu vaaz, sohbet, konferans, panel, makale vb. yollarla cemaate anlatılmaktadır.  Hz. İbrahim’in duasının, Hz. İsâ’nın müjdesinin ve annesi Âmine’nin rüyasının gerçekleştiği Mevlid-i Nebî münasebetiyle İslam dininin gözaydınlığımız ve geleceğimiz olan çocuklara verdiği önem ve peygamberimizin örnekliği bir daha anlatılmaktadır.

Dedesi Abdülmuttalib onun adını Muhammed koymuştu.  Muhammed, övülen demekti. Zira onu Allah övmüştü; melekler, insanlar ve cinler de övecekti. Teşrifinden asırlar sonra da “Mevlid-i Şerif”in yazarı Süleyman Çelebi Sevgili Peygamberimizin doğum gecesini şöyle anlatmaktadır;

“Ol Rebiûl evvel âyın nîcesi

On ikinci gîce isneyn gîcesi

Ol gîce kim doğdu ol hayrûl-beşer

Ânesi anda neler gördü neler

Doğdu ol saatte ol Sultân–ı Dîl

 Nûra gark oldu semâvât ü zemîn” 

Kâinatın medar-ı iftiharı Hz. Muhammed Mustafa (sav) bizim önderimiz, kurtarıcımız, rehberimiz ve örneğimizdir. Kendini O’na benzeten, kendini Allah’a sevdirmiş olur. Ondan uzak bir hayat ise, zifiri karanlıklarla dolu bir hayat demektir. O’nun sevgisi ile onun muhabbeti ile yanıp tutuşan insanlara ne mutlu, onun ümmeti olma şanına layık olmaya çalışanlara ne mutlu. Çünkü o, âlemlere rahmet olarak ve örnek alınması gereken numûne-i imtisâl olarak gönderilmiştir. Ayette: “ (Ey ümmet-i Muhammed, ey Allah’ın kulları) muhakkak ki, sizin için Allah’ın Rasulü’nde çok güzel örnek vardır” Yani örnek almanız gereken, hayatınızı hayatına uydurmanız gereken tek nümune-i imtisal odur. Bunu Necip Fazıl KISAKÜREK şöyle ifade etmiştir; “Müjdecim, Kurtarıcım, Efendim, Peygamberim;

                                                                        Sana uymayan ölçü, hayat olsa teperim!”

Hadis-i Şerifte Allah Rasulü; “Sizden birinize ben anne ve babasından, çocuğundan ve tüm insanlardan daha sevimli olmadığım sürece (gerçek manada) iman etmiş olamaz” buyurmaktadır. Yani mümin annesi, babası, ciğerparesi yavruları hatta kendi canı bir tarafa; Rasulullah bir tarafa konulduğu zaman, hiç tereddüt etmeden, Rasulullah’ın eteğine sımsıkı sarılan insan olması lazımdır. Eğer böyle olursa kâmil mümin olur. Bu ise Rasulün getirdiği kitaba (Kur’an-ı Kerim) ve onun sünnetine uyarak gerçekleşir. Yine o: “Size iki şey bırakıyorum. Bu iki şeye sarıldığınız sürece asla sapıtmazsınız, (hedefinizi şaşırmazsınız, yoldan çıkmazsınız) bunlar: Allah’ın Kitabı ve Sünnetimdir” buyurmaktadır.

Allah  (cc) ise, Haşr suresi 7. Ayette; “Allah’ın Rasulü size neyi getirdiyse onu alın, neyi yasakladıysa ondan da kaçının” buyurarak sünnete ve Kur’an’a uymanın dinimizin imanımızın gereği olduğuna işaret etmektedir. Dolayısıyla “bu sünnetmiş farz değil, vacip değil ki yapalım”  demek mümine yakışır sözler değildir. Unutmayalım ki Rasulullah’ın sünnetini hafife almak, gereksiz kabul etmek kişiyi küfre düşürür. Çünkü onun sünneti Kur’an’ın tefsiridir. Murad-ı ilâhînin açıklamasıdır.

Allah Rasulü cahil, eğitim ve görgü kurallarından uzak, okuma- yazma bilenin yok denecek kadar az olduğu, kan davalarının, kavgaların hiç eksik olmadığı, adalet mefhumunun unutulduğu, küfür bulutlarının bütün ufku kapladığı, zayıfın ezildiği, rahmet ve acıma duygularının kaybolduğu, namus ve hayânın ayaklar altında çiğnendiği, kadınların insan yerine konulmadığı, kız çocuklarının kendi öz babası tarafından diri diri toprağa gömüldüğü… bir topluluğa gönderilmişti. Sevgili Peygamberimiz (sav), Allah’ın inayeti ile 23 yılda mahzûn yüzleri güldürdü, kararan kalpleri cilaladı, haksızlık ve zulmün yerine adaleti; düşmanlığın, kan davalarının yerine barış ve kardeşliği ikame etti. Kendi zamanında ve daha sonraki asırlarda kendine iman eden ümmetini de, Allah’ın vahyettiği emirlere uymaya çağırmıştır. Bu emirlere riayet edilmesi halinde dünya ve ahiret yurtlarında mutlu olunacağı müjdesini vermiştir. Aksi halde her iki âlemde de bedbaht olunacağı uyarısında bulunmuştur.

İnsanî ilişkilerin hep ötelendiği ve ihmal edildiği, neticede kavga, cinayet ve vahşetin eksik olmadığı bir çağda hiç şüphesiz çocuk, yaşlı, kadın ve diğer masumlara karşı Hz. Peygamberin örnekliğinin, rahmet ve şefkatinin dünyanın tüm coğrafyasında yaşayan toplumlara anlatmanın önemi her zamankinden daha çok ön plana çıkmaktadır. Savaşların gölgesinde inim inim inleyen çocukların ve diğer masum insanların âhını alanlar bu dünyada ve ahirette iflah olmazlar.

Rasullah’ın dünyayı şereflendirmesinin sene-i devriyesi olan Mevlid-i Nebî Haftası’nın memleketimize ve İslam âlemine hayırlar getirmesini Yüce Mevla’dan niyaz ederim.

Cumanız ve Ömrünüz Bereketli Olsun…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.