banner214

17 Ekim Pazar gününü 18 Ekim Pazartesi gününe bağlayan akşam Mübarek Mevlid Kandili’dir. Kurtarıcımız, hidayet vesilemiz, bizi karanlıktan aydınlığa çıkaran, doğruyu gösterip yanlışlardan uzaklaşmamamızı isteyen, şefaatçimiz Hz.Muhammed Mustafa (SAV) Miladi 571 yılında dünyayı teşrif etmiştir.

O olmasaydı bizler olmazdık. O olmasaydı kainat olmazdı. Kainatın medar-ı iftiharı, Allah u Azimu’ş-Şan’ın kulum dediği Hz.Muhammed Mustafa (SAV), bizim önderimiz, kurtarıcımız, rehberimiz, örneğimiz tek insandır. Allah Resulünün kutlu doğumlarının sene-i devriyesi Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı’nca ülkemizde ve yurtdışında Mevlid-i Nebi Haftası olarak kutlanmaktadır.

Kendini O’na benzeten, kendini Allah’a sevdirmiş olur. Ondan uzak bir hayat ise, zifiri karanlıklarla dolu bir hayat demektir. O’nun sevgisi ile O’nun muhabbeti ile yanıp tutuşan insanlara ne mutlu, O’nun ümmeti olma şanına layık olmaya çalışanlara ne mutlu. Çünkü O, âlemlere rahmet olarak ve örnek alınması gereken numune-i imtisal olarak gönderilmiştir. Ayette: “(Ey ümmet-i Muhammed, ey Allah’ın kulları) muhakkak ki, sizin için Allah’ın Resulü’nde çok güzel örnek vardır” buyurular. Yani örnek almanız gereken, hayatınızı hayatına uydurmanız gereken tek numune-i imtisal O’dur.

Hadis-i Şerifte Allah Resulü: “Sizden birinize ben anne ve babasından, çocuğundan ve tüm insanlardan daha sevimli olmadığım sürece (gerçek manada) iman etmiş olamaz” buyurmaktadır. Yani mümin; babası, annesi, çocukları hatta kendi canı bir tarafa; Resulullah bir tarafa konulduğu zaman, hiç tereddüt etmeden, Resulullah’ ın eteğine sımsıkı sarılan insan olması lazımdır. Eğer böyle olursa kâmil mümin olur. Bu ise Resulün getirdiği kitaba (Kur’an-ı Kerim) ve sünnetine uyarak gerçekleşir. Yine O: “Size iki şey bırakıyorum. Bu iki şeye sarıldığınız sürece asla sapıtmazsınız, (hedefinizi şaşırmazsınız, yoldan çıkmazsınız) bunlar: Allah’ın Kitabı ve Sünnetimdir” buyurmaktadır.

Allah  (cc) ise, Haşr Suresi 7. ayette : “Allah’ın Resulü size neyi getirdiyse onu alın, neyi yasakladıysa ondan da kaçının” buyurarak sünnete ve Kur’an’a uymanın dinimizin/imanımızın gereği olduğuna işaret edilmektedir. Dolayısıyla “bu sünnetmiş, farz değil, vacip değil ki yapalım”  demek mümine yakışır sözler değildir. Unutmayalım ki Rasulullah’ın sünnetini hafife almak, gereksiz kabul etmek kişiyi küfre düşürür. Çünkü O’nun sünneti Kur’an’ın tefsiridir. Murad-ı İlâhînin açıklamasıdır.

 Allah Resulü cahil, eğitim ve görgü kurallarından uzak, okuma- yazma bilenin yok denecek kadar az olduğu, kan davalarının, kavgaların hiç eksik olmadığı, adalet mefhumunun unutulduğu, küfür bulutlarının bütün ufku kapladığı, zayıfın ezildiği, rahmet ve acıma duygularının kaybolduğu, namus ve hayanın ayaklar altında çiğnendiği, kadınların insan yerine konulmadığı, kız çocuklarının kendi öz babası tarafından diri diri toprağa gömüldüğü… bir topluluğa gönderildi.

Sevgili Peygamberimiz (sav), Allah’ın inayeti ile 23 yılda mahzûn yüzleri güldürdü, kararan kalpleri cilaladı, haksızlığın, zulmün yerine adaleti; düşmanlığın, kan davalarının yerine barış ve kardeşliği ikame etti. Kendi zamanında ve daha sonraki asırlarda kendine iman eden ümmetinden de, Allah’ın vahyettiği emirlere uymaya çağırmıştır. Bu emirlere riayet edilmesi halinde dünya ve ahiret yurtlarında mutlu olunacağı müjdesini vermiştir. Aksi halde her iki âlemde de bedbaht olunacağı uyarısında bulunmuştur.

Mevlid-i Nebî Haftası, her sene Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığınca belirlenen bir konu yurt içi ve dışında vatandaşlarımıza ülkemizin seçkin din adamlarınca anlatılmakta, Sevgili Peygamberimiz (sav) anılmaktan öte anlatılmaya ve anlaşılmaya çalışılmaktadır.

Bu seneki Mevlid-i Nebî Haftasının konusu Diyanet İşleri Başkanlığınca “Peygamberimiz ve Vafa Toplumu” olarak belirlenmiştir. Bu yıl Mevlid-i Nebî konferans ve panellerinde vefa eksenli konular ele alınacaktır. Seküler dünyada herkesin birbirine madde/çıkar gözü ile baktığı, biraz daha dünyalık kazanayım diye, Allah’ın kendisine bir emanet olarak verdiği eşi, çocukları, anne ve babası gibi en yakınlarına dahi gereken vefa, şefkat ve merhameti gösteremediği, insanî ilişkileri hep ötelediği ve ihmal ettiği, neticede kavga, cinayet ve vahşetin eksik olmadığı bir çağda, hiç şüphesiz vefa duygusunun memleketin her coğrafyasında yaşayan topluma anlatmanın önemi her zamankinden daha çok ön plana çıkmaktadır.  

Resullah’ın dünyaya teşriflerinin sene-i devriyesi olan Mevlid-i Nebî Haftası’nın memleketimize ve İslam alemine hayırlar getirmesini Yüce Mevla’dan niyaz ederim.

Cumanız ve Ömrünüz Bereketli Olsun…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner198

banner227

banner233

banner255

banner231