banner165

Kayseri’den bir hastayla başlayan virüs serüvenimiz dünyanın birçok ülkesindeki gibi artarak devam etmekte.

Virüsün aldığı ilk canı, gözyaşlarıyla, samimiyeti ve hastalığa karşı olan kararlı duruşuyla aktaran sağlık bakanı, halkın büyük bir kısmından teveccüh ve güven kazandı. Hatta muhalif birçok insan bile, sağlık sistemine ve işleyişine güvenmediklerini ama sağlık bakanı Koca’nın böyle zorlu bir kavşakta var olmasının ülke için büyük bir şans olduğunu dile getiriyorlardı.

Son yıllarda kurulan kabinelerde, kısa sürede herkesin sempatisini ve güvenini kazanan başka bir bakan ben hatırlayamıyorum. Bunda sanırım Bakan Koca’nın daha önce siyaset sahnesinde görülmemesi ve bilinmemesinin de etkisi büyük. Adı daha önce siyasetle birlikte yıpranmamıştı, kendisine duyulan saygı ve güvende bunun da rolü fazlasıyla vardı.

Nitekim Karadeniz’de Çernobille yayılan radyasyonla sayısız insanı kansere ve ölüme yenik düştü. Buna rağmen bu ülke; radyasyonun olmadığını; kameralar önünde çay içerek millete kanıtlamaya çalışan sağlık bakanları gördü.

Koca salgının başlangıcında tutunduğu samimi ve güven veren tavrıyla halkın gözünde bir şans olarak görülüyordu. Ama her geçen gün bu duygular kaygı, korku ve spekülasyonlara döndü, şu an yaptığı açıklamalar ve önlemler insanlarda soru işaretlerine sebep olmakta.

Öncelikle bundan birkaç ay önce vaka sayıları konusunda Tabipler Birliği açıklanan sayıların gerçeği yansıtmadığını ve önlemlerin yetersiz olduğunu açıkladı. Akabinde Cumhur ittifakı üyesi siyasiler, Tabipler Birliği’ni vatan haini ilan edip yargılanmalarını istediler.

Doğrusu; gün geçtikçe vakalar yayıldı ve çember daralarak insanların yakınlarına, ailelerine ve kendilerine ulaşınca açıklanan vaka sayıları hiç kimseye inandırıcı gelmemeye başladı. Ardından mızrak çuvala sığmadı ve vaka sayılarının açıklanmayacağı, sadece yatışı olan, durumu ağır hasta sayılarının tabloya yansıtılacağı söylendi.

Yani Tabipler Birliği kaygılanmakta haklıymış ve vatan haini değilmiş.

Geçen hafta da açıklanan ölü sayısının doğruyu yansıtmadığını belirten Ekrem İmamoğlu; tabloda açıklanan bir günde Türkiye geneli salgından ölen insan sayısının 50 fazlasının sadece İstanbul’da öldüğünü söyledi ve bakanlıktan açıklama beklediğini belirtti.

Geçen hafta yapılan önlemler ise gerçekten tartışmaya açıktı. Açıklanan önlemlerle virüsün yayılmasına engel olunamayacağını kestirmek için uzman olmaya da gerek yoktu sanırım.

Nitekim bu hafta içi Koca’nın kendisi de önlemin etkisiz olduğunu ve sonuç alınacak önlemlerin olmasını dilediğini belirtti.

Evet diledi. Salgının başından bu yana, salgın planlanması ve önlemler konusunda karar veren merciinin kendi olmadığını bir dolu açıklaması olmuştu.

Bizde bunun farkındayız, bu kararlar alınırken sağlıkla beraber ekonomi, siyaset birçok dinamik hesaplanıyor. Tabii bu sıralamada sağlık ne kadar öncül onu bilemiyoruz. Sonuca bakılırsa çokta önlerde değil.

Ama Koca’nın şunu fark etmesi gerekiyor, kararları kimler alıyor olursa olsun, başarı da veya başarısızlıkta fatura kendisine kesilecek. Hem siyaseten, hem de halk nezdinde. Umarım akılcı, şeffaf gerçekçi ve samimi bir şekilde bu işin üstesinden gelip, halkın güvenine nail olur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner186

banner189

banner185

banner188