Son zamanlarda bu topraklarda Hipokrat’tan bu yana insanın daha fazla yaşaması için mücadele eden, gerektiğinde canını bile riske atan doktorlar ve diğer sağlık görevlilerine karşı bazı siyasiler olumsuz tavır takındılar. Bazı kaba kuvvet taraftarları ise işi saldırı boyutuna kadar götürdü.

Doktorlara ve sağlık görevlilerine karşı takınılan bu olumsuz tavırları sağduyulu, aklı başında herkes sanırım kınıyor.

Uygulanan sağlık politikası ise başka bir derttir.

Şu Corona salgınında yurttaşlarına beşer maskeyi dahi dağıtamayanlar, doktorlar bazı gerçekleri dile getirince onları suçlamaya başladılar.

Doktorlar, sağlık konusunda mevcut sorunları ve can güvenliklerinin dahi kalmadığın dile getirmek istiyorlar.

Yanlış giden bir şeyler yok mu?

Var. Hem de her alanda yanlış giden bir şeyler var.

Türk Tabipleri Birliği üyeleri sağlık konusunda yanlışlıkları ve sağlık personelinin sorunları dile getirerek düzeltilmesini istiyorlar.

Bahçeli’de çıkmış “Türk Tabipleri Birliği derhal kapatılsın” diyor.

Neden?

Sorunları dile getirmek için eylem koymak istediler ya.

İktidar ve iktidar yandaşlarına göre hiç muhalefet olmamalı.

Kimse hataları ve eksiklikleri dile getirmemeli.

Muhalefetin uyarıları dikkate alınmalıdır.

Muhalefet eğer eleştiri yapıyor, hataları dile getiriyorsa, bundan erki elinde bulunduranlar ve yandaşları gurur duymalılar. Zira muhalefetin görevi erki elinde bulunduranların hatalarını dile getirerek bunarın düzeltilmesi için uyarmaktır. Ülke ve milletin çıkarlarını korumaktır.

Bazı çevrelere göre muhalefet yapmak büyük suç olarak algılanıyor ki, hemen kapatıp ortadan kaldırmakla sorunu çözeceklerini sanıyorlar.

Bazı siyasi çevreler ve siyasi partilerin liderleri var olan demokrasiden yararlanırken, bir yandan da onun uygulanmasından rahatsız oluyorlar.

Gerçekte ise demokrasiye inanmıyorlar.

İnansalar demokrasinin kurallarına saygılı olurlar.

Toplumsal muhalefeti susturmak istemezler.

Bu millet çok kapatmalar gördü.

12 Eylül 1980 cuntası bütün siyasi partileri, emekçi sendikalarını 23 bin kadar derneği kapattı ve birçoğunun da mal varlıklarına el koydu.

Demokrasi kesintiye uğradı.

Bundan kimler zarar gördü?

Bütün emekçi kesimler.

Demokratlar, sanatçılar, sendikacılar, yazarlar, çizerler, aydınlar, siyasiler kısaca bu milletin ezici çoğunluğu zarar gördü.

Bir süre sonra sözde demokrasiye geçildi.

Ekonomide liberalleşme başlatıldı.

Liberalleşmede o kadar ileri gidildi ki, son on yedi yılda doksan yıllık cumhuriyeti ekonomik kazanımları özelleştirme adı altında yok edildi.

Dolar karşısında Türk Lirası eridi yedi buçuk lirayı geçti Dolar.

Avro dokuz liraya yaklaştı. En son sekiz lira doksan kuruştu.

Üretim ekonomisinden tüketim ekonomisine geçildi yabancı paralar karşısında Türk Lirası oldukça değer kayıp ederken halk gittikçe yoksullaştı.

Sağlık, eğitim, haberleşe, hatta güvenlik dahi önemli ölçüde özelleştirildi.

Yabancı yatırımcı gelmediği gibi, var olanlar ve yerli yatırımcıların birçoğu da ülkeden kaçtı gitti. Turizmden eskiden olduğu gibi döviz girmez oldu. İhracatın ithalatı karşılama oranı yüzde altmışlara kadar düştü.

Bunların nedenleri araştırılıp sorunlar çözülecek yerde baskı, muhalefeti susturma, ses çıkaran sivil toplum örgütlerini kapatma tehditleri savruluyor.

Yabancı yatırımcı neden gelmiyor?

Yerli yatırımcı neden kaçıyor?

Güven sorunundan kaçıyor.

Yabancı yatırımcı da güven meselesinden gelmiyor.

Adalet ve demokrasi gerçek anlamı ile işlevini yerine getirmeye başlamadan da yabancı yatırımcı gelmeyecektir.

Bu şekilde muhalefet edenlerin sesi susturulduğu sürece gelmeyecektir.

Ülkemiz Dünya’da daha da yalnızlaşacaktır.      

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.