Bu günlerde zamanı geçmiş olsa da Aşure yaptırıp dağıtan dağıtana.
Aşure Arapça bir sözcüktür. Asıl söylenişi Aşuradır ve on demektir.
Başka bir deyimle Hicri Takvimin Birinci Ayı olan Muharrem Ayının onuncu günüdür.
İslâmiyet’ten önce de Ortadoğu’da yaşayan Yahudiler, Hıristiyanlar, Araplar ve diğer etnik
kökenden birçok halk Muharrem Ayında oruç tutar Aşure Çorbası pişirip dağıtırlardı.
İnanca göre bu gün, önemli ve insanlığın kaderini etkileyen, geleceğine yön veren olaylar
gerçekleşmiştir.
İşte bu gerçekleştiğine inanılan olaylar:
1-Hz. Âdem Peygamberin tövbesinin Allah tarafından kabul edildiği gün.
2-Hz. İbrahim Peygamberin Nemrut’un ateşinden kurtulduğu gün.
3-Hz. Musa’nın kavmini, Fıravun’un zulmünden kurtardığı gün.
4-Hz. Yunus Peygamberin balığın karnından kurtulduğu gün.
5-Hz. Eyüp Peygamberin dertlerine şifa bulduğu, yaralarının iyileştiği gün.
6-Hz. Yakup’un Oğlu Hz. Yusuf’a kavuştuğu gün.
7-Hz. Nuh Peygamberin gemisinin Nuh Tufanında karaya oturduğu gün olarak inanlır.
Bütün bunların yanında Aşureyi daha da anlamlı kılan Hz. İmam Hüseyin’in Muharrem Ayının
onuncu günü Kerbelâ’da Muaviye Oğlu Yezit’in ordusu tarafından şehit edilmesidir.
Hz. Ali’nin Oğlu Hz. Hüseyin, Hicri Takvime göre 61 yılının Birinci Ayı olan Muharrem Ayının
onuncu günü Kerbelâ’da şehit edilir. Bu Tarih Miladi Takvime göre 10 Ekim 680’dir.
Muharrem Ayı ve bu ayda tutulan oruç sonrası pişirilen aşure çorbası Aleviler için daha derin,
diğer toplum kesimleri için ise faklı anlamlara sahiptir.
Hz. Hüseyin’in Kerbelâ’da şehit edilmesi ile aynı zamanda Aleviler ve Şiiler için bir matem
orucu olmuştur. Bu nedenle de Alevi ve Şiiler için farklı bir anlam kazanmıştır.
Hz. Hüseyin’in şehit edilmesinden önce geçmiş yıllarda Muharrem Ayının onuncu günü
pişirilen Aşure Çorbası bir şenlik, bir bayram havası içinde yapılıp paylaşılıyordu. Hz. Hüseyin’in şehit
edilmesinden sonra ise bayram havasından uzak, başta 72 Kerbelâ şehitleri ve On İki İmamlar olmak
üzere bu yolda canlarını veren bütün şehitler adına pişirilip dağıtılmaya başlandı.
Aşure Çorbasının çıkışı noktasında temel anlatım, Nuh Peygamber zamanında olduğuna
inanılan “Nuh Tufanı” ile ilgili anlatımdır.
Nuh’un gemisinin karaya oturmasından sonra gemide kalan bütün yiyeceklerin geride kalan
artıkları karıştırılarak “Aşure Çorbası” pişirilerek içilmiştir.
Aşure çorbası yapılırken on iki tür besin maddesinden katkı yapılır. Buna katkısı yapılacak gıda
maddeleri yöreden yöre değişiklik gösterirse dahi ana maddeler, buğday ezmesi, şeker, fındık, susam,
kuru üzüm, ceviz içi ve benzeri maddelerdir.
Aşure çorbası Nuh’un gemisinde olduğu gibi birlik beraberlik içinde yapılıp dağıtılmaktadır.
Peygamberimiz Hz. Muhammed’in Miladi 17 Temmuz 622 tarihinde Medine’ye gitmek için
Mekke’den ayrıldı. Medine’ye varınca kısa bir zaman sonra, Medine’de yaşayan Yahudilerin,
Hıristiyanların ileri gelenleri, Medine’nin ileri gelen aşiret reisleri ile bir araya gelerek bütün
Medineliler adına“Medine Sözleşmesini” hazırlayıp imzaladılar.
Medine Sözleşmesi kurulan Medine Şehir Devletinin kırk dokuz maddelik ilk anayasasıdır.
Bu sözleşmedeki maddelerden birisinde, Yahudilerin On Tişrindeki Pehrizine karşılık,
Muharrem Ayında Oruç tutulması ve sonunda Aşure Günü düzenlenmesi de vardır. Buna göre Aşure
Günü Medine’de bütün iş yerleri kapalı tutulacaktır. Kısaca o gün bir nevi bayram ilan edilmiştir.
Bu sözleşme ile ilk İslâm Devleti kurulmuş oldu.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner291