banner165

Seneler önce, daha Mersin’de yaşadığım yıllarda, bir sabah yürüyüşünde, sahilde; bir karganın nutuk attığını duymuştum gelip geçenlere. Durup bir süre dinlemiştim. Bir süre sonra bitecek gibi olmadığını görünce yürüyüp gitmiştim.

O gün bugündür o nutuk hala kulaklarımda çınlar durur; bitmesini beklememenin laneti midir, nedir?

Bilemedim…

Dinleyebildiğim kadarını tekrar paylaşırsam lanet belki bozulur, kulaklarımdaki çınlama kesilir.

Umut bu:

“Fazla kiloların ve hareketsizliğin yarattığı sağlık sorunları dile getirilerek egzersizin önemi kitlelere duyurulup benimsetildikçe sabahın erken saatlerinde kendini yollara, parklara atan insanların sayısı günbegün arttı.

Mersin sahili boyunca uzanan parktaki yürüyüş parkuru, bu insanlara ev sahipliği yapan yerlerden biridir.

Günlerden bir gün arkadaşımla bu kalabalığın içine karıştık. Park, denizin binlerce senede oluşturduğu kumsalın acımasızca kaya ve toprakla doldurulması sonucunda yapılmış. Deniz de bıkmadan, yılmadan kumsalını geri alabilmek için parka saldırmaktadır. Parkı denizden korumak için kıyı, kendi seviyesini geçen kayalarla tahkim edilmiş.

İşte bu kayalardan en yükseğine bir karga tünemişti.

Yanından gelip geçen insanlardan korkmadan ve yüzünü onlara dönük sürekli gaklıyordu. Dönüşte de aynı yerde durduğunu ve gaklamaya devam ettiğini görünce bunda bir iş var deyip dikkat kesildik.

O ne karga bize nutuk atıyor!

 “-Ey insanlar bizler yaşayabilmek için zorlukla besin bulup, bunu yaşamak, soyumuzu sürdürmek için kullanmaya çalışırken sizler burada ne yapıyorsunuz?”

Ve devam ediyordu;

“- Besin bulduysanız neden fazla tüketiyor ve sonra burada anlamsız bir şekilde sağa sola seğirtip onu boşu boşuna harcıyorsunuz; bu nasıl mantıktır?”

Hızını alamıyor:

“- Üstelik fazla besin üreteceğiz diye toprağı, suyu kirletiyor, zehirliyorsunuz; yüz yaşından fazla yaşamamız mümkün iken bu nedenle zehirleniyor ve çok genç yaşlarda ölüyoruz.”

Nutuk attıkça karganın öfkesi de çoğalıyor:

“- Ölen sadece biz değiliz her sene açlıktan on milyonlarca kişiyi aynı akıbete uğruyor. Bir milyar yirmi milyon kişi yataklarına aç giderken bir milyar yüz elli milyon kişi fazla besin almaktan aşırı şişmanlıyor ve şişmanlığın oluşturduğu hastalıklardan ölüyor. Hani desem ki açlık, açlıktan ölmek besin azlığından peki aşırı şişman bir milyardan fazla insan ne oluyor?”

Hesap da bildiği anlaşılıyor:

“- Dünyadaki her yıl elli altmış milyar dolar harcayarak açlık sorunu çözülebilecek iken sadece ABD’de yılda on milyar dolar zayıflama diyetleri için sarf ediliyor. Siz bir de tüm dünyayı düşünün.”

Sesi daha yüksek çıkmaya başlıyor:

“- Bu dünyayı sadece kendinizin sanıyorsunuz; bitmek bilmez tüketim hırsı ile birbirinizi bitirseniz neyse, dünyayı da bitiriyor ve yanınızda, bunda hiç sorumluluğu olmayan bizleri de götürüyorsunuz. Siz nasıl yaratıklarsınız; bir anlatın bana!”

Oradan uzaklaşsak bile karganın gittikçe zayıflayan ama kulaklarımda hala devam eden sesini işitiyorduk.

Kulaklarımdaki çınlama kesilir mi dersiniz?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner185