banner214

 

Virüs ile beraber biri geçkin bir süredir sokağa çıkış yasağı ile tanıştık. Sokağa çıkış yasağıyla tanışıklığım; hayal meyal hatırladığım nüfus sayım günleriydi. Pazar günü her yer kapalı olurdu, daha önce şahit olmadığım için çok garip gelmişti camdan bakınca görülen sokaktaki sessizlik.

Sanırım devletin insanlar üstündeki güç ve kudret ve belki korkusunu o gün görmüştüm. Elle tutulmayan, gözle görülmeyen devlet, tek sözüyle herkesi evlere hapsedecek gücü elinde barındırıyordu. Neden sayma gereği duyduğunu ve bütün mahalleyi devletin bir günde nasıl ev ev dolaşıp sayacağına akıl sır erdiremiyordum.

Günün sonunda yüzü hafızamdan silinen iki memur, aklımın ermediği kağıtlardan sorulan sorulara babamın verdiği kısa cevaplar ve sarı tükenmez kalemleri kaldı bi tek aklımda.

Bizden öncekiler ise sokağa çıkış yasağını pek böyle zararsız ve sessiz sedasız yaşamamış. Darbelerle beraber gelen bu sokağa çıkış yasakları; o kuşağın aklına ölüm, hapis, sürgün, işkence ve daha sayamadığımız bir dolu haksızlık ve hukuksuzluk getirdi. O yasaklarda evleri kahverengi, lacivert takım elbiseli, gömleğinin cebinde tükenmez kalem olan memurlar değil, silahlı ve öfkeli askerler ziyaret etmiş. Soruları evde sormak yerine, çoğu nerede olduğu bilinmez işkencehanelerde sorulmuş.

Üzerinden 41 yılda geçse halka karşı olan o öfkenin acısını, etkisini ve korkusunu yaşıyoruz hala. Ne halk kendine yaşatılan bu acının hesabını sorabildi, ne de sistem kendiyle hesaplaşabildi. Bütün gerçeklerle yüzleşilip, hesapların masada kalmaması ümidiyle.

Ülkenin bildiği sokağa çıkış yasakları bunlardı. Ortalama 10 yılda bir darbeyle gelen, bir zamana kadar 5 yılda bir sayım için gelen sokağa çıkış yasağı. Son bir yıldır bunlardan farklı olarak pandemi hayatımıza soktu sokağa çıkış yasakları.

İlk açıklandığında gece vakti ne kadar panik olmuştu insanlar, bir saatte raflarda ne ekmek ne de bakliyat kalmıştı, bu sonuç geçmişin iziydi sanırım.

İlk açıklandığında birçok kişi; kitap okumak, kafa dinlemek için iyi olacağını söylemişti, hatta sosyal medyada film, kitap tavsiyeleri, yemek tarifleri havada uçuyordu.

Geldiğimiz noktada ise sokağa çıkış yasaklarını duyan işçi ve esnaf acı çekiyor. Neredeyse bir yıldır kapalı olan, siftah yapamayan biinlerce esnaf; işsiz kalan on binlerce işçi var. Artık hiçbirinin dayanacak gücü kalmadı. İnsanlar farkında; geçen sene olduğu gibi büyük tesis ve otel sahipleri için küçük esnaf ve işçiler evlere tıkılacak günlerce. Turizm zamanı gelince hiçbir şey olmamış gibi her şey belki çarpık rakamlarla yolunda gösterilecek. Turizm sezonu bitince kırmızı harita işçi ve esnafın önüne konup hesap onlardan sorulacak.

Esnafın bir nebze ümit bağladığı bayram sezonunda 18 gün dükkanını kapatan devlet; çekini, senedini, faturasını, kirasını ödemesi için bankaları açık tutuyor. Geçen sosyal medyada konuyla alakalı güzel bir cümle okudum “Mekanı kapatan hesabı öder”. Bunları ödemesi gereken bir yıldır dükkanı kapalı esnaf değil, yıllardır vergisini verdiği devlettir.

20 yıldır başta olan ve sürekli Avrupa’yı kıskandıran hükümet günübirlik bir ekonomi politikası gütmüyorsa, afet, kötü gün, kaza-bela için toplanan bin kalem vergi nerede?

Türkiye’yi kıskanan Avrupa ülkelerinin neredeyse hepsinde çalışanların ve esnafın pandemiden kaynaklı zararları zamanında toplanan vergilerle kapandı.

Türkiye’de ise 18 günlük kapanma öncesi yapılan tek yardım bir torba patatesti.

Sözü çok uzatmak istemiyorum. Geçen haftalarda ekonomik krizin sebep olduğu ve birden artan esnaf ve işçi intiharlarından bahsetmiştik. 18 günlük sokağa çıkış yasağının henüz ikinci gününde 7 işçi ve esnaf intihar etti. Biri de Mersin’in Mut ilçesinde kokoreççilik yapan bir yurttaş.

Hatalarıyla yüzleşmeye korkmayan bir halk ve sistem ümidiyle. Ölen insanlarımıza Allah’tan rahmet, ailelerine sabır, bazılarına vicdan, bizlere de fehm diliyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner198

banner216

banner211