banner214

Öfke; sevgi, mutluluk, üzüntü, korku gibi en temel duygularımızdan biridir. Öfke, son derece normal ve yaşamın sürdürülmesi için gerekli bir duygudur.  Öfke, uyarıcı bir işarettir. Öfke, kişiyi tehditlere karşı uyarır ve kendisini korumasına olanak sağlar.  Öfke, sağlıklı olarak yaşandığında son derece işlevsel olabilen bir duyguyken, kontrol edilemediğinde hem kişi hem de çevresi için oldukça zararlı olabilen bir duygudur. "Öfke Kontrolü" öfkeyi doğru ifade etme becerisidir. Öfkeyi kontrol etmenin amacı, insanın bu duygusunu saldırgan davranışlara dönüştürmeden, kendisine ve çevresine zarar vermeden doğru olarak ifade etme becerisini kazanabilmesidir.

İçinde bulunduğumuz zorlayıcı yaşam koşulları, güvenliğin ve sosyal güvencelerin yetersiz oluşu, pandemi süreci ve ekonomik koşulların aileleri zorlaması insanları daha gergin, sıkıntılı, çaresiz ve engellenmiş hale getirmektedir. Kişiler bu engellenmelerin sonucunda kronik olarak uyarılmış ve gerilmiş hale gelebilmektedirler. İstediğine ulaşamama, engellenme, beklentilerinin karşılanmaması, hayal kırıklıkları, yetersizlik duygusu, acizlik, korku, endişe, yalnızlık, itilmişlik, bir takım haksızlıklara veya saygısızlıklara maruz kalma, doğru anlaşılamadığını hissetme vs. durumlar öfkeyi ortaya çıkaran nedenlerdir.

Çocuklar üzerinde yapılan araştırmalarda televizyonda şiddet içerikli filmler, haberler, müzik klipleri ve şiddet içerikli oyunların çocukların öfkeli ve saldırgan olmalarında etken olabilecekleri saptanmıştır.

Öfke halinde kabul görmediğini, reddedildiğini, tehdit altında olduğunu, aşağılandığını düşünmekle birlikte; kalp atışlarının artması, solunum düzensizliği, terleme, baş dönmesi, mide ağrısı, ses tonunun değişmesi, tekme ya da yumruk atma, vurma, nesneleri kırma, kızgınlık, tükenmişlik ya da çaresizlik duygusu örnek gösterilebilir.

Başkalarından uzak durma ve onlarla iş birliğini reddetme, sessizlik, unutkanlık psikosomatik hastalıklar, depresyon ve suçluluk duyguları, kazaya yatkınlık, işbirliğine karşı direnç, bağımlılık davranışları, aşırı alttan alma, çekingen davranma, ağlama, şiddete ve suça yönelik fanteziler içinde bulunma, yoğun bir rahatsızlık ve stres altında olma duygusu, mutsuzluk ve gerginlik, güceniklik ve ruhsal acı çekme duygularının varlığı gibi belirtiler ise öfkenin dolaylı olarak ifadesini içeren belirti ve işaretlerdir.(1)

Öfke davranışını kontrol etme yönündeki bir kısım çalışmalar basit davranışlar ve düşünceler üzerinde durmaktadır.(2)

Bu tür yöntemlerde; kişinin öfkeli ve saldırgan olabilen davranışlarını besleyen çevresel özelliklerin değiştirilmesi, daha uygun davranışların kazanılması, düşmanca ve suça yönelik fantezilerin azaltılması ya da durdurulması, öfkenin kaynaklarının ve sonuçlarının kaydedilmesi, saldırgan davranışların dikkatin dağıtılması ya da espri yoluyla azaltılması gibi sonuçlar hedeflenmektedir.  İstenmedik bir şekilde ortaya çıkan öfke davranışında, engellenmenin ve stresle baş etme becerilerindeki sınırlılığın yetersiz olduğu durumlarda; stresle baş etme, engellenmeye tahammülün arttırılması ve gevşeme gibi yöntemler kullanılarak öfke davranışı kontrol edilmeye ve azaltılmaya çalışılmaktadır.(3)

Öfke davranışlarının ortaya çıkışında, kişilerarası ilişkiye ait birçok sorunun ve yetersiz problem çözme becerilerinin etkili olduğu bilinmektedir. Bu durumda öfkeden korunmayı ve azaltmayı hedefleyen bazı yaklaşımlarda etkili iletişim becerileri, güvengen (atılgan) davranışların kazanılması, sosyal beceri eğitimi, problem ve çatışma çözümleri, sosyal desteklerin kullanımı, empatik olma ve duygusal kontrolün arttırılması gibi kişilerarası ilişkilerde etkin olmayı kolaylaştıran beceri eğitimleri önemsenmektedir.(4)

Öfkenin azaltılmasında kullanılan bir diğer tür yaklaşım da düşünce, duygu ve davranış üçlüsüne müdahale eden, bilişsel yöntem ve tekniklerdir. Bu müdahalelerdeki temel amaç daha çok öfke davranışına ait gerçekçi ve fonksiyonel olmayan otomatik düşünceleri belirleyerek, bunları gerçekçi ve fonksiyonel olan alternatif düşüncelerle değiştirmeye ve denetlemeye yöneliktir.(5)

Kaynakça:

1. (Madlovv 1972, Hankıns 1993)

2.(Lando ve Donnersteın 1978, Zıllmann 1979, Moon ve Eısler 1983, Aranson 1984, Levvıs ve Bucher 1992)

3.(Novaco 1975, Leventhal 1984, Meıchenbaum 1985, Suınn 1990)

4. Lerner 1985, Greenberg 1992

5. Aronson 1984, Ellıs ve Lange 1994, Ellıs 1997

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner198

banner227

banner233

banner255

banner231