banner165

Gün geçtikçe artan toplumsal şiddet olaylarının kapımıza kadar dayandığının farkında mıyız?

Gazetelerin üçüncü sayfalarında okuduğumuz şiddet içeren haberlerin gerçekten yaşandığına gün geçtikçe daha çok inanır olduk.

Oğlu ile kavga eden 14 yaşındaki iki çocuğu, okul servisinde silahla vurarak, onların ölümüne neden olan babanın haberini okuyunca toplumsal şiddetin önlenmesinde öfke kontrolünün önemini daha iyi anlamaya başladım. Günümüzde, insanların olaylar karşısında sakin kalabilmelerinin önemli bir beceri haline geldiğini görüyoruz.

Öfke nedir?

Öfke, istenmeyen durumlara karşı yaşanılan temel duygulardan biridir. Çoğunlukla engellenme, haksızlığa uğrama, adaletsizlik, eleştirilme, hafife alınma, dalga geçilme, gibi rahatsız edici durumlar karşısında bireylerin kendilerini savunmak için geliştirdiği duygu durumudur. Bir savunma mekanizmasıdır aslında. Öfke genellikle planlanarak ortaya çıkmaz.

Modernleşen toplumlarda kaynakların sınırsızca tüketilmesi, teknolojik gelişmeler sonucunda bireyselleşmenin artması ve değişen hayat düzenine ayak uydurabilmenin zorlaşması gibi nedenlerle insanlar sürekli stres altında bulunmaktadırlar. Bu durumlara ek olarak Covid 19 salgının yarattığı korku ve endişe de insanların davranışlarında ani değişmelere ve tahammül güçlerinin azalmasına neden olabilmektedir.

Şiddet nedir?

Şiddet bireylerin öfkelerini kontrol edemeyerek saldırı haline geçme durumudur. Yani bir duygu durumu değil davranış şeklidir. Şiddetin önlenebilmesi için öncelikle öfke kontrolünün sağlanabilmesi gerekmektedir. Yapılan araştırmalar öfkenin eğitimler sonucunda kontrol altına alınabileceğini göstermiştir. Bu noktada çocuklarımıza yaşadıkları bir çatışmayla ya da bir problemle nasıl baş edebileceklerine ve nasıl çözebileceklerine yönelik becerilerin öğretilmesi gerekmektedir.

‘Ağaç yaşken eğilir’ atasözünden yola çıkarak toplumsal şiddetin önlenebilmesi için davranışsal olarak sağlıklı çocuklar yetiştirmemiz gerekmektedir. Ebeveynler çocuklarına iyi bir model olabilir ve onları sevgi ile büyütebilirlerse çocuklarımız da sosyal ilişkilerinde uyumlu ve problemler karşısında sakin kalabilirler.

Çocuklarımızda öfke duygusu gelişimsel dönemlerin doğal bir parçasıdır. Çocuklarda genelde 2 yaşından itibaren öfke sorunları görülebilir. Bu dönemlerde görülen öfkenin kontrol edilememesi durumu yetişkinlikte yaşanan öfke problemlerinin kaynağını da oluşturabilir.

Okul öncesi dönemde çocuklarda öfkeli davranışlar genellikle: yapmak istediklerini yapamadıklarında, istemedikleri şeyler zorla yaptırıldığında, yorulduklarında, aç kaldıklarında, kendilerini ifade etmekte zorlandıkları zamanlarda görülür. Okul çağında ise, bastırılma durumunda, anne baba arasında problemler yaşandığında, dışlanma ve ayrımcılık gibi durumlarda, fiziksel farklılıkların kusur olarak görülmesi ve alay edilmesi gibi durumlarda sıkça görülür. Bunların dışında, çocukların ebeveynleri ile ilişkilerindeki olumsuzluklar, aşağılanma, istismara uğrama, kişilik bozuklukları ve ilgi görmemek gibi durumlarda erişkinlikte öfke nöbeti şeklinde kendini gösterebilir.

Son dönemde yapılan bazı araştırmalar, Covid 19 salgını döneminde çocuklarda görülen öfke problemlerinin arttığı yönünde tespitlere yer vermişlerdir. Çocukların günlerce evlerinden dışarıya çıkamaması, sosyal ilişkiler kuramaması, enerjilerini harekete çevirememeleri ve bunlara ek olarak günün önemli bir kısmını tv karşısında geçirirlerken şiddet içeren içerikleri izlenmeleri, şiddet içeren bilgisayar oyunlarını oynamaları, ebeveynlerinin olumsuz davranışlarını modellemeleri gibi durumlar nedeniyle bu dönemde çocuklarda öfke patlamalarının arttığı belirtilmiştir.

Normalleşme sürecine girilmesi ile okullarına dönen çocuklarda salgının izlerini görmek mümkündür. Çocuklarda görülen endişe ve korku durumu onların davranışlarını da etkilemektedir. Özellikle ailesinde Covid 19 vakası yaşanan öğrencilerde kaygı düzeyinin daha yüksek olduğu görülmektedir. Diğer yandan uzun süre evlerinde kalan ve sosyalleşemeyen öğrencilerin davranışlarında aşırıya kaçma eğilimi görülebilmektedir. Bu durumdaki öğrencilerin oyunlarında da saldırganlığa ve şiddet eğilimine rastlanabilmektedir.

Çocuklarımızın salgın döneminde yaşadıkları kaygı ve korku gibi durumların yansımalarının yıllar sonra ortaya çıkması beklenebilir. Bugün gerçekleşen olumsuzlukların gelecek yaşantıları etkilemesi ihtimali oldukça yüksektir. Bu nedenle alınacak önlemlerle hem çocuklarımızın hem ailelerimizin hem de toplumumuzun öfke kontrolünü öğrenmesi sağlanırsa yaşanabilecek şiddet olaylarının önüne geçilebilecektir.

Bu dönemde çocuklara ve ailelerine verilebilecek psikolojik destek oldukça önemlidir. Yüz yüze görüşmelerin zor olduğu bu günlerde psikolojik destek görüşmeleri çevrimiçi olarak da düzenlenebilmektedir. Alanında uzman kişilerin sunacağı psikososyal desteğin toplum sağlığına katkıları yıllar sonrasında da kendini gösterecektir. Toplum sağlığını ilgilendiren bu konuda yeterli desteğin sağlanabilmesi için devlet kurumların ve STK’ların ortak çalışmaları desteklenmelidir.

Okullarımızda ise öğrencilerimize psikolojik danışman ve rehber öğretmenler aracılığı ile destek verilmeye çalışılmaktadır. Yapılan bu çalışmaların olumlu etkileri görülmektedir. Okullarımızda verilen bu hizmetten tüm öğrencilerin ve dolaylı olarak ebeveynlerinin faydalanabilmeleri için gerekli imkanların sağlanarak, çalışmaların desteklenmesi gerekmektedir.

Unutulmamalıdır ki;

Ruhun kusurları vücuttaki yaralar gibidir. İyi etmek için ne kadar itina edilirse edilsin daima iz bırakırlar ve her zaman tekrar açılma tehlikesine maruzdurlar (La Rochefaucauld).

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner198

banner209

banner211