banner214

Orta direk sözünü duyduğunuzda zihninizde bir yapıyı ayakta tutan, sağlam, temel malzeme aklınıza gelebilir. Aslında doğru bir tasvirdir bu. Bir çadırın orta direği o çadırın ayakta olma sebebidir. Yelkenli bir geminin orta direği onu dengede tutan ana etmendir. Terazinin orta direği ne fazlaya ne aza meyil tutar. Sadece hakkı gözetir. Ekonomik olarak da bir ülkeyi ayakta tutan orta direktir. Nedir ya da kimlerdir bu orta direk? TDK’nın tanımına göre, toplumun memur, emekli, küçük esnaf, çiftçi gibi "düşük ve sabit gelirli" kişilerden oluşan kesimidir. Orta direk, toplumun geniş bir kesimini kapsar ve buna bağlı olarak ülke ekonomisinin ve siyasetin önemli aktörlerindendir.

Ne bir küçümseme ne de bir büyük görme içerir bu tabir. Olanla yetinenleri anlatır. Belki çocuğunun ayakkabısı pahalı markalardan değildir ama çocuğunun ayağında ayakkabı da eksik olmaz. Tok karınla keyfi yemek yiyenlerden değillerdir ama aç da kalmazlar hiçbir zaman. Emek harcamadan mal sahibi olanlardan değillerdir. Paradan para değil, alın teri ile para kazananlardan yani üretenlerden bahsediyorum.  Birçoğumuzu bugünlere getiren anne ve babalarımızdan bahsediyorum. Yani ekonomik olarak ne çok zengin ne de fakir olan orta sınıftan…

Orta sınıf bir ülkede ekonomik dengenin göstergesi olarak görülebilir. Toplumda orta sınıfta yaşayanların oransal büyüklüğü ne kadar fazla ise gelir dağılımındaki adaletsizlik o kadar az olarak görülebilir. Yani bireysel zenginleşme yerine toplumsal zenginleşme daha adil olarak değerlendirilmektedir. Kişi başına düşen gelirin adil olarak paylaştırılması ile toplumun geniş bir kesimi asgari geçim sınırının üstünde bir yaşam sürebilir.

Ancak insanoğlunun hırsları eşit paylaşım konusunda her zaman adil olamayabilir. Tüketim üzerine kurulan ekonomilerde en çok tüketen en çok kazanan olmalıdır. Bu nedenle de insanoğlu sınırsız istek ve ihtiyaçlarını karşılayabilmek için toplumdaki gelirden en çok payı alan olma çabasına girer. Bu çaba uğruna diğer insanları kullanmaktan da geri kalmazlar. Birçok insan tek bir insanı zenginleştirmek için çabalarlar.

Ekonomi politikalarının da orta direk üzerindeki etkisi oldukça fazladır. Özellikle insanların alım gücünü etkileyecek kararlar ve durumlar orta direği düşündüren konulardır.

Ülkemizde son yıllarda orta direk tabiri ortadan kalkmaya başlamıştır. Gelir dağılımında görülen adaletsizliklerden dolayı küçük bir zümre zenginleşirken toplumun büyük bir kısmını oluşturan orta sınıf yok olmaya başlamıştır. Yok, olma derken, orta sınıfında zenginleştiği aklınıza gelebilir ancak durum tam olarak öyle değildir. Orta sınıf gün geçtikçe fakirleşen ve asgari geçim sınırının altında yaşayan insanlar haline dönüşmüştür.

Son günlerde finansal piyasalarda yaşanan dengesiz durumlar da orta direğin fakirleşmesini daha da hızlandırmıştır. Çalışanın geliri sabitken, yaşanan gelişmeler sonrasında A’dan Z’ye tüm ürünlerde meydana gelen fiyat artışları alım gücünü daha da düşürmüştür. Emeğin değeri ucuzlamış, zengin daha zengin olurken orta direk karnını doyurabilmenin telaşına düşmüştür.

Ülkede belli bir kesim zevki sefa sürerken, orta tabakanın büyük bir kesimi de pazar artıklarını toplar hale gelmiştir. Ekonomiyi yönetenlerin aradaki uçurumu görememesi sonucunda da gelir dağılımındaki makas daha da açılmıştır.

Yeni yıl yaklaşırken çalışanların maaşlarına yapılacak zam da konuşulmaya başlandı. Sendikalar, işverenler ve devlet oturup vatandaşın kaç ekmek alabileceğini belirleyecekler. Emekçi biraz fazlasını isterse işverenler ve devlet hemen boş kasayı göstererek ‘olsa verirdik’ diyecekler. Sonra çalışanın elini taşın altına koyması ve ülke ekonomisine sahip çıkması istenecek. Sendikalarda bunu milli bir mesele olarak algılayıp verilen sadakayı kabul edecekler. Yani sonu belli bir senaryo bizi bekliyor.

Emekçilerin zorunlu fedakârlığı ile devam edecek geçim sıkıntılarına karşın yeni yılda devlet yetkililerine alınacak son model makam araçlarının ülkemizin itibarına kazandıracağı değerin vereceği huzuru düşünerek yazımı bitirmek istiyorum.

Unutulmamalıdır ki;

“Çalışmadan, yorulmadan ve üretmeden, rahat yaşamak isteyen toplumlar; evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini daha sonra da istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkûmdurlar.” Mustafa Kemal ATATÜRK

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner198

banner227

banner233

banner255

banner231