banner437

Osmanlı tarihe karışalı yüz yıl olduğu halde, halen o dönemin yönetim şeklini arzu
edenler var. Bilmezler ki, Osmanlı İmparatorluğun döneminde birçok alanda yasaklar konur.
Bazı yasaklara insanın gülmemesi mümkün değildir.
Bu yasaklardan bazılarını şöyle sıralamak mümkün:
Gayri Müslimlere cariye ve köle ticareti yasağı vardır.
İstanbul alındıktan sonra Üsküdar’da büyük bir köle pazarı kurulur. Bu pazarda
Müslüman dininden olmayanlara köle ve cariye satışı yaptırılmaz. Bu alanda ticaret işini
yalınız Müslüman Dininden olanlar yapabilir.
Dördüncü Murat zamanında (1622-1640) tütün ve içki kullanımı yasaklanır. Tütün
kullanmanın cezası ölümdür.
Osmanlı’da yatsı ezanı ile sabah ezanı arasındaki zamanda, ayaklanma korkusu
nedeniyle geceleri sokağa çıkılması yasaklanır.
Kadın ve erkekler birlikte aynı kayığa binemezler. Bu yasak, Fatih Sultan Mehmet
zamanında (1451) konmuş ve İkinci Abdülhamit zamanın sonuna kadar (1909) devam
etmiştir.
Osmanlı’da kadınların Eyüp da kaymakçı dükkânlarına girişi ve Çingenelerin ata
binmesi ve kısrak beslemesi yasaklanır.
Patrona Halil isyanı patlak verdikten sonra, 28 Eylül 1730 yılından itibaren Arnavutlara
hamamda tellallık işine yasak getirilir.
Halka açık yerlerde, özellikle de kahvehanelerde devletle ilgili konuların konuşması
yasaktır. Kanuni Sultan Süleyman’ın Padişahlığı zamanında ise, 1554 yılında, toplumda sosyal
hayatta değişiklik yaptığı için kahvehaneler tamamen yasaklanır.
1821 yılından itibaren, Padişah İkinci Mahmut zamanında evlerde çeşidine yasak
konur.
1826 yılında İstanbul’a, İstanbul dışından gelen bekâr erkekler kefilsiz İstanbul’a
giremez, yasaktır.
Bütün bu yasakların yanında, 34. Osmanlı Padişahı ve 113.İslam Halifesi olan, Yeni
Osmanlıların överken ayaklarını yerden kestirdiği İkinci Abdülhamit öyle yasaklar koymuş ki,
yeryüzünde belki de eşi benzeri görülmemiştir.
Dünyada bilimsel gelişmeler, ekonomiyi ve toplumda sosyal değişimi etkilerken,
Osmanlı bakın neleri yasaklıyor?
Padişah İkinci Abdülhamit’in yasakladığı kelimelerden bazıları:
“Millet, Reşat, Murat, vatan, dolap, isyan, zulüm, izah, ihtilal, yıldız, hücre, anarşi,
içtima, cemiyet, tamam, hitam, denaat( alçaklık), suikast, hal( halletmek, çözmek.) Müşveret
(danışma, firar, hafiye, nefşedet (fesatçılık), meşveret ( başkasına fikir sormak, danışmak).
Adalet, mensup, mecnun, asi, gözde, kaval( burnu çağrıştırdığı için İkinci Abdülhamit’in burnu
büyüktür).
Hamit (Hamdi denmesi gerek), hain, çete, taraftar, musilet, mahkûm, gasp, rüya, riya,
dinamit, bomba, zeval, konferans, miting, istiklâl, içtihat, cumhuriyet, Jön Türk, buhran,
sükut, vesvese, nefiy( yok eden, ortadan kaldıran.)
Kıyam, irtikâp, irtişa, kırsal, siyaset, iclâs(topluluk) ve ihrar (hür ve özgür olan kişi.)”(*)
Bu sözcüklerin kullanılması İkinci Abdülhamit zamanında (1878-1909) yasaklanmıştır.
Otuz bir yıl İkinci Abdülhamit ülkeyi tam bir demir yumrukla yönetti.
Atatürk ve silah arkadaşlar, yüce milletimiz, o yoksulluk döneminde Dünya’da
emperyalizme karşı ulusal kurtuluş savaşı verdi ve başarılı oldu.
Ama ülkenin ve milletin durumu hiç de iyi değildi.
Savaştan sonra yapılan devrimler ekonominin düzeltilmesi, uygarlık yolunda
ilerlemenin sağlanması için işte bu yasaklara karşı yapıldı.

Cumhuriyet devrimlerinin önündeki en önemli engel, Osmanlı toplum yapısının
kalıntıları ve tavsiye edilemeyen feodalizmdir.
Günümüzde halen bunu görüyor ve yaşıyoruz.
Osmanlı hayranları tarihimiz çok iyi okumalılar.
Toplum olarak da cehaletten kurtulmak zorundayız.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner418

banner430

banner432