banner165

“Partiye geldiğinde bana uğrasın, konuşacaklarım var.” demiş. Kapısını çaldım. “Girin” diye seslenince içeri girdim. Oturduğu koltuğun yönünü denizden tarafa çevirmiş, dirseği masada, avuçlarıyla yüzünü kavramış bir şekilde pencereden dışarıyı izliyor.

“Başkanım beni çağırmışsınız.”

“Evet oğlum çağırdım.” Önündeki sümenin içinden CHP antetli iki ayrı A4 kağıdı çıkardı:

“Oğlum şuraya otur, iki yazıyı da oku.” Genel Merkez’den Ecevit imzalı yazıyı elime alınca: “Önce benim Genel Başkan Bülent Ecevit’e yazdığım mektubu oku.”

“Peki başkanım.” dedim. İl başkanımız Abdurrahman Terzili’nin (1980 öncesi iki dönem CHP il başkanlığı yaptı.) Ecevit’e yazdığı mektubu okumaya başladım. İl ve merkez ilçe gençlik kollarında görev yapan gençlerin tamamına yakınının işsiz olduğunu, büyük fedakârlık yaparak CHP’nin bütün etkinliklerinde başarıyla görev yaptıklarını, bıçaklandıklarını, karakollarda dayak yediklerini içeren bir mektuptu. Genel Başkan Bülent Ecevit’in mektubu da buna cevaben yazılmış, Belediye Başkanı Kaya Mutlu ile görüşülerek il ve merkez ilçe gençlik kolları yöneticilerinin belediyede işe başlamaları sözünü aldıklarını vurguluyordu.

Belediye Başkanı Kaya Mutlu ile merkez ilçe başkanı Bülent Olgun’un arası açıktı. Örgütten yana tavır koyan bizler belediye binasının önünden bile geçmiyorduk. Birkaç gün sonra parti katibimiz Mehmet Ali Sakar belediye başkanı Kaya Mutlu’nun aradığını, belediyede işe girecek gençlik kolları yöneticileri ile görüşmek istediğini, Perşembe günü saat 18.00’da makamında beklediğini söyledi. Hemen il ve merkez ilçe gençlik kolları yöneticilerimizden işsiz olanların listesini çıkardık. İşi olanların yerine yedeklerden ekleme yaparak yirmi iki kişilik listeyi hazırladık. Başkan Kaya Mutlu’nun odasında buluştuk. Parti içi seçimlerde kıyasıya mücadele ettiğimiz, karşı karşıya geldiğimiz Kaya Mutlu düğmesini iliklemiş, ayağa kalkarak hepimizin elini sıkıyordu. Yerlerimize oturduk ama bazı arkadaşlarımızın ellerinde tespih, ayak ayak üstüne atmışlar, Kaya Mutlu’ya dönerek: “Bizleri işe alsanız bile kongrelerde size karşı olmaya devam edeceğiz.” diyorlardı. Başkan Kaya Mutlu da uzun uzun belediyeciliği anlatarak ileriki yıllarda Mersin’i yönetecek kadroların aramızdan çıkabileceğini, Genel iktidarda devletin değişik kademelerinde bürokrat olarak sorumluluk alabileceğimizi, bunun da CHP iktidarını pekiştireceğini ikna edici bir dille vurguladı. Evraklarımızı tamamlayınca işe başlayabileceğimizi, ilk üç ay Moda ve Tekstil Fuarı’nda görevlendirileceğimizi anlattı.

Başkan Kaya Mutlu’nun bu iyi niyetli tavrını beklemiyorduk. Kuşkularımız dağılmaya başlamıştı. Bizlerin sert tavrına rağmen kızmadan ayrıntılı açıklamalar yapıyordu.

Dışarı çıktık. Toplu halde CHP’nin Yaşat İşhanı’ndaki Ramazan Abi’nin (Kaya) işlettiği temsilciğe geçtik. Birkaç saat süren tartışmadan sonra hep birlikte işe girmeye karar verdik.

***

Zorlanmaya başlamıştık. Orman İşletme Müdürlüğü’ne bağlı Çavuşlu ve Kızılbağ depolarında yangıncı olarak çalışan gençlerin çalışma süreleri bitiyordu. Zirai Donatım Kurumu’nun gübre getirdiği gemilerde puantörlük yapanların işine son verilmişti. Çukobirlik’te çalışanlar şanslı azınlıktı.

Artık baskıyı daha çok hissediyorduk. Parti binamız bombalanıyor, kurşunlanıyor, arkadaşlarımız dövülüyor, geceyi karakollarda geçiriyorlardı. Babamın evin damına yaptığı kışlık yiyecekleri koyduğumuz depo çok sayıda arkadaşımızın geceleri barındığı, saklandığı mekâna dönüşmüştü. Bir gün 23 Evler kavşağından partiye doğru yürüyerek gelirken iki genç bana doğru koşarak saldırmak istedi. Bir elimle attığı yumruğu kesmeye çalışırken diğer elimle yumruk atıyordum. Kaba etimde bir ağrı hissettim, önemsemedim. Parti binasına geldiğimde ilk defa o gün giydiğim beyaz pantolon kırmızı renge bürünmüştü. Öğretmen çocuğu olan Mesih Yörük arkadaşımız Cengiz Ayhan isimli katil tarafından şişlenerek öldürülmüştü. 12 Eylül faşizmine giden yollara taş döşeniyordu.

Evraklarımızı tamamlayarak topluca Personel Müdürlüğü’ne teslim ettik. Artık ‘Uluslararası Tekstil ve Moda Fuarı’ kapsamında Atatürk Parkı’nda işe başlamıştık. İnsanlarımızın güvenliği için dikkatli olacaktık. Ekonomik anlamda biraz rahatlamıştık. Ayda beş yüz lira para vererek orada da bütçe oluşturmuş, zor durumdaki arkadaşlarımızı sahiplendiğimiz gibi cezaevindeki arkadaşlarımıza da yardımcı olmaya çalışıyorduk.

Artık aktif siyasetin içinde değilim. Dağları geziyorum. Dostlarla birlikte yaylalarda kır kütüphaneleri açıyorum.

Gezdiğim yerlerde CHP’lileri çok mutsuz görüyorum. Kendilerini dışlanmış, ötekileştirilmiş görüyorlar. CHP’ye üye olmanın, delege olmanın kırsalda AKP’ye meydan okumak olduğuna vurgu yapıyorlar, hak veriyorum.

CHP’lilere, yüzü sola dönük insanlara sırtını dönen, adam yerine koymayanlar çok dikkat etmeliler. Nefesimiz enselerinde olacak.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner186

banner189

banner185

banner188