banner214

GİRİŞ

Anayasa, özel hayatın, aile hayatının ve haberleşmenin gizliliğine dokunulmamasının ne olduğunu, gizliliğin kapsamının ve sınırlarının neden ibaret olduğunu söylememiştir. Ancak bu husus Özel hukukta “Kişilik hakları” olarak ifade edilmektedir.Emniyet Genel Müdürlüğü, yayımladığı genelge ile Kolluk personelinin kamusal alanda görev yaptıkları esnada görüntülerinin alınmamasını, devamla kayda alanların ‘basın görevlileri’ dahi olsa engelleneceğini belirtmişti.

 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu “Özel hayatı” ve “Hayatın gizli alanını” cezai himayenin konusu yapmıştır. Türk Ceza Kanunu’nun 132. maddesinde, haberleşmenin, devamla olarak 133. maddede, kişiler arasındaki konuşmaların gizliliğinin ihlalini suç sayarken, özel hayatın gizliliğinin ihlalini 134. maddede suç saymaktadır.

Ankara Barosu’nun 2009 yılında 4. Sayısında da belirtmiş olduğu şekilde, gizlilik herkes bakımından farklılık arz etmektedir, elbette herkes kanun önünde eşittir. Ancak toplum hayatı işbölümünü zorunlu kıldığı içindir ki, herkesin kamuda farklı bir konumu bulunmaktadır. 5237 Sayılı TCK, özel hayatın gizliliğine ilişkin görüntü ve sesleri ifşa etmeyi yasaklamaktadır. Kanun, gerekçede ifşa etmenin ne olduğunu açıklamamıştır. İfşa etmek, sözlükte, gizli bir şeyi açığa çıkarma, yayma olarak tanımlanmaktadır. Böyle olunca, özel hayatın gizliliğine ilişkin görüntü veya sesin, bir kimsenin yahut birçok kimsenin bilgisine sunulması, herkesin görmesinin, işitmesinin sağlanması, ifşa etmek olmaktadır.

Ancak bilindiği üzere, Emniyet Genel Müdürlüğü birkaç gün önce ‘kolluk kuvvetlerinin görev yaptıkları esnada görüntülerinin alınmamasına ilişkin’ bir genelge yayımladı ve de bu genelge ilk günden pek çok soruna sebebiyet verdi. Her ne kadar Emniyet Genel Müdürlüğü’nün çıkarmış olduğu genelgede aslında kolluk personellerinin özel ve de giz alanından- yaşamından bahsedilmiş ise de; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin bu konu özelinde daha önceleri vermiş olduğu karara bakmak gerekir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi basın ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçları arasındaki ilişkiye değinerek, “Diğer bir anlatımla basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma, yönlendirme yetki ve sorumluluğuna sahiptir. Bunun içindir ki, basının yayın yaparken, yaptığı yayından dolayı hukuka aykırılık teşkil edecek olan eylemi, genel olaylardaki hukuka aykırı olan eylemden farklılıklar taşır. İşte bu farklılık ve ayrık durum gözetilerek yapılan yayının hukuka aykırılık veya uygunluk sınırı belirlenmelidir” şeklinde hüküm kurarak, aslında çok daha önceleri bu konuyu güvence altına almaktadır.

Çünkü bilindiği üzere, kamu yararı bulunduğu, toplumu ilgilendirdiği oranda bu kişilerin hayat öyküleri ve yaşamları, basın tarafından yayın konusu elbette ki yapılabilecektir. Çünkü kamunun haber alma hakkı, kural olarak üstün kamusal yarar olarak öncelikli kabul edilir ve bu kişilerin özel yaşamına ilişkin hususların basında yer alması, kişilik hakkının ihlali sayılmaz.

Mevcut durum itibariyle Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun da bu konu özelinde uzunca zamandır benimsemiş olduğu şekilde, yayımlanmasında kamu yararı bulunan, gerçek ve güncel bir haberin veya eleştirinin- toplumsal bir olayın ve de kolluk personelinin görev yaptığı esnada, toplumu ilgilendiren en ufak hareketin, özle biçim arasında denge kurulmak suretiyle verildiği durumlarda, manevi tazminat sorumluluğunun temel öğesi olan “hukuka aykırılık” gerçekleşmeyeceğinden, basının sorumluluğu da söz konusu olamayacaktır. Çünkü Anayasa’nın 13. Maddesi gözönünde bulundurularak, özel hayatın gizliliğinin sınırlanması diğer pek çok alanda ve konuda olduğu gibi mümkün olmakla beraber, sınırlamada öngörülen MEŞRU AMAÇ GÖZÖNÜNDE BULUNDURULMALI- HUKUKEN KORUNMASI GEREKEN ÜSTÜN DEĞER İLE BİRLİKTE ADİL BİR DENGE KURULMALIDIR.

 

Ankara Baros Dergisi/ Sayı 4 Yıl 67

 Ankara Baros Dergisi/ Sayı 4 Yıl 67

REİSOĞLU (Kişilik Haklarının Korunması), 301; ZEVKLİLER/ACABEY/ GÖKYAYLA, 471-472.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.